Önce riyakarlığı bırakmamız lazım

Aslında CHP Genel Merkezinin Marmaris’te düzenlediği Yerel Medya Çalıştayıyla ilgili dün köşe yazısı yazmayı planlıyordum.
Ancak dün bütün gün yolda geçti.
Bir türlü kafamdakileri toparlayacak fırsat bulamadım.
Zaman zaman araç da kullandım, açıkçası vaktim de olmadı.
Yazıya başlamadan önce şunu belirtmem gerekiyor.
Bizi Marmaris’e Kocaeli Büyükşehir Belediyesi götürmedi.
Türkiye Gazeteciler Federasyonundan CHP Genel Merkezi Kocaeli’den yerel gazetecileri çalıştaya davet etmesini istemiş.
Bazı arkadaşlar unutmuş da ben kısaca hatırlatayım.
Gebze Gazeteciler Cemiyeti diye bir cemiyet kuruldu bu kentte.
Devrik başkan Çetin Gürol ve yanındakiler, bir önceki cemiyet seçiminde Cemal Kaplan liderliğindeki yönetimle seçimde yarıştı.
Çetin Gürol ve Levent Altun isimli arkadaşların başını çektiği yönetimdeki isimler seçime az bir zaman kala 80’den fazla üye yaptı.
Buna rağmen benimde içinde bulunduğum Cemal Kaplan’ın yönetimi 4 oyla seçimi kazandı.
Federasyon Başkanı Yılmaz Karaca o gün akşama kadar kentteydi.
Üye listelerini bile bizimle paylaşmayan Çetin Gürol ve Levent Altun, 4 oyla seçimi kaybedince ne yapacağını şaşırdı.
Bu Levent adlı arkadaş da hırsından gitti Gebze’yi örgütledi, İzmit medyası sizi ötekileştiriyor dedi.
Çakma duayen de çıktı, "Cemiyeti Gebze'ye kaptırıyoruz" diye saçma sapan bir yazı yazarak bu işi körükledi.
Levent Altun'un da eline bulunmaz fırsat geçince topladı arkadaşlarını ve yeni bir cemiyet kurdu.
Gebze Gazeteciler Cemiyeti üyesi arkadaşlara saygım sonsuz.
Ancak Levent Altun sadece federasyonda kendi koltuğunu kollamak adına bir çıkış noktası üretti.
Gebzeli gazetecilerin bir özlemini kullanarak, Altun bunu bir şekilde başardı.
Seçimleri kaybettikleri 400’den fazla üyesi olan Kocaeli Gazeteciler Cemiyetinden ayrılarak 40-50 üyeli Gebze Gazeteciler Cemiyetini kurdular.
Biz de KOGACE olarak federasyonun taraflı tutumundan dolayı kurum olarak malum yapıdan istifa ettik.
Hal böyle olunca federasyon 400 üyeli KOGACE’yi kaale almadı, 50 üyeli Gebze Gazeteciler Cemiyetini Marmaris’e davet etti.
Bu durum kentte büyük bir kriz yarattı.
Çünkü kent kamuoyunun gazeteci olarak adını bile tanımadığı bazı başka başka dernek başkanlarının, hatta açık açık "Yazmadıklarımdan para kazanıyorum" diyen bir şantajcının Kocaeli’yi Marmaris’te temsil etmesine CHP’liler de razı olmadı.
TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ı arayarak durumu aktardım.
CHP İl Başkanı Harun Yıldızlı da çok emek verdi.
Ulaşımımıza kadar birçok sorunu Başkan Yıldızlı halletti.
Kısacası Levent Altun’un planı tutmadı, Uğur Enç ile beraber Marmaris’teydik.
Yüksel Demirdaş ve Ergün Demir de rahatsızlıklarından dolayı katılamadı.
Gelelim CHP’nin çalıştayına.
İlk gün çalıştayın yapılacağı otele gittik.
CHP, davetli tüm gazetecileri karmaşık bir şekilde masalara oturtturmuş.
Yaklaşık 30 masada gazeteciler ortak bir şekilde mesleki sorunlarını tartıştı.
Bu sorunlar her masada ayrı ayrı not edilerek toplandı.
Çalıştayın ilk günündeki kısa açılış konuşmalarının ardından gün masalarda devam etti.
Gün sonuna kadar farklı farklı kentlerden gelen medya mensupları gazetecilerin sorunlarını tartıştı, çözüm aramaya çalıştı.
Günün sonunda oluşturulan dökümanlar sonuç bildirgesi hazırlanması için teslim edildi.
İkinci gün ise daha statik geçti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaklaşık 30 dakikalık bir konuşma gerçekleştirdi.
