Düşman kardeşler

Dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum.
MHP ile AK Parti’nin genelde ve yereldeki uyumu kendi aralarındaki tabirle “muhteşem”.
MHP kanadından yer yer “yapıcı” denebilecek dozajda eleştiri geliyor ama bu eleştirileri, ittifaka halel getirecek bir pozisyona asla getirmiyorlar.
Ancak MHP’ye yakın sendikalar ile AK Parti’ye yakın sendikalar arasında ise inanılmaz sert ve yıpratıcı bir kavga var.
Evet evet, bunun adı tam anlamıyla bir kavga.
Bu durum Cumhur ittifakından önce de böyleydi, şimdi de böyle.
Hiç değişmedi ve değişecek gibi de görünmüyor.

YIKICI ELEŞTİRİLER

Örnek, MHP’ye yakın Türk Eğitim Sen ile AK Parti’ye yakın Eğitim Bir Sen arasında geçen haftalarda çok sert bir tartışma daha yaşandı.
Türk Eğitim Sen Şube Başkanı Yaşar Şanlı gitti, Körfez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan Eğitim Bir Sen eski 1 No’lu Şube Başkan Yardımcısı Sergülen Kurt’un makam odasının kapısına “ Malum-Sen’in irtibat bürosu” yazılı kocaman bir afiş yapıştırdı ki bu görülmüş şey değildi.
Hele sonrasında yapılan açıklamaları okuyun…
“Eşeğin kazasker, katırın mühürdar olduğu bu düzene…”
Aman Allah’ım!
Daha neler neler…
Sonrasında Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Şahin Yaşlık da aynı sertlik cevap verdi.
Yani yapıcı değil yıkıcı eleştiriler her iki taraftan adeta yağmur gibi yağdı.
Detaylara girmek istemiyorum.
“O haklı bu haksız” kısmına da hiç girmiyorum.
Sadece durum tespiti yapıyorum.

SAĞLIK’TA DA AYNI

Benzer durum, MHP’ye yakın Türk Sağlık Sen ile AK Parti’ye yakın Sağlık-Sen arasında da geçerli.
Ama burada Sağlık Sen yönetimi biraz pasif.
Daha doğrusu Türk Sağlık Sen’e göre pasif.
En azından kamuoyuna yansıyan şekil böyle.
Türk Sağlık Sen Kocaeli Şube Başkanı ve benim de yakından tanıdığım Ömer Çeker, AK Parti iktidarına ve bu dönemin hastane yöneticilerine öyle sert, öyle sert yükleniyor ki…
Darıca Eğitim ve Araştırma Hastanesi Prof. Dr. Mustafa Güneş özelinde yaşanan tartışmaları baz alarak söylemiyorum.
Bu konuda haklı da olabilirler.
Ama genelde böyle bir tablo var ve bu durum aşırı derecede dikkat çekiyor.
“Türk Sağlık Sen, bağımsız bir sendikadır ve üyelerinin hakkını korumaktadır” diyebilirler. Onda şüphe yok.
“Türk Eğitim Sen de bağımsız bir sendikadır ve üyelerinin hakkını korumaktadır” da diyebilirler. Onda da şüphe yok.
Konu, tespit ve manzara şu;
Ömer Çeker, CHP’ye yakın sendikaların yüklenmediği kadar ve sertlikte yükleniyor.
Yaşar Şanlı, HDP’ye yakın sendikalardan daha sert ve sıklıkla yükleniyor, adeta abanıyor.
Şahin Yaşlık ve Erdal Yıldırım da hakeza.

TARAFLAR DİYOR Kİ

Madalyonun diğer yüzü de var tabi.
İsterseniz tarafların birbirlerine yönelik yorum ve eleştirilerini özetleyelim.
Türk Eğitim Sen tarafı özetle diyor ki;
“Eğitim Bir Sen sarı sendika. Toplu görüşmelerde eğitimcilerin haklarını ve ücretlerini savunamıyor, savunmuyor. Üstünü üstlük her yere kendi adamlarını, kendi üyelerini getiriyorlar, doymuyorlar. Üstüne üstlük ehliyet ve liyakat sıfır…”
Eğitim Bir Sen tarafı özetle diyor ki;
“Türk Eğitim Sen aslında MHP’ye değil İyi Parti’ye yakın kişiler tarafındın yönetiliyor. Amaçları kavgayı sürekli körükleyip huzursuzluk çıkarmak, Cumhur İttifakına zarar vermek. Bunların genel başkanları da böyle. Eğitim-İş ya da Eğitim-Sen bile bunlar kadar değil…”
Türk Sağlık Sen ile Sağlık Sen arasında da benzer eleştiriler var.
Yüzde 90 aynı.

