Sayın başkan, o kırık camları toplayın!

Hafta sonları, çocukları başka bir ilçedeki kursa götürüyorum.
Onlar derslerine devam ederken ben de kursun olduğu bölgede fırsat buldukça yürüyüş yapıyorum.
Yine bir gün yürürken aydınlatma direğinin dibine birkaç parça çöp atıldığını fark ettim.
Bir sonraki hafta aynı yerden geçerken ne göreyim?
Belediye o birkaç çöpü almayınca, direğin dibinde neredeyse bir çöp dağı oluşmuş.
Bu durum aklıma, bir makalede okuduğum Kırık Camlar Teorisi’ni getirdi.
Belki birçoğunuz duymuşsunuzdur.
Bu teori Profesör Philip Zimbardo’nun 1969’da yaptığı sosyal deneye dayanıyor.
Şiddetin ve anti sosyal davranışların köklerini araştıran profesör, plakasız ve motor kapağı açık eski model iki otomobili iki farklı muhite bırakır.
Muhitlerden biri New York’un it-kopuk diyarı yoksulların yaşadığı ve eğitim seviyesi düşük olan Bronx.
Diğeri ise California’da elit ve zenginlerinin yaşadığı, eğitim seviyesi yüksek olan Palo Alto’dur.
Otomobilleri uzaktan görecek şekilde kameralar yerleştirir ve olan biteni kaydetmeye başlar.
Gariban semtteki sahipsiz otomobil 24 saat geçmeden adeta iskelete dönüşür.
Radyatör ve aküsünden başlayarak bütün camları kırılır.
Döşemeleri yırtılır, zevk için tekmelenir ve kaportası yamultularak kapıları sökülür.
Ve son olarak çocukların oyun alanı haline gelir.
Zengin muhitteki sahipsiz otomobile ise hiç kimse dokunmaz.
Bir haftadan fazla bir süre aynı şekilde kalır.
Bunun üzerine Profesör eline balyozu alır ve otomobilin camını patlatarak hemen oradan uzaklaşır.
Sanki herkes bu anı bekliyordur…
Otomobil anında darmadağın edilir adeta vites koluna kadar yağmalanır.
Rudy Giuliani…
New York bölge federal savcısıydı seçime girdi ve kazandı.
1994’te Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’a başkan olduğu yıl, o da New York’a belediye başkanı oldu.
Giuliani seçildiğinde şehirde adeta korkudan sokaklarda yürünemiyordu.
Her köşe başında eli silahlı saldırganlar kol geziyordu ve suç oranı patlamıştı.
O, başkan koltuğuna oturunca, adeta sihirli değnek değmiş gibi oldu.
Şehirde huzur sağlanarak suç oranlarında ciddi bir azalma oldu.
Giuliani’ye sordular.
Nasıl başardın?
Şu cevabı verdi…
“Boş ve metruk bir bina düşünün, camlarından biri kırılırsa, oradan geçen herkes eline bir taş alır, öbür camları da kırar.
“Ben, ilk kırılan camı tamir ettirdim.”
“Bir köşeye bir çöp bırakılırsa ve o çöpü hemen oradan kaldırmazsanız, her geçen, çöpünü oraya bırakır ve çok kısa bir sürede dağlar gibi çöp birikir.”
“Ben ilk konan o çöpü kaldırttım.”
“Küçük, büyük demeyerek hiçbir suça göz yummadım ve böylece büyük suçlar da ortadan kalktı.”
Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor.
Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse, oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor ve diğer camları da kırıyorlar.
Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak, polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyor.
Bunu anlayan New York polisi, önce küçük suçların peşine düşmüş.
Metroya bilet almadan binenleri, apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları, kamu malına zarar verenleri, hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış.
Duvardaki grafitileri anında silmiş, sokakta alkollü içki içenleri gözaltına almış.
Şehre zarar verenleri, ortalığı kirletenleri, fahişeleri, dilencileri, kırmızı ışık cam silicilerini ve seyyar satıcıları tutuklayıp cezalandırmış.
Bunları niye mi anlattım?
Bu yazıyı her kademedeki yöneticiler iyi okusunlar!
Ayrıca, şehirlerimizi yönetenlerin bu konulara özellikle dikkat etmelerinin gerektiğini düşünüyorum.
Daha sonra toplumun bir bireyi olarak kendimizi sorgulayalım!
Çünkü kalbimizde biriken küçük kırık camlar gibi, hayatımız boyunca biriktirdiğimiz küçük hatalar ve günahlar var.
Başlangıçta önemsiz gibi görünen bu çöpler, zamanla çöp yığınlarına dönüşüyor.
Küçük hatalarımız, başkalarını da benzer hatalar yapmaya teşvik ediyor.
Ne yazık ki, pişmanlığımızı ciddiye almadığımızda, bu çöp dağları giderek büyümeye devam ediyor...
Ve çöplerimiz, kötülüklerimiz, ayıplarımız, kötülük yığınlarına kapı aralıyor.
"Böyle gelmiş, böyle gider" ve “battı balık yan gider” diyerek ilk cam kırıldığında bunu önemsemiyoruz.
Hatta o kırık camın oradaki varlığı, sanki sağlam olanların da kırılabileceğine dair bir haklılık üretiyor içimizde.
Umursamıyoruz…
Ve bu umursamazlık, kötü bir alışkanlığa dönüşüyor.
Kırık camlar ve çöpler, yaşamımızda kötü alışkanlıkların ve sorunların yayılmasına izin vermemize neden oluyor.
Peki, hem toplum hem de birey olarak ne zaman kendimize çeki düzen vereceğiz?
Yoksa muhasebe yapmanın zamanı henüz gelmedi mi?
Bence vakit kaybetmeden, hadi, tüm kırık camları tamir edelim ve kalbimiz dâhil her yerdeki çöpleri kaldıralım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar E.Emin Öztürk - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.

02

Mehmet Apaydın - Kar tanelerinin birikecek, kar tepeleri nasıl oluşuyorsa, toplumda da kötü davranışlar birikip, kötülük tepelerini, iyi davranışlarda iyilik tepelerini oluşturuyor. Her birey bir başkasına iyi veya kötü örnek oluyor. Biz iyi örneklerden yana olup, iyilik dağları yaratalım.... Çok güzel bir makale olmuş... Teşekkür ederim

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 22 Şubat 22:48


Anket 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde İzmit Belediye Başkanı kim olmalı?