Fazlasıyla gerginiz

Türkiye çok zor günlerden geçiyor.
Aslında genel olarak pandemi sürecinin de etkisiyle dünya zor günler geçiriyor.
Ciddi bir enerji sorunu ortaya çıkmaya başladı.
Bunda arz talep dengesizliğinin de etkisi olduğu ifade ediliyor.
Özellikle doğalgaz konusunda Avrupa ve Rusya arasındaki Kuzey Akım 2 Boru Hattı krizinden dolayı bir gerilim olduğu ve Rusya’nın hattı açtırmak için sattığı gazdan kesinti yaptığı konuşuluyor.
Etkisi ne kadardır bilemiyorum.
Ama Türkiye üzerindeki kur baskısı sebebiyle dışa bağımlı olduğu için dünyadaki krizi iç piyasada en ağır şekilde hisseden ülkelerin başında geliyor.
Bir taraftan muhalefet erken seçimi dillendiriyor.
Bir taraftan 10 tane büyükelçi Türkiye’ye Osman Kavala için nota veriyor, serbest bırakın diyor.
Ekonominin kötü olması sebebiyle yüksek seyreden faizlerin önceki gün Merkez Bankası tarafından 200 baz puan daha düşürülerek yüzde 18’den 16 seviyesine çekilmesi kurun yükselişini daha da şiddetlendirdi.
Hükümet de bir taraftan yüksek faizi düşürerek iç piyasada hareketlilik sağlamak istiyor.
Çünkü yüksek faiz Türkiye şartlarında maalesef yatırım yapmaktan çok daha fazla kar getiriyor.
Nereden bakarsanız bakın herhalde yakın tarihimizin en zor ekonomik buhranlarından birini yaşıyoruz.
Türk Lirası da düşen faizlerin de etkisiyle kur karşısında erimeye devam ediyor.
Her geçen gün ülkemizde bir şeylerin fiyatları eskiye göre çok daha hızlı bir şekilde artıyor.
Artmaya da devam edecek gibi.
Ve bende maaşlı bir çalışanım.
Ekonomik dalgalanmaları fazlasıyla hisseden bir insanım.
Yani herkes gibiyim.
Ama bir taraftan da işimiz gereği akıp giden hayatın ekonomi dışındaki dallarıyla ilgilenmemiz gerekiyor.
Mesela geçtiğimiz gün bir köşe yazısı yazdım.
Başlığı, “Interteks için çılgın bir düşüncem var” şeklindeydi.
Konu da Büyükşehir Belediyesinin yıkılması planlanan Uluslararası Fuar Merkezinde yapmayı planladığı yeni projeyle ilgili kentte bir haftadır devam eden tartışmaydı.
Özgür Kocaeli Gazetesinden Adem Turgut, Çağdaş Kocaeli Gazetesinden Sadun Çetin, Bağımsız Kocaeli Gazetesinden Sebahattin Aydın’ın da konuyla ilgili köşe yazılarını okumuştum.
Sadece aklıma gelen bir fikri paylaşmak istedim.
Bu alana konumu itibarı ile yap işlet devret ile olabilir, Büyükşehir’in desteklemesiyle olabilir mesela Almanya Rust’taki Europa Park, İngiltere’deki Alton Towers gibi mesela.
Ve ben buralara gitmiş bir insan bile değilim.
Sadece bu tarz bir yerin benzerinin, daha küçüğünün İzmit’e büyük fayda sağlayabileceğini dile getirdim.
Evet biliyorum ekonomik bir dar boğazdayız.
Ama nihayetinde dediğim gibi hayat devam ediyor.
Ülkede belediyeler, özel şirketler çalışmalarını bir şekilde devam ettiriyor.
Ve böyle olmak zorunda.
Hepimiz birden ekonomi kötü kötü kötü diyerek nereye varabiliriz?
Akıp giden hayata bir şekilde adapte olmamız gerekiyor.
Dün bu köşe yazımı yayınladıktan sonra genel itibarı ile iyi geri dönüşler aldım.
Ama sırf bu fikrimi dile getirdim diye af edersiniz ama bana, “Şerefsiz gazeteci bozuntusu” diyerek anonim bir şekilde yorum dahi atan insanlar var.
Anlamıyorum.
Anonim olmanın insana verdiği o rahatlığın farkındayım.
Ama ne oluyoruz arkadaşlar?
Tamam hepinizi anlıyorum.
Zor durumdayız.
Zor durumdayız ama gerçekten tanımadığımız insanlara karşı bu kadar öfkeli olmamıza gerek var mı?
Ya da sırf bir düşünceyi dile getirdim diye bu ekonomik düzenin suçlusu ben miyim?
Ya da ben bu fikri ortaya atmadan önce her şey harika mıydı?
Dediğim gibi bir şekilde akıp giden hayatı yakalamak zorundayız.
Gazeteciyiz, işimiz bu.
Her konuya gerektiği zaman tekil bir şekilde yaklaşıp, o konuyla ilgili yorumlar yürütmek de işimizin bir parçası.
Sizin gündeminiz bambaşka şeyler olabilir, sağlığınız olabilir, aileniz olabilir, ekonomi olabilir, işiniz olabilir, benim de öyle aslında.
Ama bu durum benim başka fikirleri dile getirmeme engel değil?
Ben bunları yazıyorum diye salak ya da dünyadan bir haber değilim.
Bence hakarete varan yorumlar yapan arkadaşlar biraz kendini çek etmeli diye düşünüyorum.
Hayata bu kadar dar bakıp, sadece tek bir konuya odaklanıp sağa sola mutsuzluk yaymanın maddi bir karşılığı varsa hepimiz böyle yapalım.
Eğer düzeleceksek herkese küfredelim, laf söyleyelim, sadece ekonomi diyelim ve bu döngü içinde yaşayıp gidelim.
Bilemiyorum, bana çok mantıksız geliyor.
Biraz bu konuyla ilgili içimi dökmek istedim.
Herkese iyi bir hafta diliyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

02

Durmuş Durduyan - Furkancım böyle konularda yazmak için önce biraz mimari bilgisi ve inşaat bilgisi gerekmiyor mu? sende de olduğunu pek sanmıyorum :) Bana kalsa orayı Central Park gibi yapsınlar ama öyle olmuyor işte o işler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Ekim 14:44
01

Trafik - En azından bazıları gibi '' Tahir bey'e trafik önerisi verirken işçi kenti kocaelide işçinin mesai saatlerinin değişmesini teklif etmesi yetmeyip işçi kenti kocaelide birde küstahca 3-5 çatlak ses çıkar ama önemli değil '' diyerek talihsiz,mesnetsiz açıklama yapmıyorsunuz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Ekim 02:31


Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?