Bekirdere neden kalabalık?

Diyorlar ki: 

İzmit’in doğusunda yer alan Bekirdere tarafları (tam olarak Üçyol ile Mimar Sinan İlkokulu arası) çok kalabalık, insanlar laftan anlamıyor, caddeler insan kaynıyor…
Önceki gün ben de gittim, yerinde de gördüm.
Bölge sakinlerine de sordum.
Doğru mu? Doğru.
Cadde kalabalık mı? Kalabalık.
Ancak;
1. O güzergâhta çok sayıda banka, market, fırın, eczane var. Yakın bir yere PTT de açıldı. Hani o caddeye inen bir kişi neredeyse bütün ihtiyaçlarını orada giderebiliyor. Bu bugün böyle değil, yıllardır böyle.
2. Bekirdere, Tavşantepe, 28 Haziran ve hatta Mehmet Ali Paşa ile Yenişehir’in yakın kısmında oturan insanlar alışverişlerini genel anlamda o cadde üzerindeki marketlerden yaparlar. Pek çok kişi marketlerin önüne park edince, cadde zaten kalabalık oluyor.
3. Çalışmaya devam eden pek çok fabrikanın servisi o caddeden mutlaka geçer. Pek çok otobüs ve minibüs o hattı kullanır.
Yani Bekirdere sadece Bekirdere değil, çok daha fazlasını ifade ve temsil ediyor, o bölgenin önemli bir kısmı ihtiyaçlarını o cadde üzerinden karşılıyor.
Fabrika servislerini tamamen kaldırsanız bile orada illaki bir hareketlilik olacaktır.
(İstisnalar kaideyi bozmaz)


Maskeler el değmeden üretilse…

İsim vermeyelim.
Zira iyi niyetli bir iş yapıyorlar.
Ancak bazı belediyelerde maske üretimi yapan belediye personeli ablaların maskesiz ve eldivensiz üretim yaptıkları görülmüş.
Bana da bir iki fotoğraf atan oldu.
“Bu maskelerin el değmeden üretilmesi gerekir. Polis bu tip üretim yapan imalathanelere baskın yaparak kapatıyor. Ama bazı belediyeler buna dikkat etmiyor. O ablalar elleriyle bakteri bulaştırabilir, eldeki bakteriler sağlıkçıların ağzına kolayca girebilir” diyorlar.
Mantıklı bir eleştiri.
Ya endüstriyel üretim yapmak lazım…
Ya da eldiven ve maske kullanarak…
Maske üreten belediyelerin yetkililerine duyurulur.


Korona’nın faydaları!

Dikkat ettiniz mi bilmiyorum.
Bu kentte son 1, 1.5 aydır;

  • İntihar yok.
  • Cinayet yok.
  • Kalp krizi yok.
  • Aile içi şiddet yok.
  • Hırsızlık olayları yok.
  • Uyuşturucu ile ölen yok.
  • Trafik kazası yok (denecek kadar az)

Son dönemde bu tür haberleri ya çok az ya da neredeyse hiç yapmıyoruz.
Çünkü hırlısı hırsızı, katili hastası, alkoliği hızlı yaşayanı v.s. evden çıkmıyor, düzgün yaşamaya azami ölçüde dikkat ediyor.
Hal böyle olunca da daha önce “sıradan” olarak gördüğümüz vakalar şimdilerde neredeyse hiç yaşanmıyor.
Dolayısıyla o sebepli ölümler de…
Gerçi şimdi de Korona’dan ölüyor insanlar ama…


Bu Japonlar ne harika adamlar

1.
Biliyorsunuz, Çayırova Şekerpınar’da faaliyet gösteren Honda fabrikası 2021 yılı eylül ayında kapanacağını açıkladı.
Fabrika o tarihten önce tam olarak bu yılın başında çalışanlarına kapanış tazminatını verdi.
Ki bunu “çılgın kapanış” başlığıyla daha önce bu köşede yazmıştım:
10 yılını doldurmayanlara 40 maaş,
10 yıldan fazla çalışanlara ise tam 48 maaş.
Tamam, bu paradan bir miktar vergi kesintisi olsa da, Honda bizi, hepimizi bu hareketiyle çok şaşırtmıştı.
Duyanlar şaştı kaldı, herkes “Helal olsun” dedi.
Çünkü bu ülkedeki hiçbir yerli ya da yabancı sermayeli fabrika böylesi cömert olmadı, işçisine bu kadar bonkör davranmadı.

