Öner Polat’ın ilk duruşması

Aslında duruşmadan sonra rica etti.
“Haber yapmazsan sevinirim. Farklı yerlere çekiyorlar. Ben konuşulmak istemiyorum” dedi.
Ki inanırım.
Yaşantısıyla göz önünde olan bir insan değildir Öner Polat.
Ama benim işim de bu.
Ben gazetecilik yaparak para kazanıyorum.
Dava da önemli.
Yalan da yazmıyorum.
O nedenle gördüklerimi ve duyduklarımı okuyucularla paylaşmak zorundayım.
Hani yabancı filmlerde mahkemeye çıkarılan şahitler diyor ya:
“Doğruyu, yalnızca doğruyu söyleyeceğime yemin ederim”
Ben de aynısını söylüyorum.

YOK, YOK, YOK
Bugün sabah saatlerinde Kocaeli 2.Ağır Ceza Mahkemesinin önündeyiz.
FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma iddiasıyla hakkında dava açılan ve adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanan Öner Polat orada.
Avukatı Nazmi Küçükosmanoğlu orada.
Ailesi orada.
İki yeğeni (Ömer Polat’ın çocukları) orada.
İlk duruşmaya girdim.
Savcılık iddianamesini dinledim.
Öner Polat’ın telefonunda By Lock çıkmış ama;

Hakim sordu, Öner Polat ise kesinlikle By Lock kullanmadığını söyledi.
Hatta MGV, İlim Yayma Cemiyeti gibi bu örgütün karşısında yer alan sivil toplum kuruluşlarında yıllardır çeşitli görevlerde bulunduğunu dile getirdi.

SADECE 2014 YILINDA
By Lock kullandığı iddia ediliyor ancak konuşup konuşmadığı ve kimle ne kadar konuştuğu emniyet kayıtlarında yok.
İşin can alıcı noktası durumundaki o bilgiler dosyada yok.
Dolayısıyla iddia makamının iddiası havada kalıyor.
Sanık avukatı Küçükosmanoğlu, müvekkili ile ilgili By Lock kayıtlarının bir an önce mahkemeye iletilmesi için ayrıca dilekçe verdiğini söyledi yanlış duymadıysam.
Sonrasında da…
Müvekkilinin telefonuyla By Lock’a sadece 2014 yılı ağustos-eylül ayında girildiğine, onun dışında giriş yapılmadığına dikkati çekti.
Bu konuya da şöyle açıklık getirdi:
“O tarihlerde, müvekkilimin iş yerinin tam karşısında güvenlik kamerası işiyle uğraşan Ali Küçük isimli bir şahıs var. Kendisi dükkâna kamera sistemi ve bilgisayar kuruyor. Bu tarihte müvekkilime HTC marka ikinci el bir cep telefonunu vermiş, kamera görüntülerine bu telefondan giriş yapılabileceğini söylemiş, ayarlarını yapmış. İşte o telefonda varmış By Lock programı. Ama aynı Ali Küçük bir süre sonra ortadan kaybolmuş. By Lock’a o tarihten sonra da giriş yapılmamış. Gerçekten masum insanlar zan altında kalabilir. Ali Küçük ile ilgili gerekli araştırmaların yapılmasını talep ediyoruz.”
(Salonda sesler yankı yaptığı için çok net duyamadım. Yukarıdaki cümleler bir iki kelime eksik-fazla olabilir…)

