262 + 300 = ?

262 Towers projesindeki en büyük yanlışlık ne biliyor musunuz?
Muhammet Al Kattan’ın güveneceği insanları seç(e)memesi.
Ya da Kattan’ın kendisinin güvenilir bir insan olmayışı.
Zira bir insanda bu kadar uluslararası tecrübe ve para varken bunları nasıl beceriyor, benim aklım almıyor.
Nerede sıkıntılı bir insan var, gidiyor onlarla yol yürümeye çalışıyor.
Sizce de tuhaf değil mi?

KEDİ KUMU MU?
Önce Burçin Şahin ile yola çıktı.
Daha önce adını pek duymadığımız, müteahhit ya da proje olarak çok büyük projelere imza atmayan Burçin Şahin aslında iyi başladı.
Belki su gibi para akıyordu da o yüzden iyi başladı.
Yok, Dünyaca ünlü artistler geliyor, yok projenin dünyada eşi benzeri yok derken…
Bir de baktık ki projenin dışında başka işlerle de ilgileniyor.
Sizin elinizde 262 Towers gibi “altın yumurtlayan tavuk” olsa, siz gidip araç iç dizaynı, kemi kumu gibi işlere girer misiniz?
Bu işi bırakır mısınız?
Ya da neden bırakırsınız?
Peki, sizin proje başındayken verdiğiniz sözler ne olacak?
Size güvenin insanlar ne yapacak?
Ki onların içinde çok sayıda arkadaşım var benim.
Son olarak;
Burçin kardeşimiz kendisini eleştiren bir gazeteye “yüzyılın davası”nı açacaktı.
Açıp açmadığını merak ediyorum!

BAYRAKLAR NEREDE?
Sonra Hasan Öztürk isimli müteahhit geldi işin başına.
Burçin Şahin hakkında çok ağır iddialar gündeme getirildi.
Hasan Öztürk yurt dışında çeşitli işler yapıyormuş.
Ama manzara Burçin Şahin döneminden farklı olmadı.
“Borçlarınızı ödeyin! Nisanda 150, mayısta 300 kişiyle çalışmaya başlıyoruz…”
“Bizim para ile ilgili sıkıntımız yok…”
“Bu proje tez zamanda bitecek…”
İyi de şantiyeye bir tane tabela, bayrak, afiş asmamışsınız!
İnsan geldiğini belli etmez mi?
Böylesi bir projesi kendisinin yaptığını cümle aleme göstermez mi?
Duyurusunu yapmaz mı?
Daha basın bile bilmiyor bu arkadaşları.
Daha firmanın gerçek adı dahi tam olarak bilinmiyor!

ÖZÜR DİLERİM
Halbuki, Al Kattan adam gibi bir firmaya verseydi bu işi…
Para da sorun değilse, 50 kere bitmez miydi?
Bu kentte büyük işler yapan, kaliteli, dürüst ve tanınmış onlarca, yüzlerce firma var.
Ya da git valiliğe, belediyeye, ticaret ve sanayi odalarına sor, öğren!
Ama o da yok!
Eeee… sonuç?
“Önümüzdeki ay başlıyoruz…”
“Bizim para sorunumuz yok…”
“Gümbür gümbür geliyoruz…”
Dediğim gibi müteahhitlerde suç yok.
Asıl suç onları tercih eden Muhammet Al Kattan’da!
İnşallah, o 300 işçi bu ay çalışmaya başlar da, ben de mahcup olur, buradan herkese özür dilemek zorunda kalırım.
İnşallah…
Ama hakikati de söyleyebilmek lazım.

Sadece Fatma Hanım değil Nevzat Doğan da böyleydi.
Doğan’ın ilk özel kalem müdürü Yasemin Özel, Ankara’dan gelmişti.
İkinci özel kalem müdürü Gül Aşık da Ankara’dan geldi.
Yeni başkan Hürriyet’in özel kalem müdürü Duygu Çetiner de Ankara’dan geldi.
Bir değil, iki değil, üç…
Bu Ankara’da ne var Allah aşkına?
İzmitli olsa ayıp mı?
Yasak mı?
Özel kalem müdürlerinin İzmitli olmaması bir zorunluluk mu?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinde geçen hafta şirketlerin genel kurulları vardı.
Hepsi bir bir tamamlandı.
Ama hiçbirinde değişiklik yapılmadı.
“Değişiklik olur mu?” diye bekleyenler vardı.
Ama olmadı.
Hiçbir genel müdür ve yönetici değişmedi.
Anlayacağınız, Büyükşehir’de “büyük değişim”e daha vakit var!
Ya da “büyük değişim” yerine “yer yer değişim” metodu uygulanacak!
Ya da hala İstanbul seçimleri bekleniyor!
Bekleyip, göreceğiz.

Türkiye yıkılıyor.
Muhalefet, muhalefet liderleri, vekiller, parti yöneticileri, sempatizanları koro halinde ve kararın çıktığı ilk andan itibaren YSK’ya sövüyor, sayıyor.
Ama YSK’dan bir yetkili çıkıp da “Ne diyorsunuz siz kardeşim?” demiyor.
Merak edilenleri yanıtlamıyor!
Eleştirileri cevaplamıyor!
Kamuoyunda en çok dile getirilen sorulara yanıt vermiyor.
Ben olsam, küfür edenlere misliyle yanıt veririm ya da hepsine dava açarım.
Ama ben olsam, meydanı da böyle boş bırakmam.
Kamuoyunu zamanında ve sağlıklı bir şekilde bildiririm.
Her soruya anında yanıt verir, merak edilenleri de hemen cevaplarım.
Zaten ben olsam, önce YSK’ya bir Twitter hesabı alırım.
YSK başkanına alırım.
YSK sözcüsüne (Yoksa sözcü tayin ederim) alırım.
Kamuoyunu, insanları, Türkiye’yi anında ve en doğru şekilde bilgilendiririm.
Twitter çağındayız.
Ama bizim devlet kurumları hala kara düzen iletişim yöntemlerini kullanıyor.
Yani hiçbir şey yapmıyor.
Bu sebeple bu kadar küfrü biraz da hak ediyor.
Bu devirde bir şey yapmak önemli.
Ama yaptığını ya da düşüncelerini anlatmak ve satmak 10 önemli!
O yüzden tüm devlet kurumlarındaki bu zihniyet acilen değişmeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Engin Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.