O “sahte” denilen kâğıtlar…

Malum, 262 Towers projesi şu an deyim yerindeyse kilitlenmiş durumda.
Burçin Şahin’in olaylı ayrılışı ve oğul Al Kattan’ın “çaldı” iddialarından sonra…
Projenin başına Yusuf Öztürk isimli iş adamının geldiği söylenmiş ancak Öztürk’ün üç aylık döneminde inşaatta santim ilerleme olmamıştı.
Sonrasında Muhammet Al Kattan’ın oğlu Abdulhamit Al Kattan geldi, “Projeyi biz tamamlayacağız” dedi.
Biz de bunları yazdık.
Ardından Yusuf Öztürk’ün CEO’su gazetemizi aradı, “Rekan İnşaat’ın imza yetkisi bizde” dedi.
Bir gazeteci olarak olayları anlamakta zorluk çekiyorduk.
Meğer buradaki ilişkiler zinciri şöyleymiş;
Burçin Şahin’den ağzı yanan Al Kattan, “yurt dışında deneyimli” diye Yusuf Öztürk’e sarılmış.
Öztürk, Al Kattan’a projenin sahibi olan Rekan İnşaat’ın yüzde 50’sini vermiş.
Peki, neyin karşılığında?
Siz olsanız koskocaman projenin yüzde 50’sini bir şey almadan verir misiniz?
Elbette Al Kattan da vermemiş, Yusuf Öztürk’ten değerli bir kağıt almış.
Aldığı kağıdın adı, Brezilya Bonosu.
Al Kattan “sahte çıktı” demişti.
Yusuf Öztürk’ün CEO’su da “sahte” kelimesini yalanlamıştı.
Öğrendiğim kadarıyla kağıt teknik olarak sahte değil.
Ama para da etmiyor.
Daha doğrusu söylendiği kadar etmiyor.
Peki, böyle bir alışverişte, koskoca Al Kattan para etmeyen Brezilya Bonosunu neden ve nasıl inceletmeden, iyice kontrol ettirmeden alır, kabul eder ki?
İşte benim aklımın almadığı soru bu!
Oğul Al Kattan’ın dediğine göre, Yusuf Öztürk’ün niyeti projenin ilerleyişine engel olarak pazarlık gücünü artırmak.
Bu yüzden de “Yusuf Öztürk projeyi geciktirmek için elinden geleni yapıyor. Ne istediğini söylemiyor” diyor.
İzmit Belediyesi kaçak eklentiler olduğu gerekçesiyle inşaatı mühürledi, encümen ceza kesti, Yusuf Öztürk’ün CEO’su da İzmit’te yapacaklarını iddia ettiği basın toplantısını yapmadı.
Açıkçası ben bu konuda çok sürpriz gelişmeler bekliyorum.
Kimin kimden ne kadar para götürdüğünü ve o parayı götürmek için de yüzlerce insanı, arkadaşımızı, İzmitliyi mağdur etmekten çekinmediğini detaylı bir şekilde yazacağımı buradan bir kez daha ilan ediyorum.


Haydar Akar ağabey gibi

CHP İzmit İlçe Örgütünün yerel seçimlerin ardından gecikmeli gerçekleştirdiği danışma meclisine katılamadım.
Ama okudum, sordum ve dinledim.
Anlatılanlara göre, CHP’nin il başkanı Cengiz Sarıbay daha sessiz ve sakin kalmış.
Partilileri sakinleştiren, gençlerin gönlünü alan, bir ağabey gibi toplantıda inisiyatif alan isim Haydar Akar olmuş.
Birkaç başlık altında özetlemem gerekirse;

  1.  "Parti gençleşmeli” eleştirilerine destek vermiş.
  2. Hazırladığı 6 sayfalık metni kürsüde okumaya başlayan ancak partililerin bir süre sonra alkışlarla protesto ettiği üyeye, “Kendi hazırlamış, emek vermiş, çözümler üretmiş, 10 dakika sabretmeniz lazımdı” diyerek destek vermiş, gönlünü almış.
  3. Kürsüden sorulan “30 Ağustos etkinliklerine neden katılmadınız?” sorusuna “Çağrılmadım” diyerek Başkan Hürriyet’i ateşe atmamış. Üstüne üstlük DJ Kardelen Başak olayından dolayı Hürriyet’i sahiplenici bir konuşma yapmış.
  4. Toplantının sonlarında Hakan Çakar, Nazım Gençtürk ve Mehdi Kaan Günan arasındaki gerilime de bir abi gibi müdahale edip kıvılcımın yangına dönüşmesini engellemiş.