İkinci günkü konuşmaların ardından ise çalıştay sonlandırdı.
Şimdi ise naçizane birkaç yorum da ben yapmak istiyorum.
Öncelikle çalıştayın ilk gününde, sorunları masada not almadan önce bazı meslektaşlarımız konuşma yaptı.
Ancak ben bu programda özellikle yaşı 25-30’u bulmamış en azından bir-iki yerel medya temsilcisinin konuşma yapmasını beklerdim.
Çünkü konuşma yapan isimlerin hepsi ulusal medyadandı.
Mesleğin içinde olan, genç isimlerin o kürsüden sorunları dile getirmesi daha şık ve etkileyici olurdu diye düşünüyorum.
Birçok gazeteciyle tanışma imkanımız oldu.
İzmir’den, Dersim’den, Bodrum’dan, Balıkesir’den farlı farklı şehirlerden gazeteci dostlarla tanıştık.
Genel olarak salonda şöyle bir hava vardı.
“Hep patronlar davet edilmiş”
Belki bir sonraki çalıştayda CHP yönetimi davetli noktasında daha ince eleyip sık dokur ve böyle bir izlenim salona yayılmaz.
Davetliler noktasında gerçekten daha dikkatli olmak lazım.
Çünkü Kılıçdaroğlu konuşmasında, “Doğru haber” vurgusunu o kadar çok yaptı ki.
Ama davet edilenler arasında şantajcılar, milletin parasında gözü olan tokatçılar da vardı.
Gazetecilik kılıfı altında her türlü pisliği, yalanı dolanı dolaştıran ve yapan, her türlü namussuzluğu kendine hak gören ahlaksız çetelerini böyle çalıştaylara çağırmamak gerekiyor.
Hem “doğru haber” bekleyip hem de o salona bu ilkelerden tamamen ters bir şekilde yaşayan insanları davet etmek bence bir hata.
İşte bu sebeple davetli listesini çok daha dikkatli hazırlamak lazım.
“Doğru haber” deyip de atılan onlarca yalan manşete sadece kendi mahallenden diye sahip çıkmak da büyük bir hata.
Sosyal medya hesabımda da yazmıştım şimdi buradan da yazayım.
Ne A Haber ne de Sözcü.
Bizim doğrudan tarafa olmamız lazım.
Kendi aleyhine çalışan güdümlü medyayı istemeyen muhalefet, kendi güdümlü medyasını kurmayacak.
Eğer kurduysa da algı operasyonu yapmayacak, yalan manşetlere sahip çıkmayacak.
A Haber yaptığı zaman kötü, Sözcü yaptığı zaman iyi mantığıyla haberlere yaklaşılmamalı.
Çünkü ikisinin de yok birbirinden en ufak bir farkı.
Ben muhalefeti şu an itibarı ile “Özgür Basın istiyor” diyerek konumlandıramam.
Çünkü gördüğüm gerçek bambaşka.
Nihayetinde özellikle ilk gün sebebiyle verimli bir çalıştay olduğunu söyleyebilirim.
Ama Türkiye’de yaşıyoruz.
Bizler zaman zaman böyle gündemler için toplanırız, güzel kararlar alırız.
Asla ama asla uygulamayız.
Unutulur gider.
Bu sebeple bu çalıştaydan ümitli miyim?
Diğer çalıştaylardan ne kadar ümitliysem bundan da o kadar ümitliyim.
Eğer riyakarlığı bırakırsak,
Kendimizden olanların dahi yalanlarına göz yummayı kesersek,
Algılar yerine doğruları öncelersek,
Önce kendimizi hesaba çekip ondan sonra mesleki olarak fikirler yürütmeye başlarsak belki o zaman başarılı olabiliriz.
Çünkü konuşmak, yazmak, çalıştay yapmak en kolayı.
Bireysel olarak değişmek, hatalarını fark etmek ve adımlar atmak en zoru.
Biz iktidarıyla da muhalefetiyle de her zaman kolay olanı yapıyoruz.
Zoruna gelince de…
Sen kadar yapıyorsun?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

02

Durmuş Durduyan - Vay siyasal islamcı Furkan kardeşim demek dersim he :) :)

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 21 Ekim 16:04
01

? - Kardeşim Türkiye burası günaydın uyanamadıysan git yüzünü yıka

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 18 Ekim 20:58


Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?