Yeni ekonomi modeli nedir, ne değildir?

Türkiye olarak nereye gidiyoruz?
Türkiye’yi yönetenler ne yapmak istiyor?
Ne tür sıkıntılarla karşılaşıyoruz ve daha da karşılaşacağız?
1-2 yıl sonra karşımıza nasıl bir Türkiye çıkacak?
Artıları, eskileri…
Avantajları, dezavantajları…
Taraflar özetle neler söylüyor?
17 Aralık 2013 operasyonunun yıl dönümünde yani geçen Cuma günü etkisini iyice artıran, bugüne de aynı şekilde devam eden yaşadığımız süreci her iki tarafı konuşturarak özetlemek gerekirse;

Erdoğan özetle şöyle diyor;
Biz on yıllardır faiz- kur tahterevallisinden kurtulamadık. Bu modelde daha fazla ileri gidemiyoruz. Cari açığı kapatamıyoruz. Kapatmak için ilk yıllarda bolca özelleştirme yaptık. Ama kalıcı olmadı. İstihdamı sürekli artırmak, sanayiciyi ihracat için kamçılamak, Çin karşısında rekabetçi olmak, Avrupa’ya yakın olmamızın avantajını kullanmak istiyorsak bu model şart!
Muhalefet özetle diyor ki;
Neden 20 yılın sonunda bunu deniyorsun? Daha önce deneseydin ya! Fiyatlar sürekli tırmanıyor, döviz her gün yükseliyor.
Erdoğan özetle diyor ki;
İlk 6 ayın piyasalar açısından oynak geçmesini zaten bekliyoruz. Ancak sonrasında durulacak, taşlar yerine oturacak, Türkiye için iyi olacak. Bakın şimdiden cari açık kapandı, fazla vermeye başladık. İhracat, ithalatı geçti.
Muhalefet özetle diyor ki;
6 ayda taşların yerine oturma garantisi yok. Ayrıca bu sistemde yüksek enflasyon kaçınılmaz! İnsanlar geçim zorluğu içinde. Yağ, un, şeker, temel gıda maddelerine sürekli zam var. Türk lirası pul oluyor.
Erdoğan özetle diyor ki;
Doğru, farkındayız. O yüzden asgari ücrette yüzde 50’lik artış yaptık. Memur, işi, emekli, yaşlı aylıkları da artacak. Bu rakamları da her yıl yüksek oranda artırarak dalgalanmanın ve yeni modelin dar gelirli gruplara etkisini azaltmaya çalışıyoruz.
Muhalefet özetle diyor ki;
Yetmiyor, yetmeyecek. Artışlar iyi ama bugün için iyi. Bir iki ay sonra, bırak ayı bir iki hafta sonra bile pul olacak. İşadamları ihracat şampiyonluğuna koşarken, alt gelir grupları fakirleşecek, geçinmek zorlaşacak.
Erdoğan özetle diyor ki;
Bu dalgalanmalar inanın geçici. Bu tür dönemlerde spekülasyonlar olabiliyor. Onlarla mücadele edeceğiz. Dediğim gibi, alt gelir gruplarına yönelik bizim adımlarımız da artacak. Ama Türkiye’nin cari açık, döviz diye bir sorunu olmayacak.
Muhalefet özetle diyor ki;
Ama Yap İşlet Devret modeliyle yapılan geçiş garantili köprülerin ücretleri daha da fırlayacak. Büyük zarar. Ayrıca vatandaş bunları daha az kullanacak.
Erdoğan özetle diyor ki;
Doğru. O konuda sıkıntımız var. Ama Atatürk Hava Limanı ihalesinde de artıdayız. Antalya hava limanında da artıda olacağız. Yani projelerin hepsini bir torbaya koyduğunuzda belki karda değiliz ama zararda da değiliz.
Muhalefet özetle diyor ki;
Türkiye ilk defa bu kadar fakirleşti. İnsanların sadece ekonomisini değil moralini de bozdunuz. Bu sarmaldan çıkmamız mümkün değil. Türkiye’de bundan böyle yüksek enflasyon dönemi başlamıştır. Ülkenin kötü gidişi bu noktadan sonra geri çevirmesi mümkün değil.
Erdoğan özetle diyor ki;
Göreceksiniz. Her şey güzel olacak. Yaşananların farkındayız. Ama Türkiye ekonomisine pek çok açıdan fayda sağlayacak bir yöntemi hayata geçiriyoruz. Sonunda hepimizin yüzü gülecek.
Muhalefet özetle diyor ki;
Piyasada güven yok. Kimse TL’ye güvenmiyor. Şirketler çalışırken fakirleşiyor. Pembe tablolar çizmesin, derhal seçime gidin!
Erdoğan özetle diyor ki;
Sıcak para, düşük kur, yüksek faiz politikası bu ülkeye çok şey kaybettirdi. Ülkemiz ithal cenneti oldu. Yeni sistemde sıkıntılar geçici. Ülkemiz için faydalı olacak. Seçimler zamanında yapılacak.
Muhalefet özetle diyor ki;
Madem sistem değişikliğine gidiyorsun bunu neden bağıra bağıra, göstere göstere yapıyorsun? Neden piyasa ile zıtlaşmadan yapmıyorsun? Neden piyasanın sevmeyeceği cümleleri bu kadar çok kuruyorsun?
Erdoğan özetle diyor ki;
Konunun benim konuşmalarımla alakası yok. Biz belirgin bir sistem değişikliğine gidiyoruz. Bu sistemden faydalanamayacaklar belli. Sözlerime değil eski sistemi terk etmemize direnç gösteriyorlar.


