Eğitimde sınıfta kalmaya devam ediyoruz

Eğitim, toplumun temel taşı.
Gelişme, büyüme kısacası dünyada söz sahibi olmanın yolu eğitimden geçiyor.
Türkiye gelişmiş ülkelerin gıpta ile baktığı genç nüfusunu eğitme konusunda istediği başarıyı bir türlü elde edemiyor. Başarı çıtasının her geçen yıl nasıl geriye gittiği dünyaca kabul gören araştırma kurumlarının verilerinde yer alıyor.
Eğitim ve ardından diğer alanlarda başarı gösteren Finlandiya gibi örnekler, tez ve araştırma konusu haline geliyor.
İşin ilginç yanı Türkiye'deki eğitim sistemindeki aksaklığın iktidar-muhalefet herkes farkında. Ancak, bir türlü uzun yılları kapsayan programlar oluşturulamıyor.
Ders müfredatları, sınav sistemleri yap-boz tahtasına döndü.
Oysa Türkiye'nin bu alanda yetiştirdiği bilim adamları dünyaca kabul görürken biz sadece dinlemek ve 'adam ne kadar haklı. Ne kadar güzel şeyler söylüyor' demekle yetiniyoruz.
New York Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin de bunlardan biri. Eğitimle ilgili 'İtiraz Et, Hayal Kur, İlerle' konulu konferansı sosyal medyada en popüler videoları geride bıraktı.
Prof. Dr. Şirin, kısa aralıklarla geldiği Türkiye'de katıldığı her televizyon programında dünyada eğitimin geldiği düzeyi anlatıyor. En son katıldığı programda ise eğitimin 6 aylıkken başladığını ve bu konuda yapılan araştırmaları anlattı.
Eğitimdeki yanlış politikalar bir yana bana en ilginç gelen veri, ülke genelinde halen 9 milyon 624 bin 250 kişinin okuma yazma bilmiyor olması.
9,5 milyon az buz bir rakam değil. 57 milyon olan seçmen sayısının neredeyse beşte biri.


Zenginliğin asıl göstergesi kültür-sanat


Toplumların gelişmişlik düzeyindeki kriterler artık değişti.
Elbette ki üretim, ihracat gibi ekonomik değerler hâlâ önem taşıyor ama en az bunlar kadar etkili olan eğitim ve toplumların kültür-sanattaki gelişmişlik düzeyi...
Geriye dönüp baktığımızda bugün dünyanın en önemli sanat eserlerinin ortaya çıkmasında burjuvazi olarak adlandırılan aristokrasiye karşı gelişen toplum katmanları temsilcilerinin katkısı yadsınamaz.
Toplumda söz sahibi olan bu kesimler, bir süre sonra kültür ve sanat alanında önemli eserlerin ortaya çıkmasına katkı sağladılar.
Türkiye, maalesef birçok alanda olduğu gibi uygarlık nehrinin bu evrim sürecini yine aksayarak yaşadı. Bu gelişimi son 20-30 yıldır tam anlamıyla olmasa da ucundan kıyısından Türkiye'nin ilk sanayicileri olan ailelerin temsilcileri sayesinde yakaladık. Artık rafine zevkleri olan sanat koleksiyonuna sahip zenginlerimiz var.
Peki ya Kocaeli?
Ekonomik değerler açısından baktığınızda örnek gösterilen bir kent. Aynı övgü dolu sözleri kültür-sanat alanında söyleyebiliyor muyuz?
Maalesef hayır.
Bu noktada Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a büyük bir sorumluluk düşmekte.
Bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki iş insanları ve şirketlere haksızlık etmeden genel bir değerlendirme ile hayır yanıtını verdim.
Aslında Kocaeli iş dünyasının çatı kurumu olan Ticaret ve Sanayi Odaları da bunun farkında ve birçok konuşmasında yatırımlar kadar kültür-sanat alanındaki gelişmelerin de olması gerektiğine sık sık vurgu yapıyorlar ama yetmiyor.
Artık sanayi kadar kültür-sanat alanına da önem vermemizin zamanı gelmedi mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Utku Birinci - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Ersoy Kandemir -

Lise öğrencisine soruyorum kerat cetveli tık yok,fen soruyorum yok,coğrafya zayıf,muhakeme zayıf,çocuğa kızmıyorum da kendi kendime şu soruyu soruyorum hep bu çocuğun öğretmenlerinden de önce ailesi ne yapar!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ağustos 13:19
02

Arzu - Birden eğitimini merak ettim desem. Gören de Prof. yazı yazmış sanacak

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 16:00
01

Ersoy Kandemir - İl milli eğitim müdürüne sorsan herşey muhteşem!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ağustos 01:02