Haydar Akar daha önce de PM üyesiydi.
Ancak Cengiz abi iyiden iyiye kendini geri çekince, Akar’ın “abilik” pozisyonu daha da güçleniyor anlaşılan.


Ama Oda TV hiçbirini görmedi!

Son bir haftadır, İzmit’te deyim yerindeyse kıyamet kopuyor.
Doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet gündemden düşmedi.
Önce kendisinin Gezi olayları zamanında attığı “Kes bakalım, kes bakalım! Sapı anana, kökü babana girecek mi bak bakalım” Tweeti ortaya çıktı…
Sonra 5-8 Eylül arasında belediyenin düzenlediği festivale katılan Kardelen Başak adlı sanatçının Atatürk düşmanı, Mehmetçik düşmanı, din, bayrak düşmanı, PKK sempatizanı eski Tweet’leri.
Kocaeli adeta yıkıldı.
Sosyal medya adeta yıkıldı.
Ama Oda TV, Türkiye gündeminde de büyük yankı bulan bu kadar önemli iki haberi de görmezden geldi.
O zaman, belediyenin yandaşı mı olmuş oldu?
Oda TV’ye bundan böyle yandaş TV mi diyeceğiz şimdi?
Sözcü’ye bakmadım.
Cumhuriyet’e bakmadım.
İsmail Saymaz’ın bu konularla ilgili tweet atıp atmadığına bakmadım.
Başkan AK Partili olsa kesin atardı da…
Şunu demeye çalışıyorum;
Bu kadar ideoloji iyi bir şey değil arkadaşlar.
Ne Sabah Gazetesi için ne Oda TV için ne de diğerleri için.
Tek taraflı değil yani.
İyi akşamlar.


"Huzur"suz eden bir yükseklik!

Bildiğiniz gibi, eski İzmit Huzurevi yıkıldı, yerine devasa bir şey yapılıyor.
Proje ile ilgili bazı çevre sakinlerinin güçlü bir itirazı var.
Ancak onun dışında sıkıntılar da var.
Mesela;

  • İnşaatın ruhsatı yok. Ruhsat başvurusu dahi yok. Yani firma henüz İzmit Belediyesine evraklarını teslim edip, para yatırmış değil. Yani belediye o inşaatı her an mühürleyebilir teknik olarak.
  • O arsada İzmit Belediyesinin de hissesi var. Ama o arsa da satın alınmış değil. Ki bu arsa karşılığında belediyenin bedel istediği de bir süre önce gündeme gelmişti.

En önemli itiraz ise şu:
Binanın toplam yüksekliği 28 metre.
15 metre de istinat duvarı yapılmış.
Turgut Mahallesinin göbeğinde 43 metrelik devasa bir yapı, bölgenin silüetini de dengesini de bozar.
Takdir elbette mahkemelerin.
Ama çevre sakinlerinin itirazı tam olarak bu yönde.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Mehmet Altın - Yine ve daima sadede gelirsek:

Siz hiç doğru düzgün bir müteahhite rastladınız mı?

Rastlayamazsınız zira malzeme ortada; camid, hissiz ve kaba saba, adamı kanser eden cinsten!

Mimar Semih Akşeker: Beton radyoaktif radon gazı yaymaktadır. Betonarme binalarda yapılan ölçümlerde 200-300 bekerele kadar çıkan radyoaktif değerler çıkabilmektedir. WHO"ya göre bu seviye insan sağlığını tehdit eden sınırların başlangıcıdır. Radon gazı vücutta toksik bir etki yapar ve bu etki kansere kadar gidebilir.

Amerika"da 1994 yılında yapılan bir araştırmada akciğer kanserinden ölenlerin %14"ünün bina içi radona maruz kalanlar olduğunun anlaşılmasından sonra betonarme binalara radon gazı tahliye aspiratörleri konulması mecburiyeti getirilmiştir. Aynı uygulama 2000 yılında İngiltere"de başlatılmıştır.

Ayrıca beton içerisinden geçirilen bakır elektrik kablolarının beton içindeki demiri tetiklemesiyle manyetik alan oluşturmakta, insanın hem beden hem ruh sağlığını derinden etkilemektedir. Yine betonarme binalarda oturanların romatizma, böbrek ve astım hastalıklarına daha çok yakalandığı istatistikler tarafından ortaya konmuştur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Eylül 23:58