Bol para dönemi bitti

Ekonominin, piyasaların, insanların psikolojisinin iyi olmadığının farkındayım. İnsanlar nasılsa ben de öyleyim. Ancak mevcut durumu sadece eleştirip yandık bittik kül olduk demek yerine (ki denilenler tamamen doğrudur) biraz geleceği konuşalım ve hayatımızı buna göre şekillendirelim istiyorum.
Anladığım kadarıyla;

  • İthalat büyük bir hızla daralıyor. İhracat artıyor. Dolayısıyla cari açık azalıyor. Türkiye cari açığı finanse etmek zorunda kalmayacak. Cari açık problemi ortadan kalkacak.
  • Piyasalardaki aşırı oynaklık en büyük tehlike, işletmelerin en büyük düşmanı. Oynaklık devam ettiği sürece işletmeler çalışırken zarar ediyor, satış yaptığı halde küçülüyor. Oynaklığın bir an evvel son bulması lazım.
  • Yurt içinde bol para dönemi bitti. Her şeyin fiyatı yükseldiği, daha doğrusu paramızın alım değeri düştüğü için artık daha az satın alacağız, daha az gezeceğiz, daha az tüketeceğiz. Artık herkes her şeyi istediği gibi istediği kadar alamayacak.
  • İkinci el kıymetlenecek. Elimizdekinin kıymeti artacak. İsraf azalacak. Çok sık mobilya, cep telefonu, ayakkabı, kıyafet değiştirirdik. Artık zırt pırt değiştirmeyecek, eskimediği sürece telefon almayacağız. Yerli turistler yurt içi turlara ağırlık verecek.
  • Ev ve araba fiyatları çok artacak. Daha doğrusu arttı. Gelişmiş ülkelerde de ev fiyatları yüksektir. Ama araba fiyatları düşüktür. Araba fiyatlarının bu kadar yüksek olması sıkıntı. Hükümetin araba fiyatlarının vergi dilimleriyle oynaması şart.
  • Aşırı yükselen maliyetler nedeniyle konut sektörü bir süre daralacak. Daha düşük metrekareli konutların yapımı öne çıkacak. İstihdam çoğalacak. TL’deki değer kaybı sebebiyle Türkiye her daim yatırım çekecek. Özellikle ihracat odakları yatırımlar artacak, istihdam artacak, işsizlik azalacak.
  • İç piyasadaki talep düşüklüğü nedeniyle arz fazlası oluşacak. Üreticiler ya yurt dışına yönelecek ya da fiyat indirmek zorunda kalacak. Vatandaş gıdada zaten stok yapmıştı. Bir süre sonra çok talep olan ürünlere ilgi ister istemez azalacak.
  • İç piyasadaki talep düşüklüğü istihdamı da ister istemez düşürebilir, düşürecek. Ancak ihracat da sürekli artacağı için, istihdam ihracat yapılan sektörlere kayacak.
  • Türkiye’de hizmet sektörü son dönemde çok büyümüştü. Hiçbir şey üretmeyen insanların istihdamı kalıcı bir faydaya dönüşmüyordu. Şimdi hizmet sektörü küçülecek, ihracata yönelik sektörler büyüyecek.
  • Geçim zorlaşacak. Özellikle de emekli ve yaşlı aylığı ile geçinenler için. Orta direk azalacak. Yatırımcı ihracat şampiyonluğuna koşarken, alt kesim daha çok tasarrufa yönelecek. Hükümet de asgari ücrete, emekliye, işçiye, memura daha çok zam yapacak. (Daha doğrusu yapacağını söylüyor. Zira asgari ücrete yaptı.)
  • Beyin göçü artabilir. Zira doktorlar yurtdışına gitmesin diye ücretlerine ciddi zam yapıldı. Muhtemelen sağlık turizmi daha da artacak. Yabancı hastalara bakan doktor sayısı artacak.
  • İç piyasada daha hesaplı markalar, ürünler ortaya çıkacak. Yurt içine üretim yapan alternatif firmalar çıkacak.
  • Döviz fiyatlarının ani yükselmesiyle, yılbaşında yurt dışından Türkiye’ye gelip faize para yatıranlar feci şekilde kaybetti. Misal 1000 Dolar’la gelip 1200 Dolar’la gitmeyi planlıyorsa, şu anda 500 Dolar alamıyor.
    (Eksikler olabilir. Ama tablo aşağı yukarı böyle)