AHMAKLIK OLUR

Tekrar ediyorum, kim haklı kısmına hiç girmiyorum.
Sendikaların partilere direkt bağlı olmadıklarını, arada sadece kuvvetli gönül bağı bulunduğunu da iyi biliyorum.
Mesela il başkanlarının sendika başkanlarını değiştiremediklerini, sendika başkanlarının gerektiğinde il başkanlarıyla bile sert tartışmalara girdiklerini, girebildiklerini biliyorum, duyuyorum, görüyorum.
Ama her sendikanın, yakın olduğu partinin iktidarı döneminde büyüdüğü, güçlendiği, o zeminin kendilerine büyük avantaj sağladığı ortada.
Dolayısıyla sendikaların siyasi iktidardan o kadar bağımsız olduğunu iddia etmek de ahmaklık olur.
Zaten benim dediğim şey başka.
AK Parti ve MHP il başkanları gerek eğitim ve sağlık gerekse diğer konuları aralarında istişare edebildikleri, oturup konuşabildikleri halde…
AK Parti ve MHP’ye yakın sendikalar bırakın diyalog kurmayı, iki düşman kardeş gibi hemen her gün kavga ediyor.
Üstelik bu kavganın sert dili ve dozajı çok dikkat çekiyor.
Sizin de dikkatinizi çekmiyor mu?


Meğer adını silmişler

Kandıra’nın adını Türkiye ve Dünya’ya duyuran iki ünlü sanatçı…
Merhum klarnetçi Mustafa Kandıralı ile bestekar Amir Ateş’in adının Kandıra’da bir cadde, sokak ya da en azından bir parka verilmesi gerektiğini söylemiş, “Kandıralı’nın adı Kandıra’da yok. Ateş’in adı ise İstanbul ve Antalya’da yaşatılıyor” demiştim.
O yazıdan sonra ilginç bir bilgi paylaştılar.
Özetle şöyle;
Aslında Mustafa Kandıralı’nın adını, evinin bulunduğu caddeye vermişler, Kandıra’da Mustafa Kandıralı Caddesi diye bir cadde varmış. Ancak 1984-1994 yılları arasında Kandıra Belediye Başkanlığı yapan Kenan Evin bir etkinlik için Mustafa Kandıralı’ya davette bulunuyor. Ancak rahmetli bu davete icabet etmiyor. Kenan Evin bunun üzerine sinirleniyor ve oy çokluğu ile Mustafa Kandıralı Caddesinin adını değiştiriyor. O caddeye abisinin adını ( Çalgıcı İsmail Efendi Caddesi) veriyor. İsmail Efendi, Mustafa Kandıralı’nın yeğeni, yine klarnet ustalarından Türkan Kandıralı’nın babası. Kendi adının silinmesine Mustafa Kandıralı doğal olarak sitem ediyor, “Benim adımı Amerika’da bile falanca yere verdiler” gibi laflar ediyor.
Ne diyelim?
Hoş değil.
Ve telafi edilebilir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

02

Tulpar - Bir bitmediniz. Yaşar Şanlı ya İyi partili demek akıl tutulmasıdır. Sendikacı kimliğinin ilimizdeki en cesur sesidir. Su katılmamış Türk Milliyetçisidir. Çok eskiden beri tanırım.

Her yere kendi adamını yerleştirmeyi marifet sayanlar iyi partili iftirası ile kendilerine mevzi almak gayretindedir.

Asıl şunu yazın. Bu tip liyakatsiz atamalar en çok kime zarar veriyor. Bu tip adamların hamilleri zerre miktarda Cumhurbaşkanını sevmiyor mu. Cumhur İtiifakına bu atamalarla zarar verenler kime hizmet ediyor. Bunuda analiz edin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Ocak 13:43
01

Ülkücü - Yaşar Şanlı ile şahin yaşlık'ı karşılaştırmak bile ayıptır. Yaşar şanlı şerefli bir öğretmendir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Ocak 22:29


Anket CHP'nin yeni İzmit İlçe Başkanı kim olmalı?