Neden yerel basın?

Zihninizi bir anlığına duraksatın.
Sizi rahatsız eden tüm gündelik düşüncelerden kurtulup berrak, tertemiz bir insan olduğunuzu hayal edin.
Günlük rutinlerini yapan, işe gidip gelen, ailesiyle arkadaşlarıyla güzel vakit geçiren, iç dünyasında çok huzurlu bir insan olduğunuzu düşünün.
Tabi çevrenizde olan bitenlerden de haberiniz olsun istiyorsunuz.
Bu sebeple de gazete okuyorsunuz, televizyonda haberleri izliyorsunuz.
Yazının girişinde çizdiğimiz o huzurlu karakterden iki kişi olduğunu düşünün.
Biri sürekli Sabah Gazetesini okuyor.
Biri de sürekli Sözcü Gazetesini okuyor.
İki gazetenin taraftarları da birbirlerinden hoşlanmıyor.
Ama bu iki gazete de aslında bir o kadar benzer.
Aslında her söyledikleri tabi ki yalan değil ama tüm gerçekliklerini yok eden bir olgu var.
Adil değiller.
Sadece ismine ne derseniz deyin, yaptıkları şeyin yöntemleri farklı.
Mesela Sabah Gazetesinde hükümet aleyhinde en ufacık haberleri göremezsiniz.
Öyle köşe yazılarını okuyamazsınız.
Memlekette her şey günlük gülistanlık gösterilir.
Tüm suçlu muhalefettir, her şeyi onlar yapmıştır.
Her zaman ülkemizin bir türlü mağlup edilemeyen çok büyük düşmanları vardır ve biz bunların kim olduğunu maalesef bilemeyiz.
Ve muhalefet bölücüdür, yer yer teröristtir.
Peki sadece Sözcü Gazetesini okuyan ve o gazeteye gerçekten inanan insan?
Asla Türkiye’de iyi bir şey olduğunu göremezsiniz.
Sonumuz her zaman karanlıktır.
Her şey çok kötüdür.
Sözcü’nün manşetlerinde yalan olduğunu herkesin bildiği, sadece kendi taraftarlarının farkında olmadığı onlarca haber görürsünüz.
Memleketteki her kötülüğün sorumlusu iktidardır.
İktidar hırsızdır.
Ama 36 Milyon Doları buharlaştıran İyi Parti Grup Başkan Vekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan sütten çıkmış ak kaşıktır.
Muhalefetteki hiçbir kötüyü Sözcü’nün sütunlarında göremezsiniz.
Başta anlattığım her iki tertemiz, berrak, huzurlu insanı bu medya işin sonunda bir canavar dönüştürür.
Farkında mısınız?
Ciddi bir medya simülasyonunun içindeyiz.
Hem de öyle böyle değil.
Tehlike iki taraf için de çok büyük.
Ve ulusal medyada çok ciddi bir bölünmüşlük var.
Bir taraf Sabah ve türevleri, bir taraf ise sadece Sözcü ve türevleri.
Açıkçası ben bu döngüden bıkalı yıllar oluyor.
Her iki gazeteyi de mümkün olduğunca az okuyorum, hatta okumuyorum.
Popülist yazarlara, sürekli karamsarlık veya muhteşemlik pompalayan insanlara ihtiyacım yok çok şükür.
Tabi bu noktada medya konusunda en büyük yanlış kimde diye sorarsanız iktidar derim.
Çünkü AK Parti iktidarı Erdoğan için medyada, “Muhtar bile olamaz” manşeti atılırken Erdoğan ile iktidar daha da büyüyordu.
Büyüdüler, büyüdüler ve akıllarına dahiyane bir fikir geldi.
“Neden medyayı tekelleştirmiyoruz?” dediler.
İlk yıllarda tekel medya ile belki başarılı oldular ama öngörmedikleri bir tehlike vardı; internet.
Bu sebeple de ellerindeki tekel medya silahı artık iktidarın kendisine dönmeye başladı ve bu yanlıştan artık vazgeçmeliler.
Ama muhalefette de Sözcü ve türevleri sayesinde aynı yoldan devam etmeyi seçiyor.
Taraflar değişiyor ama yapılan hatalar değişmiyor.
Yani arkadaşlar gördüğünüz üzere şafak karanlık.
Biz bu kısır döngü içinde yaşamaya devam edecek gibiyiz.
Ama tam da şafak karanlık dediğimiz noktada yerel basın var.
Bir tek yerel gazetelerde her partilerin görüşlerini görebilirsiniz.
Bir tek yerel gazetelerde kendi sesinizi duyurabilirsiniz.
Bir tek yerel gazetelerde mağduriyetlerinize çözüm arayabilirsiniz.
Ben en azından kendi açımdan konuşayım; yaşadığım olaylara, başıma gelen haberlere geçmiş çantasını sırtımda bir yük olarak taşıyıp yaklaşmıyorum.
Olaylara tekil bakıp, yanlışa yanlış, doğruya doğru diyebilmek için bir mücadele veriyorum.
Eminim ki yerel basındaki onlarca arkadaşım da böyle.
Bazı kanı bozuk, asalak, kendisini dev aynasında gören meczupları (Voldemort çetesini benden iyi tanıyorsunuz) tenzih ediyorum tabi.
Onlara bu saatten sonra Allah acısın.
Tabi doğrular bizim doğrularımız, başka arkadaşlarımızın doğruları.
Bizim doğrularımız en gerçek doğrudur demiyorum, bu bakış açısına göre farklılıklar gösterebilir.
Ama bu yönde bir mücadelemiz var.
Bizler, o televizyonda izlediğiniz ve adına ulusal basın dediğiniz birçok gazeteci gibi olmama gayretindeyiz.
Malı götürmenin, takla atmanın, yağcılık yapmanın, birilerine yaranmanın sütunları değil buralar.
Zaten o hale dönüşeceksek, Allah bize bu mesleği yaptırmayı nasip etmesin.
Dediğim gibi; ulusal medya karanlığının içerisinde bir yerel medya aydınlığı var.
Gelin sahip çıkın, destek olun.
Okuyun, okutun, takip edin.
En azından kendi kentimizle ilgili konularda ulusal medya ve sosyal medya yalanlarına düşmeyelim.
Bari kendi kentimizle ilgili bu hassasiyeti gösterip o çirkin medya simülasyonundan kafamızı çıkaralım…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

Luis - Işığı görmeyi ihmal etmeyin. Para, güçler, şöhret ve zenginlik sadece üç gün içinde unvanınız olur. Illuminati kardeşliği genel merkezine katılmak isterseniz Hayallerinize evet deyin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Ekim 03:28


Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?