ÖMER POLAT İLE İLGİSİ
Gördüğünüz gibi ilk duruşma bundan ibaretti.
Mahkeme, savcılığın FETÖ üyesi olmakla suçladığı Öner Polat hakkında yeni bir bilgi sunamadı, duruşmayı ilerleyen bir tarihe erteledi.
Gelelim kanaatler kısmına;
1.Olayın duyulduğu ilk günlerde “muhasebecisinden ikinci el telefon almış” haberini yapan bendim. Ama bu bilgiyi ergenlik çağındaki oğlundan almıştım. Anlaşılan delikanlı eksik bilgi aktarmış. Burasına takılmayın diye söylüyorum.
2.Öner Polat, By Lock dışında hiçbir şeyle suçlanmıyor. By Lock’a da sadece 2014 yılında ve bir ay içinde giriş yapılmış. Yani burada sistemli, düzenli bir girişten ve örgüt ilişkisinden söz edilemez, gibi görünüyor. Karar elbette mahkemenin. Ama bu dava, bugüne kadar takip ettiğim en boş, en zayıf, en içeriksiz davaydı.
3.Madem Öner Polat, By Lock ile yargılanıyor. O halde konuşma dökümlerinin de eş zamanlı olarak mahkemeye getirilmesi gerekmez mi? O dökümler gelirse her şey cam gibi ortaya çıkacak zaten. Gelmeyince, adil yargılama olmuyor ki?
4.Öner Polat’ın abisi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Ömer Polat’ı sevmeyebilirsiniz. Zaten benim de aşık olduğum söylenemez! Ama Öner Polat üzerinden Ömer Polat’a vurmak ve ulaşmak, bu dava ve iddialarla mümkün değil. Yine de elinde bilgi, veri ve iddia olan varsa, ortaya koyabilir.
5.Açıkçası ben bu davaları sağlıklı davalar olarak görmüyorum. Bu davalar FETÖ ile olan mücadeleyi sulandırıyor. Milletin devletine, yöneticilerine ve adalete olan güvencini de zedeliyor. 2014 yılında, bir ay içinde birkaç kez By Lock’a bağlanan kişiyi yargılarken, geride kalan asıl isimlere odaklanamıyoruz gibime geliyor.

Önce Şanbaz Yıldız…
Sonra Zekai Kahyaoğlu…
Şimdi de Cumali Durmuş…
İyi Parti’de ülkücülerin kenarda tutulması, anlaşılan bir dip dalgası oluşturmak üzere.
Özellikle MHP’den gelenler, genel hatlarıyla bu duruştan fazlasıyla rahatsızlar.
Hem ses çıkarmak, huzursuzluk çıkarmak, gürültü çıkarmak istemiyorlar.
Hem de yapılanan yanlış olduğunu söylemek istiyorlar.
İyi Parti’yi sahiplenmekle birlikte…
Bir anlamda bu anlayışla partinin arzu edilen yere gelemeyeceğini söylüyorlar.
Bugün konuştuğum İyi Parti Genel Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Cumali Durmuş’tan da açıkçası bu izlenimleri aldım.
Sayın Durmuş açıkça “vebalı” kelimesini kullandı.
MHP’den gelen ülkücülerin İyi Parti’de “vebalı” muamelesi gördüğünü ima etti.
Bir şeyler yapmak, katkı vermek istiyorlar.
Ama uygun ortam da bulamıyorlar.
Ben bu düşüncenin sadece Yıldız, Kahyaoğlu ve Durmuş’la sınırlı kaldığını düşünmüyorum.
İyi Parti’nin ‘MHP olmama” refleksi, “her partiyi kucaklama” arzusu ve oluşturduğu yüksek beklentinin, MHP orjinli ülkücülerde büyük bir rahatsızlık uyandırdığını net olarak görüyorum.
İyi Parti iyi değil arkadaşlar.
Cumali Durmuş’un sitemini yabana atmayın!