2.
Koronavirüs nedeniyle bütün fabrikaların duruşa geçtiği, işçi çıkardığı, küçüldüğü, kimi işçilerini çıkarmamak için de devlet desteği (kısa çalışma ödeneği) aldığı bir dönemde…
Adapazarı’nda fabrikası bulunan Toyota’nın Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt geçen hafta “Bir yıl araç satmasak da maaş ödeyeceğiz, kimseyi işten çıkarmayacağız, devlet desteğini de ihtiyaç sahiplerine bırakacağız” açıklamasını yaptı.
Bu fabrikada çalışanlarla konuşuyorum, hepsi fabrikadan ve fabrika yönetiminden çok memnun.
Yukarıdaki açıklama da çok hoşlarına gitmiş.
Düşünün, “Bir yıl araç satmasak da maaş ödeyeceğiz” diyor adam yahu!!!

3.
Bu Japonlar gerçekten de harika adamlar…
Toyota ve Honda belki de bu yüzden kaliteli markalar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Mehmet Altın - “Biz şimdi ulûm-u an’ane ve ulûm-u diniyeden ziyade garplılaşmaya ve medeniyete muhtacız.”

Ben de cevaben dedim: Siz, farz-ı muhal olarak, hiçbir cihette ihtiyaç olmasa da, ekser enbiyanın Asya’da, şarkta zuhuru ve ekser hükemanın ve feylesofların garpta gelmelerinin delâletiyle Asya’yı hakikî terakki ettirecek, fen ve felsefenin tesiratından ziyade hiss-i dinî olduğu halde, bu fıtrî kanunu nazara almayarak garplılaşmak namıyla an’ane-i İslâmiyeyi bıraksanız ve lâdinî bir esas yapsanız dahi, dört beş büyük milletlerin merkezinde olan vilâyat-ı şarkiyede millet, vatan selâmeti için dine, İslâmiyetin hakaikine kat’iyen tarafdar olmak, size lâzım ve elzemdir.

(Said Nursî)

* tüm alemi kaplayan davamızı coğrafya taassubuna esir etmeksizin, onun ilk mekanı olan doğu’ya sırf antitezimize karşı tutulacak bir mevzu kıymetiyle bakmalı ve herşeyin yani ruhumuzun ordan, doğudan geldiğini bilmeliyiz!

* insanın en saf devresinde, daha maddenin insanı körletmeden evvel ruhumuzun ilk ve büyük marifetleri doğuda sahnelendi. asıl vatandan yere düşünce onu bulduk. ( asıl vatan, ruhlarımızın yaratıldığı yer olarak anlaşılabilir.)

* ilahi beyana göre, ilk peygamber doğuda bir yere ayak bastı, nuh peygamber’in gemisi de doğuda bir yere oturdu, hz ibrahim, hz musa ve hz isa. nefesini hep doğudan üfledi. ve… ve allah’ın sevgilisi ve alemlerin yaratılış hikmeti baş resul de doğu’nun bir kenarında, bir nefhada kum taneleri içine mermer kubbeler yerleştirdi.

(Necip Fazıl)

Mesele varoluşsaldır ve yerleşimler de böyledir; hemen her şehrin doğu yakası daha muhafazakâr iken, batıya doğru Avrupa'ya açılan kapısı gibidir. Bu taraftaki Kadıköy'de bile eski yaşamın izleri halen görülebilir.

Bekirdere çevresinde de mahalle kültürünün izleri büsbütün kaybolmadığından, ahali daha bir içiçe, çay ocakları da geç saatlere kadar açık ve canlıdır.

Hatta çay ocakları demişken, kafeler de batıda konuşlanmıştır. Kaavelerde münasebetler müdavimlik üzerinden, kafelerde ise mesafe üzerinden yürür denilebilir...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 16:41
02

Gökhan - Kardeş Ali Haydar Bozkurt un Adapazarı'nda ki Toyota fabrikasıyla alakası yok

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Nisan 23:34
01

Ünsal - Hep demişimdir 24 saat bitmeyen bir hayat, buranın belgeselini çekmek lazım diye, hiç bir toplum bilimi ilgilileri de ilgilenmedi şimdiye kadar, ne de Tv’den birileri!...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Nisan 22:02


Anket CHP'nin yeni İzmit İlçe Başkanı kim olmalı?