Bu sefer olur mu?

21.Yüzyıl Türkiyesi’nin halen aşamadığı konulardan biri olan, yeni anayasa çalışmaları ile ilgili bir değerlendirme yapalım.
Fransızca ‘constitution’ sözcüğünün karşılığı olarak günümüz Türkçesinde ‘anayasa’ kelimesi kullanılmakta olup, Osmanlı döneminde ‘kanun-i esasi’, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında ‘teşkilat-ı esasiye kanunu’ tabirleri kullanılmıştır.
Anayasa, ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin, içerisinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini belirleyen toplumsal sözleşmelerdir.
Hans Kelsen’in normlar hiyerarşisine göre diğer bütün hukuki kurallardan ve yapılardan üstündür ve hiçbir kanun ve yapı anayasaya aykırı olamaz.
Devletin temel yapısını kuran, önemli organlarını ve işleyişlerini belirleyen, ayrıca temel hak ve özgürlükleri tespit edip, sınırlarını çizen hukuk metinleridir.
Toplumsal bir sözleşme niteliği taşır.
Bizim yönümüzden bakıldığında tarihsel süreç; Osmanlı döneminde, 1876 Kanun-i Esasi (Nedeni 1.Meşrutiyet), 1908 Kanun-i Esasi (Nedeni 2.Meşrutiyet), 1921 Teşkilat-ı Esasiye (Nedeni 1920’de TBMM’nin açılışı), Cumhuriyet döneminde, 1924 Teşkilat-ı Esasiye (Nedeni 1923’de Cumhuriyetin ilanı), 1961 Anayasası (Nedeni 1960 askeri ihtilali), 1982 Anayasası (Nedeni 1980 askeri ihtilali) şeklinde tezahür etmiştir.
En son anayasa, 1982 Anayasasında bu güne kadar 14 kez değişiklik yapılmış ancak sil baştan, değişen dünyanın şartlarına uygun, toplumun beklentilerine cevap veren, temel hak ve hürriyetleri tam anlamıyla teminat altına alan bütüncül, yeni bir anayasa maalesef yapılamamıştır.
Bu da beraberinde halen kısır çekişmelerin yaşandığı, toplumun çok gerisinde kalan bir ortam oluşturmakta ve yaşatmaktadır.
Bunun için TBMM’ye büyük görev düşmektedir.
Artık darbe dönemlerinin kapandığı, demokratik seçimlerin sağlıklı bir şekilde yapıldığı ülkemizin, bunu aşması gerekmektedir.
Gelişen dünyada artık bunu başarmak o kadar da zor olmasa gerek. Çünkü gelinen noktada demokratikleşme, insan hak ve hürriyetleri hususunda ortaya konulan, ama yazılı hukuk normları, ama toplumsal uzlaşma zaten belirli bir taban zemin oluşturmuştur.
Yeniden keşfedilecek bir şey yoktur.
Yeni bir anayasa için, iktidarı ile muhalefeti ile kuvvetli bir irade ortaya konması ve sonra da oturup bu hususta çalışarak sonuca varmak gerekiyor.
Dört yıllık seçimsiz bir dönem, bunun gerçekleştirilmesi için büyük fırsat.
Bu fırsat da kaçırılırsa ülkemizin yeni bir anayasaya kavuşması yine bir hayal olarak kalacaktır.
Aynı zamanda bu durum, yeni nesillerin Türkiye’de darbesiz anayasa yapılamayacağı düşüncesini bilinç altında pekiştirecektir.
Anayasa özü itibariyle toplumsal bir sözleşme niteliği taşıyorsa, artık çağımızda toplumun beklentilerini tespit etmek zor değildir.
Tabii ki yeni anayasa yapılırken bizi biz yapan değerlerin, ülkemizin bu günkü hür ve bağımsız haline gelene kadar geçirdiği süreçlerin, vazgeçilemez unsurlarının göz önünde bulundurulması elzemdir.
Her ülkenin kendine göre tarihsel, siyasal ve kültürel gerçeklikleri vardır. Bunlar yeni anayasa yapılırken dikkate alınmalıdır.
O nedenle bir zamanlar yapıldığı gibi, Batının kanunlarını tercüme ederek, başına Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu koyarak değil, bize özgü bir anayasa yapılmalıdır.
Milletimiz artık bunu fazlasıyla hak etmektedir. Çünkü Türk Milleti artık demokrasiyi özümsemiş, önüne sandık geldiğinde büyük bir iştiyakla gereğini yapmaktadır.
Seçilmiş temsilcilerden oluşan TBMM’nin de artık bu işi başararak milletin önüne yeni anayasayı koyması gerekir.
1980 ihtilalini yapan kişileri yargılayarak mahkum ettik ama yaptıkları anayasa halen yürürlükte.
Bu büyük bir tenakuz ve bu millete haksızlıktır.
Anayasa yapılırken, tanımların ve ifadelerin mümkün olduğu kadar yoruma açık olmayacak şekilde belirgin ifadelerle yazılması büyük önem arz etmektedir.
Şöyle ki, özellikle darbe dönemlerinde yapılan anayasalarda bazı hükümler muğlak bırakılmış bu daha sonra birçok değişik yorumlara maruz kalarak hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına ve siyasi krizlere sebebiyet vermiştir.
Örneğin; Cumhurbaşkanı seçimindeki 367 krizi gibi, din ve vicdan hürriyetinin (başörtüsü konusu gibi) keyfi olarak sınırlanması gibi.
Ülkemiz bu gibi muğlaklıklardan yıllarca sıkıntı çekmiştir.
İkinci olarak anayasanın, efradını cami-ağyarını mani (alakalı olanları toplamış, ilgili olanları içinde barındıran ama ilgisi olmayan alakasız şeyleri dışarda bırakan) ve mümkün olduğu kadar teferruattan uzak, sade, açık ve net, anlaşılır olması gerekir.
Tabiidir ki en nihayetinde anayasa ve yasaları uygulayanlar insanlardır.
Bu, ama yasama organı, ama yargı, ama yürütme olarak karşımıza çıkar.
Sonuç olarak; en iyi kanun bile kötü uygulayıcıların elinde kendisinden beklenen faydayı veremez ancak en kötü kanun dahi iyi uygulayıcıların elinde çok daha verimli neticeler verebilir.
Ülkemizin 21.Yüzyılda artık gerçek manada sivil bir anayasayı yapabilmesi umuduyla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Tektaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

02

Beki̇r Emekli - Biz ne zaman ortak aklıda uzlaşabilirsek ,öznel değil de nesnel,toplumsal düşünebilirsek?*?

Usul esastan önce gelir ilkesiyle ilk önce usulde anlaşmalıyız.Hiç yazılı anayasası olmuyan Birleşik KIrallığı anlyabilsek?Makul ve mantıklı adaletli ,olması gereken konuları konuşabilirsek?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 12:20
01

Genç Lerl - Sevgili kardeşim,Ülkemizin ne yazık ki kendilerini İlerici Aydın ve Çağdaş diye yillarca bu millete yutturan Statükocu ve Gerici İstemezükçüler Zamanın Ruhunu kavrayabilmişlerse üzerinde sağlanan Konsensüs'le yeni bir Anayasa yapılır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 11:43


Anket 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde İzmit Belediye Başkanı kim olmalı?