Trabzonlular demirden adam yapar!

25 senedir Bodrum’da yaşasam da
Aslen Amasyalıyım.
Ben Karadenizli sayılmasam da annemin soyu Trabzon’a dayanıyor.
O yüzden Trabzon’a bir yakınlığım var diyebilirim.
Malum, pandemi nedeniyle 2 senedir yapılamayan Trabzon Tanıtım Günleri de başlayınca bir gideyim, inceleyeyim istedim.
Açıkçası, beklediğimden de çok keyifli vakit geçirdim.
Karadeniz insanıyla muhabbet etmek, benim için hakikaten keyif verici.
Ağızdan mıdır mizaçtan mı bilinmez ama Karadeniz insanıyla muhabbet ederken keyif alıyorum.
Velhasıl,
Ne var ne yok, Trabzon’dan kimler gelmiş diye Tanıtım Günleri’ni şöyle bir turlayayım dedim.
Trabzonlular Dernek Başkanı Fuat Ayar, gelen bütün misafirlerle ilgilendi, vakit ayırdı.
Fuat Başkanı ayırt etmeden her çağıranı dinlediği için tebrik ediyorum.
Öte yandan, böylesi bir dönemde özgün olmak için çabalamak (Malum, başka tanıtım günleri de yapıldı) maddi açıdan da öyle göründüğü gibi kolay bir iş değil.
Trabzonlular Derneği, artan maliyetler ve ekonomik kriz de hesaba katıldığında oldukça başarılı bir organizasyon hazırlamış.
Böylesi zor günlerde özgün olmaya çabaladıkları, maliyete rağmen altından başarıyla kalktıkları bu organizasyon için Kocali Trabzonlular Derneği ve Başkan Fuat Ayar’a teşekkür etmek istiyorum.

TONYA TEREYAĞI

Gelelim konumuza…
Trabzon insanı, malum el işçiliğiyle tanınır.
Gerçekten de zanaatkârlarıyla tanınan sayılı şehirlerden biridir.
Tabi lezzetleriyle de…
Trabzon Tanıtım Günleri’ndeki ilk durağım kongre merkezinin dışına kurulan çadır oldu.
Coğrafi işareti görür görmez soluğu Tonya Tereyağı’nın yanında aldım.
Çadırın hemen girişinde Tonya Süt Kooperatifi, Türkiye’nin en lezzetli tereyağı seçilen bu yağı Kocaelili vatandaşlarla buluşturmuş.
Kooperatif Başkanı Yunus Tekinbaki ile biraz konuştum;
Meğer bu tereyağı, Jersey ineğinin sütünden yapılıyormuş.
Hem az ot yiyen hem de sütü oldukça yağlı olan bu inek türü, Trabzon’un, Tonya’nın otunu da yiyince ortaya tadına doyulmaz bir lezzet olan Tonya Tereyağı çıkıyormuş.
“Bu ineği al Of’ta otlat, Tonya Terayağıyla aynı tadı bulamazsın. Coğrafyanın otu bile tadını değiştirir” diyor Yunus Tekinbaki.
Tanıtım Günleri için Trabzon’dan, Tonya’dan kalkmış gelmiş.
Tadına doyulmaz bu yağın kilosu ise şu an 180 liradan satılıyor.

SÜRMENE BIÇAĞI

Trabzon dedin mi akla gelenlerden biridir Sürmene bıçağı…
Hele bir de ustasını bulduysanız,
Bilemeden 10 yıl kullanırsınız, bana mısın demez.
Bizzat ustası garanti ediyor.
Teoman Usta’ya güvenerek yazıyorum yani.
“Ama” diyor, “Bıçağı makineye attın mı o iş yaş”
“Tıraş olurken bile sıcak suyla alırsan jilet daha çabuk körelir” diyor Teoman Usta
Bıçak elde yıkanmalıymış yani, makinede kaynar suyla yıkayınca köreliyormuş haliyle.
Trabzon, Sürmene dedin mi akla ilk bıçak gelir demiştim.
Teoman Usta da Sürmene bıçağının ustalarından.
3 kuşaktan beridir; dedesinden, babasından kalma bu zanaati icra ediyor.
45 yıl olmuş, maşallah diyelim.
Bu kadar renkli bir kişilik olmasını beklemiyordum ustanın ama beni yanılttı.
“Her bıçak öyle Sürmene bıçağı olmaz. Bu bıçaklarla iyi bir cerrah ameliyat yapar” diyor Teoman Usta.
45 senedir kendi imal ettiği bıçakları satıyor.
Hikayeleri de çok güzel.
Ayaküstü 15 dakika kadar konuştuk,
Sürmene bıçağının komisyonu dahi varmış.
Teoman Usta da o komisyonun üyelerinden…
“Komisyonda herkes tartışır, bıçağın Sürmene bıçağı olup olmadığını en son ben söylerim” diyor.
Renkli mizaçlı bir adam Teoman Usta;
Aslında mesleği de edebiyat öğretmenliği…
Gerçi meslek denmez artık;
4 gün yapmış, “Bana göre değil” diye bırakmış öğretmenliği.
Gülerek anlatıyor.
Teoman Usta’nın bıçaklarına biraz dikkatli bakınca, her bıçağına kendi imzasını attığını görüyorsunuz.
“Kartal” yazıyor her bıçağında…
“Demir’den adam yaparız” diyor usta,
Meslekte o denli peştamal kuşanmış yani.
Bıçakların fiyatları da öyle çok pahalı değil aslına bakarsak.
Özellikle ev hanımlarının çok ihtiyacı olacak bıçakları var Teoman Usta’nın;
Fiyatları da 45 liradan 350 liraya kadar değişiyor…