Yeni modelin fikir babası diyor ki

Yanılmıyorsam bir hafta kadar önce, Dünya Gazetesi Şefik Çalışkan isimli vatandaşla bir röportaj yapmış.
Şefik Çalışkan “yeni modelin fikir babası” olarak adlandırılıyor.
İyi de bu vatandaş ne diyor?
Uzun röportajdan aklımda kalan bir iki satırı paylaşmak istiyorum:

  • “Modelin özeti üretim ve istihdamı korumak. İlla bir isimle anılmak istenirse ‘Parasının Değerini Düşük Tutan Ülkelere Karşı Yerli Üretimi Koruma Modeli’ denilmesini tercih ederim. Sayın Cumhurbaşkanı’nın söylemlerinden yeni politikanın Çin Modeli olduğu iddiasını ileri sürenler, hokkabazlara benziyorlar. Türkiye Çin’in ve diğer parasının değerini düşük tutan ülkelerin politikalarına karşı kendisini korumaya alıyor.
  • Değerli TL, özellikle orta sınıfa sanal bir zenginlik algısı sunar. Dolar karşılığı basılan paralarla kredi genişlemesi olur. Bu defa alt gelir gruplarının da harcanabilir gelirleri artar ve bütün bu talep artışının tamamı ithalata giderdi. Şu güzelliğe(!) bakar mısınız? Uygulanan politika ile sıcak paracılar paralarına çok yüksek faiz alıyorlar, değerlenen para ile vadeleri geldiğinde hem faizden hem de anaparadan çifte kavrulmuş vaziyette sermayelerine yüzde 40 ila 60 arasında nema sağlayarak ülkelerine götürüyorlar. Bu da yetmiyor. Değerlenen TL, kuru sübvanse ederek yabancı malları ucuz hale getirirken sıcak paracılar ve IMF, tetikçisi olduğu ülkelerin imalat sanayisine ve turizm sektörüne de müthiş istihdam yaratıyor. Kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa...”
  • Yazının tamamı şuradan okunabilir:
    https://www.dunya.com/ekonomi/modelin-ozeti-uretim-ve-istihdami-korumak-haberi-642732

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?