“Kokoreççi hafız”dan Türkiye 4.lüğüne

“Kokoreççi hafız”dan Türkiye 4.lüğüne

Mehmet Ali Karadaşlı, 1977 Bolu Gerede doğumlu.
1986 yılından bu yana İzmit’te yaşıyor.
Diyanet personeli.
İzmit Alikahya Fatih Camii imam hatibi.
Aynı zamanda hafız.
Hafızlığı Körfez Tütünçiftlik Merkez Kuran Kursunda yapmış.
1997 yılında İzmit İmam Hatip Lisesinden mezun olmuş.
Ardından Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirmiş.
Yüksek lisans yapmaya hazırlanıyor.
Aynı zamanda Türk Diyanet Vakıf Sen Kocaeli Şubesinin başkan yardımcısı.
Mehmet Ali Hoca’nın ilginç bir hayat hikayesi var.
Kendisinden dinleyelim mi?

HAMALLARINDANDI
“2005 yılında vekaleten imamlığa başladım. 2007 yılında KPSS ile kadroya girdim. 12 yıldır Diyanet camiasının içindeyim. 2005’ten önce ise…
İstiklal Caddesinde kuru yemişçilik, Kapanönü’nde kokoreççilik yaptım. İzmit’in sokaklarını iyi bilirim. Esnaflarını iyi bilirim. Kentin içinden çıkmış, ticaretini koklamış, hayatı görmüş, sonrasında da babasının duası karşılık bulmuş bir insanım.
Benim babam Ankara Caddesinin (Şimdiki tramvay güzergahı, Fevziye Camii arkası) hamallarındandı. O dönemde memleketten buraya geldi. Rençperliğin dışında kalan vakitlerinde İzmit’te hamallık yaptı, köy ve şehir hayatını bir arada götürmeye çalıştı.

“İMAM OLMAYACAĞIM” DEDİM
Babam imam değildi ama görev ehliydi. Hoca olmadığı zaman camide mihraba geçer, namaz kıldırırdı. Bu nedenle bizi imam hatip lisesine gönderdi, hafızlık yaptırdı. Ama ben imam olmayacağımı, hayatı farklı alanlarda kazanmak istediğimi ne kadar çok ifade ettiysem de, o duasından vazgeçmedi, bizim bu mesleği yapmamızı istedi. Biz nice maceralara atılsak da, neticesinde yolumuz onun duasında olduğu gibi camiye düştü.

“ALLAH SİZİ…” DİYE DUA ETTİ
Hep şöyle derdi: Ben olamadım. Ama sizin hafız olmanız için çaba sarfettim, hafız oldunuz. İmam hatip okumanız için elimden gelen gayreti gösterdim, mezun oldunuz. Mesuliyetiniz benden daha fazla. Siz bu bilginizle insanların önüne geçip hizmet etmeniz gerekirken farklı maceralar peşinde koşuyorsunuz. Ben dua ediyorum ki, Allah sizleri bu yola sevketsin…

“SENİN KADAR MAAŞ ALMIYORUM!”
Zaten “hoca” lakabını küçük yaşlardan itibaren taşıdım. Esnaflık yaptığımız dönemde de lakabımız “hoca” idi. Mesela “Kokoreççi hafız” derlerdi bana.
Biz maceralı ve hareketli bir yaşam sürerken, bir gün rahmetli il müftümüz Hikmet Kutlu, Kapanönüne, bizim dükkana geldi. Uzun süredir esnaftım ve herhalde babamın dualarının tesiriyle “Hocam ben imam olmak istiyorum” dedim. O dönem vekaleten imamlık sınavları ilde yapılıyordu. Şöyle bir yüzüme baktı, “Hafızlıktan bir şey kaldı mı?” dedi. “Kalmıştır bir şeyler hocam” dedim. Ayak üstü kendince bir sınavdan geçirdi. Ondan sonra da aldığım ücreti sordu. Şaşırdı. “Evlat, ben bu şehrin müftüsüyüm. Senin kadar maaş almıyorum. Sen imam olursan nasıl geçineceksin? Ticarette çok iyi kazanıyormuşsun, imam olmak istediğine emin misin?” diye sordu.