BİAŞ’ın durumunu hepimiz biliyoruz.
Bir Başiskele Belediyesi kuruluşu olan BİAŞ bugüne kadar çok kötü yönetildi.
Geçen gün Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz söyledi.
Şirketin sadece vergi borcu, 6.6 milyon lirayı buluyormuş.
O borçlar da, belediyenin genel vergi borçlarıyla birlikte ödenmiş, kapatılmış.
Ancak…
Başiskele Belediyesi BİAŞ’ı tamamen tasfiye ediyor.
3-5 ay, bilemedin 1 yıl içinde kapanacak bu şirket.
BİAŞ kapanacak da…
Yerini ne alacak?
Çünkü yerel yönetimler şirketlerle çok daha hızlı adım atıyor, belediye bünyesinde mutlak surette en azından bir şirket olmasını istiyorlar.
Öğrendiğim kadarıyla;
BİAŞ’ın yerine gelecek şirketin adı BAŞKENT.
Yani;
Başiskele Kentsel Dönüşüm İnşaat Anonim Şirketi.
Şirketin kurulumu tamamlanmış.
Şirket merkezi olarak, eski Yuvacık Belediye binası gösterilmiş.
Şimdilik genel müdürü yok.
Çalışanları yok. (1-2 kişi)
Yaptığı bir iş yok.
Ama mutlaka bir süre sonra iş yapmaya başlayacaktır.
Yukarıda da dediğim gibi.
Başiskele Belediyesinin yoluna yeni bir şirketle devam etmesinde sakınca yok.
Ancak BİAŞ’ın sağlıklı yönetilememesi ve bu nedenle kapatılacak olması çok manidar.
Kocaeli’de kaç belediye şirketi bu şekilde tasfiye edilmektedir ya da edilmiştir ki?
Ya yeni şirket de BİAŞ gibi yönetilirse!

Kocaeli’deki tüm okullarda Kocaelispor marşı okutulması konusunu biliyorsunuz.
Konuyu ilk olarak kulüp başkanı Bahri Yavuz, İl Milli Eğitim Müdürüne açıyor.
O da “Nakaratta sıkıntı yok. Ancak vali talimatı olmadan bir şey yapamayız” diyor.
Bahri Yavuz henüz Vali Hüseyin Aksoy ile görüşmeden…
Konu önce sosyal medyaya, ardından yerel basına, daha sonra da ulusal basına düşüyor.
Kocaeli Valiliği’nin ilçelere resmi yazı yolladığı, tüm okullarda ders zili olarak bundan böyle Kocaelispor’un ‘Sen Yeşilsin, Ben Siyah’ marşının çalınacağı iddia ediliyor.
Sonrasında Kocaeli Valiliği açıklama yapmak zorunda kalıyor, “Ortada alınmış bir karar yok” diyor.
Aslında fikir güzel.
Kocaelispor’u da çok seviyoruz.
Ancak fikrin uygulanması noktasında bazı sıkıntılar olabilir.
Çünkü Kocaelispor ile birlikte Gölcükspor, Gebzespor, Darıca Gençlerbirliği, Körfez Birlikspor da profesyonel liglerde mücadele ediyor.
O ilçelerde de insanlar, dinamikler, bölge sakinleri, belediyeler, kulüp yöneticileri kendi takımlarının marşlarının çalınmasını pekala isteyebilirler.
İyi de ne olacak?
Nasıl bir çözüm bulunacak?
Kocaelispor’un marşı, daha çok İzmit civarındaki okullarda mı çalacak?
Dediğim gibi proje güzel ama…
Benim bundan daha güzel bir önerim olacak.
Eski stadımız 16-7 bin kişilikti yanılmıyorsam.
Yeni stadımız da 33 bin kişilik.
Hazır bolca koltuğumuz var.
Ve bu koltukların tamamını doldurmak da mesele!
O zaman bu marş meselesine odaklanmak yerine…
İlimizdeki liselerden her hafta belli sayıda öğrenci talep edelim.
Öğretmenleri eşliğinde maça gelsinler, yeni stadın ayrı bir yerine otursunlar, maç sonunda da grup halinde evlerine dönsünler.
Ulaşım konusunda belediyelerden, öğrenci konusunda ise Milli Eğitim’den talepte bulunulsun.
Böylelikle hem seyirci sayısı artsın, hem de Körfez kalıcı taraftarlar kazansın.
Ne dersiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Korona aşısı sizce zorunlu olmalı mı?