TAHTA KAŞIK

Tanıtım günlerinde çadırı gezdikten sonra bir de kongre merkezinin içini gezeyim dedim.
Az ilerleyince gözüme bir şey takıldı.
Yaşlıca bir adam elinde keser, odun yontuyor vura vura.
Kongre merkezinin içindeyiz…
“Allah Allah” dedim, gittim yanına.
“Ağabey ne yapıyorsun?” diye muhabbete girdim.
Kaşık yapıyormuş.
Ufak bir taburesi var, yanında keseri, törpüsü… Şimşirden, gürgenden kaşık yapıyor Yunus Usta.
2006 yılında devlet memurluğundan emekli olmuş, bu işe başlamış meslek olarak.
Yaşını başını almış bir adam Yunus Aydın Usta.
“21 sene devlet memurluğu yaptım, şundan aldığım zevki alamadım hiç” diyor
Bir meslek olarak yapmadan önce de hobi diye ara sıra kaşık yapıyormuş yonta yonta…
Yunus usta da Trabzon’dan kalkıp gelen zanaatkârlardan.
Her sene de benzer tanıtım günleri için Almanya’ya kalkıp gidiyormuş.
“Helal olsun” dedim, bu yaşta bu yoğunluk…
Yunus Usta’nın yanı da pek boş kalmıyor, kaşık yonttuğunu gören yanında bitiveriyor.
Şimşir kaşıklarını da 20-35 lira arası fiyatlardan satıyor.
Uygun yani.

ÇARŞIBAŞI DOKUMA TEZGAHI

Kongre merkezinde dikkatimi çeken bir diğer unsursa Yunus Usta’nın iki sıra yanında bulunan dokuma tezgahı oldu.
Biraz dikkat ettim, halı dokuma tezgahına benzer bir tezgahta Halil abi Keşan dokuyor.
Dokudukça yan tarafa koyuyor.
Halil abi dokuyor, yan taraftaki tezgahta satılıyor.
Merak ettim, Keşan’ın bir dokuma olduğunu bilmiyordum.
Keşan, aslında dokuma tezgahının adıymış, öyle anlatıyor tezgahta dokumacılık yapan Halil Saka.
“Farsça bir kelime Keşan, ama bizim dilimize böyle geçmiş. Bu ürettiklerimize keşan diyoruz biz” diyor.
Çarşıbaşı Dokuma Tezgahı da, Tonya Tereyağı, Sürmene Bıçağı gibi coğrafi işareti olan, yöresel bir eşya.
Halil ağabey de senelerdir bu işten para kazanıyor.
Kendisi dokuyor, kendisi satıyor.
İşi de kazancı da bol olsun.

KRİZE RAĞMEN

Gezdim, esnafla konuştum, Trabzon Tanıtım Günlerini beğendim.
Daha kapsamlı, daha büyük olmasını isterdim.
Özellikle zanaatkârların hepsi Trabzon’dan gelmiş ama, çadırda Gaziantep’in yöresel ürünlerinin satıldığı stantlar da var.
Trabzon’dan gelen esnaflar bölgede fuarcıların olmasından biraz rahatsız olduklarını dile getiriyor.
Trabzon Tanıtım Günlerinde, yöresel ürünler de var ancak biraz soluklanmak isteyen vatandaşların oturabileceği yalnızca bir yer var,
Orada da iki Türk kahvesine 50 lira verdim.
Kahve Trabzon’dan geldiyse ayrı tabi,
Ama herhangi bir yerde bulabileceğim ve daha ucuza içebileceğim bir şeye 50 lira vermek beni hayal kırıklığına uğrattı.
Trabzon’dan gelen esnafın ürününü pahalı satmasını anlarım, hakkıdır.
Ama Trabzon’dan gelmeyenlerin, fuarcıların bunu fırsat bilerek ürünlerini yüksek fiyattan satması beni rahatsız ediyor.
Velhasıl kelam, Trabzon Tanıtım Günlerini genel anlamda beğendim.
Gerçekten beğendim
Daha iyisi olabilir miydi?
Evet, ama bu ekonomik kriz döneminde bu kadarı bile son derece başarılı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Talha Yıldırım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak En Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan En Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler En Kocaeli editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı En Kocaeli değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Kocaelispor'un kulüp başkanı kim olmalı?