Beraat ettik. Şimdi Hakan Özkum’a bir sorum var

2019 yılının kasım ayıydı.
O dönem yönetimi de İzmit Belediyesinde olan Belsa Plaza’yla ilgili bir haber yapmıştım.
Konuyu hatırlatmak gerekirse; Belsa Plaza’da 2019’un kasım ayında esnafların kaloriferleri yanmıyordu.
Ama aynı dönemde İzmit Belediye binasındaki kaloriferler ise yanıyordu.
Belediyenin kaloriferini açanlar, esnafın kaloriferini açmaya kıyamamıştı.
Bende bu hadiseyi haber yaptıktan sonra esnafın da kaloriferini açtılar.
O dönem Belsa Plaza’nın amiri Meryem Kılıç diye bir kadın varmış.
Kendisini hayatımda ilk kez geçen haftaki mahkememizde gördüm.
Aradı beni, ters ters konuştu.
"Haber yapmadan önce arayıp soracaksın" tarzında değişik değişik cümleler kurdu.
Kalitesini net bir şekilde zaten belli etmişti.
Biraz tartıştık ama kesinlikle herhangi bir küfürleşme yaşanmadı.
Bende telefonu yüzüne kapattım.
Sonra bu kadın gitti; o dönem yöneticisi olduğum Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemal Kaplan’ı aradı, “Furkan bana ana avrat telefonda küfür etti” dedi.
Bu görüşmeyi de ben yine cemiyette yönetici olan, sevdiğim bir ağabeyim Abbas Çakar’dan öğrendim.
Bildiğiniz hakkımda bir kadının anlayamadığım hırsı yüzünden üzerine karalama kampanyası başlatılmıştı.
Yetmedi bu kadın bir tane de “ezberletilmiş” şahit tuttu, beni mahkemeye verdi.
Geçen hafta da ben bu davadan beraat ettim.
Bana küfür etti diye beni mahkemeye veren Meryem Kılıç, mahkemede yüzüme bile bakamadı.
Meryem Kılıç, adı soyadı gibi ona küfür etmediğimi biliyordu aslında.
Belsa Plaza’da hala çalışan ezberletilmiş şahit Hakkı Çobanoğlu’na mahkeme çıkışı seslendim.
“Olmayan bir olayın şahitliğini yapmak suçtur, bunun bir bedeli olacaktır” dedim.
Neden bunu dedim?
Çünkü benim 2 tane şahidim varken, mahkeme Hakkı Çobanoğlu'nun yaptığı şahitliğe inanmadı, beraat kararı çıkmadan önce benim şahitlerimi dinleme ihtiyacı bile hissetmedi.
Mesela Hakkı Çobanoğlu aynaya baktığında biraz olsun utansın diye buraya mahkemede verdiği ifadeyi ekliyorum:
“Belsa Plaza'nın kaloriferleri yanmıyordu, buna ilişkin internet sitesinde haber yapılmıştı, bu konuyla alakalı müşteki Meryem Kılıç yönetim odasında sanık Furkan Çalışkan'ı telefon ile aradı, telefon görüşmesinde sanık Furkan'a karşı ben buranın yöneticisiyim, haber yapmadan önce bana sorabilirdin dedi, sanık Furkan ise sen kimsin, haber yaparken sana mı soracağım, sizin *mınıza koyarım şeklinde sözlerle hakaretler etti, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibaretir . Benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum dedi.
Tanığa Sanık Furkan ile Müşteki Meryem'in arasındaki telefon görüşmesini nasıl duyduğunu sordu:
Meryem hanım bayan olduğundan dolayı olaylara şahit olması için sürekli telefon görüşmelerinin sesini açarak hoparlörden konuşuyordu, telefon konuşması hoparlör konuştuğu için duydum.”
Yani Meryem hanım görevi boyunca her telefon konuşmasını hoparlörden yapıyormuş.
Duy da inanma.
Hakim de inanmadı bence.
Avukatım Doğukan da, “Hakim bey her görüşmeyi telefonda yapmak zaten hayatın doğal akışına aykırı” diyerek söylenen yalanı net bir şekilde deşifre etti.
Meryem denilen kadının içi boş iddialarını burada da yazarım, ama gerek yok.
Yaptığı şeyin utancı; eğer biraz vicdanı varsa zaten ona yeter.
Neyse ki hakkımda yürütülen bu rezil karalama kampanyası 16 Aralık Perşembe günü sona erdi.
Meryem Kılıç'ın hakkımda açtığı hakaret davasından beraat ettim.
Mahkeme çıkışı kendisinin suratına bakmaya gerek bile duymadım.
Ben Hakkı Çobanoğlu’na mahkeme çıkışı laf ederken, “beyefendi” falan diyordu bana.
Dinlemedim bile, gerek yok çünkü.
Kendisiyle hesaplaşacağım güzel bir salon var, mahkeme salonu.
Nihayetinde beraat ettik.
Ve ben şimdi geçtiğimiz ay İzmit Belediyesinde kendisine tenzili rütbe yapılan Hakan Özkum’a açık açık soruyorum.
Meryem Kılıç yaptığımız telefon görüşmesinin ardından kurguladığı senaryo ile yanınıza gelip, “Dava açacağım” dedi mi?
Siz de, “Dava aç biz(!) arkanızdayız.” bu çirkin senaryoya alet oldunuz mu?
Benim o kadına küfür etmediğimi hepiniz biliyordunuz.
Yanınızdaki ezberletilmiş şahidiniz Hakkı Çobanoğlu da biliyordu.
Yaptığım haberin de doğru olduğunu biliyordunuz ki haberin ardından Belsa’nın kaloriferlerini de yaktınız.
Delikanlı gibi soruyorum.
Sende delikanlı gibi çık cevap ver.
Bir suç isnat etmiyorum.
Böyle yaptınız ettiniz demiyorum.
Sadece soruyorum.
Bunlar yaşandı mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

05

Kemal - Koordinatörlük gidince depresyona girdi cevap veremez hahhhah hasbelkader bir makama gelip de herkese kin kusturursan, ben Başkan yardımcısı yetkisindeyim dersen. Sonunda kafanı koparırlar böyle kalırsın ortada hakannnnnn

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 30 Aralık 06:40
04

Ha Ha Ha - Nasıl yönetilmeye layıksanız öyle yönetilirsiniz şuç halkta yalancıları iş başına getirirken düşüneceksin

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 28 Aralık 20:20
03

Okur - aferin furkan gazetecilik budur daha nice davalar açarlar sen onlar göğsünde topu yumuşatır gibi karşıla sonra doksana tak aferin sana hepsine ağzının payını vermişsin

Yanıtla . 3Beğen . 4Beğenme 28 Aralık 17:52
01

Dava - Adamsın Furkan peşini bırakma sonuna kadar mücadele et.

Yanıtla . 2Beğen . 3Beğenme 28 Aralık 15:04


Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?