BU İŞİ KALICI YAPACAK MISIN?
Şöyle söyleyeyim, vekil imamlık maaşı o günkü şartlarda benim kazandığımın dörtte biriydi.
Ben yine de müftümüze, “Hocam benim babam sürekli dua ediyor, sitem ediyor. Allah’ın izniyle bir şekilde geçiniriz hocam” dedim. O da “Tamam” dedi, “Müracaatını yap, sınava gir” diye konuştu. Sınava girdik. Elhamdülillah kazandık. Bizi şimdiki Tuana Evlerinin bulunduğu Ulu Camiye vekaleten görevlendirdi.
Göreve başladıktan sonra kendi kendime, “Bu işi kalıcı olarak yapacak mısın? Yapmayacak mısın?” diye sordum. Öz eleştiri yaptım, muhasebe yaptım. Yapmaya karar verdiğim için de, hemen Açıköğretim Fakültesi İlahiyat Ön Lisans başvurusunda bulundum. Sonra KPSS’ye hazırlandım ve kazandım. Görevimin bitmesine bir ay kala kadroya geçtim.

OĞLUM DA HAFIZ
O yıl Dikey Geçiş Sınavı ile Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesine geçiş yaptım. Ondan sonra kendimi mesleki anlamda geliştirmeye çalıştım.
Aynı zamanda Türk Diyanet Vakıf Sen Kocaeli Şube Başkan Yardımcısıyım. KİHMED’in geçmiş dönem yönetimlerinde görev yaptım. Yesevi Ocağının kurucularındanım.
Evli ve iki çocuk babasıyım.
Oğlum da Sakarya Erenler Diyanet İşleri Kur’an Kursunda hafızlığını tamamladı inşallah.

EN BÜYÜK ENSTRUMAN
Derler ki, ses Allah’ın kuluna verdiği en büyük enstrümandır. Kullanmasını iyi bilmeli. Ayrıca çalışmayla bir yerden bir yere taşınabilir, çıkarılabilir, geliştirilebilir. Bugüne kadar bize Türkçe için “Yazıldığı gibi okunan bir dil” dendi. Aslında değilmiş. Biz aldığımız bu derslerle bunu gördük.
Onu da anlatayım. Kendimi hitabet konusunda geliştirmek istiyordum. Bu yönde bir eğitim almak istediğim ile ilgili olarak Müftülüğümüze dilekçe verdim. İstanbul’da organize edilen özel bir kursa ben de katılmaya başladım.

TRT VE NTV SPİKERLERİNDEN
Devlet Tiyatrosu sanatçılarından, TRT ve NTV spikerlerinden bu alanla ilgili hitabet, diksiyon, spikerlik, sunuculuk başlıkları altında dersler alıyorum. Haftada iki gün İstanbul’a gidiyorum. Ders aldığımız isimler arasında ünlü tiyatrocu Cihan Ünal, NTV sabah spikeri Erhan Ertürk, ünlü dublaj sanatçısı Aydoğan Temel de var. Bu kursun hem mesleki, hem de sosyal açıdan bizlere çok şey kattığını söyleyebilirim.

TÜRKİYE 4.SÜ OLDUK
Diyanet işleri Başkanlığının Camiler ve Din Görevlileri Haftası dolayısıyla açtığı Etkili Hutbe Sunumu Yarışması var. Metni doğru okuma, diksiyon, beden dili, minber kullanımı ve dinleyicileri etkileme kategorilerinde hocalara puan veriyorlar. Biz önce Kocaeli birincisi olduk. Sonra Marmara Bölge Birincisi. Ondan sonra Isparta’da düzenlenen Türkiye yarışmasına katıldık. Türkiye Dördüncüsü olduk. Ama işimizi daha iyi yapma sevdamızdan hiç vazgeçmedik. Allah vaz geçirmesin.”

23 Kasım 2017 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Eren Camiine tanıdık bir isim – ENKOCAELİ.COM - […] “Kokoreççi hafız”dan Türkiye 4.lüğüne […]

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 23 Kasım 10:45


Anket CHP'nin yeni İzmit İlçe Başkanı kim olmalı?