O polis gönül aldı

Birkaç gün önce “İki polis iki çirkin olay” isimli bir köşe yazısı yazmıştım.
Kısaca bahsetmek gerekirse olay İzmit Yenişehir Mahallesinde gerçekleşmişti.
Yenişehir’deki Yavuz Selim Camiinde geçtiğimiz hafta Pazar günü poliste de kaydı olan, konuşma engelli ve ailesi tarafından aranan bir genç bulunuyor.
Cami cemaati de ne yapacağını bilemiyor, polisi arıyor.
Sağlıkçılar da aranıyor tabii, gencin muayenesi yapılıyor, kıyafetleri değiştiriliyor ve karnı doyuruluyor.
Bu sırada Yavuz Selim Camii Dernek Başkanı Yusuf Uçar’ın çağırdığı polisler de olay yerine geliyor.
Ancak ismi Süleyman olan polis amiri o gün nahoş tavırlar sergiliyor.
Yusuf amcayı tersliyor, cami cemaatine ters davranıyor.
Finalde de, “Böyle şeyler için polisi aramayın” diyor basıyor gidiyor.
Ben de bu konuyu köşe yazımda dile getirmiştim.
Dün ise güzel bir haber aldık.
O günkü nahoş tavırlarıyla cami cemaatinin antipatisini çeken amir yeniden Yavuz Selim Camiine gitmiş.
10 yıllık polis olan ve bu konuyla gündeme gelen Süleyman amir, bu kez gönül yapmak için olay yerine dönmüş.
Başına gelen kötü olayı anlatan Yusuf amca tabi ki bu olayı da hemen bizlere anlattı.
Yusuf Amca diyor ki;
“Olay sizin gazetenizde de yayınlandıktan sonra geçtiğimiz gün telefonum çaldı.
Yenişehir Mahalle Muhtarı Salih Çuman aradı.
O gün kötü bir şekilde ayrıldığımız polis cami dernek binasına gelmiş.
Polis amirinin ismi Süleyman.
Benden ve cami cemaatinden özür diledi.
Kendini anlattı, o gün yaşadığı bazı gerginliklerden bahsetti.
İlk defa böyle bir vakayla karşılaştığını söyledi.
Dernek binasında yaklaşık 1 saat oturduk.
Sağ olsun yaptığı hareketten pişmanlık duydu, biz de helalleştik.
En önemlisi de şu, ne olursa olsun bizim kendisini her zaman aramamızı istedi.
Özel numarasını dahi bıraktı.
Biz Süleyman amirin samimiyetine inandık, kendisine teşekkür ediyoruz, hayırlı görevler diliyoruz.”
Yusuf amcanın anlattıklarına çok sevindim.
Süleyman amirin özellikle köşe yazımın yayınlanmasından sonra olaya yaklaşımını çok beğendim.
Görmezden gelmedi, aman demedi.
Kendisine, Türk polisinin şerefli üniformasına yakışanı yaptı.
Hatasını kabullendi, kendini ifade etmeye çalıştı ve o cemaatten özür diledi.
Olması gereken oldu.
Ben de bu konuyu gündeme taşıyan bir gazeteci olarak ilk yazımda da kimseye akıl satmak, iş öğretmek niyetinde zaten değildim.
Bir yanlışı dile getirdim, benim gözümden yapılması gerekeni anlattım.
Polisimizi karalamak, teşhir etmek, ifşalamak değildi niyetim.
Gerçi yazıyı yazdıktan sonra tabi ki birçok kötü tepki de aldık.
Ne elime kalem alıp salladığım kaldı, ne yalan söylediğim kaldı.
Alışığız böyle şeylere, o yüzden çok takılmıyorum.
Ve konuyu dağıtmadan şunu söyleyeyim; Süleyman amirin de benim gibi düşünmesine çok sevindim.
Belki kalplerini kırdığı insanları hayatında hiç görmeyecekti.
Ama yaşananları unutturmak için bir adım attı ve bir anda 15-20 kişinin gönlüne girmeyi başardı.
Süleyman amir gitti 1 saat belki kendini anlattı, cami cemaatini dinledi ve olayın finalinde de kaybettiği insanları kazandı.
Zaten önemli olan da bu değil mi?
Güzel oldu, çok güzel oldu.

BİR ÖNCEKİ YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Furkan Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

01

Halil - işte bu.

insan hatasını kabul edip özür dilerse onurunu arttırır.

inşaallah bundan sonra daha dikkat eder.

yusuf bey'i de tebrik ederiz. sizlere yanlışı ifade ettiği gibi, doğruyu da bildirip haber yaptırmış.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 31 Ağustos 12:32


Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?