Bal tutan parmak nasıl yalanlamalı?

“Bal tutan parmağını yalar!”

Ne kadar da masumane bir deyiş, değil mi?

Ancak bu masumiyetin ardında, toplumumuzun temel değer yargılarını sorgulamaya açan derin bir tartışma yatıyor.

Bu yazıda, “Bal tutan parmağını yalamalı mı?” ve “Yaladığı bal helal midir?” sorularını ele alacağım.

Öncelikle, “Bal tutan parmağını yalar” atasözü, fırsatlardan faydalanmanın doğal bir sonucu olarak görülebilir.

Ancak bu faydalanma sürecinde, adalet ve ahlaki değerler ne olacak?

Toplum olarak, bireysel çıkarları her şeyin üstünde tutma eğilimimiz, sosyal adaletin ve kolektif ahlakın önüne geçiyor.

Bal tutan kişi, bu fırsattan yararlanırken, elde ettiği ‘bal’ın kaynağını ve bu süreçte etkilenenleri düşünmelidir.

Bal metaforik bir ifade olsa da, gerçekte edinilen her kazanç, başkalarının hakkı, emeği veya kaynağı üzerinden elde edilmiş olabilir.

Bu noktada, “yalanan bal”ın helalliği sorgulanmalıdır.

Helal kazanç, yalnızca dini bir kavram olmanın ötesinde, etik ve ahlaki bir duruşu ifade eder.

Kazancın helal olması için, adil bir şekilde, kimseye zarar vermeden, hakkaniyetli bir paylaşım içinde elde edilmesi gerekir.

Peki, bal tutarken bu helalliği korumak mümkün mü?

Toplum olarak, bireylerin ve kurumların sorumluluklarını yerine getirme biçimleri, bu sorunun cevabını belirler.

Eğer bir kişi, elde ettiği fırsatı, sadece kendi çıkarını gözeterek değil, aynı zamanda herkese fayda sağlayacak şekilde kullanırsa, yaladığı balın helalliğinden söz edebiliriz.

Ancak unutmayalım ki, gerçek hayatta bal tutanların çoğu, balın tadını yalnızca kendileri için istiyor.

Bu bencillik, toplumsal adaletsizliklerin ve ahlaki çürümenin temelini oluşturuyor.

Bu nedenle, bal tutanların, parmaklarını yalamadan önce iki kez düşünmeleri gerektiğini savunuyorum.

Bireysel kazanç peşinde koşarken, kolektif ahlak ve adaleti göz ardı etmemeliyiz.

Bireysel ahlak ve adalet arayışımızın bizi “Biz hangi ara bu hale geldik?” sorusuna yönlendirdiği bir gün, önce aynaya bakıp kendimizle yüzleşmeliyiz.

“Bal tutan parmağını yalar” deyişi, bize bireysel çıkarların peşinde koşarken, balın sağlayıcısı olan arılar için, ahlak ve adaleti gözetme sorumluluğumuzu hatırlatmalıdır.

Yaladığımız balın helal olup olmadığını sorgulamak, sadece dini bir vecibe değil, aynı zamanda ahlaki bir görevdir.

Toplum olarak, adalet, şeffaflık ve hakkaniyet ilkelerini gözeterek hareket etmek, bizi sadece ahlaken değil, insani olarak da yüceltecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Ergün - Mesaj Gönder

# bir, Söz

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

02

. - Akp Filistin'de ki soykırıma lojistik destek veriyor kendisine oy verenleri vebale ortak ediyor

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Mart 17:31
01

Haklısınız - "Bal tutan parmağını yalar" deyimi toplumda maalesef yolsuzlukları, haksız elde edilen bir durumu-kazancı masum göstermek için kullanılıyor. Bu durum, güç ve makam sahibinin sanki doğal hakkıymış gibi söylenmesi aslında toplumun ne kadar yozlaştığının ve ahlaki olarak çöktüğünün göstergesidir. Bu konuyu gündeme getirip, önemli bir noktaya dikkat çeken yazara teşekkür ederim

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Mart 15:32


Anket 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde İzmit Belediye Başkanı kim olmalı?
Tüm anketler