Fabrikaların faktoring vurgunu

0

Hep siyaset hep siyaset olmaz!
Bugün size iş dünyasından duyduğum benim için son derece şaşırtıcı bir bilgiyi paylaşmak istiyorum.
Ekonomik krizin kimi fabrikalar tarafından nasıl bahane edildiğini!
Kimilerinin bu işlerden nasıl karlı çıkmaya çalıştığını!
Elbette, “Fırsat verirsen böyle olur, vermeyin kardeşim” denilebilir ki böyle söyleyenler de yerden göğe kadar haklı.
Ancak onların uzun vadedeki haklılığı, gözümüzün önündeki sorunu ortadan da kaldırmıyor.
Peki sorun ne?
Dilerseniz lafı uzatmadan özetle aktarayım;

1000 LİRA YERİNE 750 LİRA
Örneğin ilimizdeki anlı şanlı fabrikalardan birine mal ya da hizmet veriyorsunuz.
Dolayısıyla o fabrikadan bir alacağınız var.
Fabrikanın mali işlerine bakan bazı yetkililer diyor ki;
“(Misal) Biz sana paranı 7 ay sonra ödeyeceğiz.
Ama sen daha önce bu parayı kullanmak istersen, benim bilgim ve güvencem altında olan X faktoring firmasına gidebilirsin.
Rakamlar da şöyle;
(Misal) Benden 1000 lira alacağın var.
7 ay sonra 1000 lira almak yerine…
X faktoring firmasına yarın gidip 750 lira hemen alabilir ve paranı kullanmaya başlayabilirsin!”

KASITLI YÜKSELTİYORLAR
Bu sistem bankalarda da var.
Tamam ama…
Son dönemde neredeyse bütün büyük firmaların bu işe girmesi…
Fabrikalarla faktoring firmalarının ortak iş yapması…
Düpedüz ahlaksızlık ve vurgunculuk değil de nedir?
1. Ödeme imkânları bulunduğu halde vadeleri kasıtlı olarak yükseltiyorlar.
2. Dolayısıyla kendi şirketlerindeki üst yönetime şirin gözüküyorlar.
3. Ama faktoring firmalarının yöneticileriyle bir güzel anlaşıyorlar.
Sonuçta kim kazanıyor?
Ara yöneticiler!
Dönen bu dolaplardan en üst düzey fabrika yöneticilerinin bilgisi var mı?
Sanmıyorum!
Bizim devletimiz bu ahlaksız yönlendirmeye müdahalede bulunabilir mi?
Onu da bilmiyorum.

YEDİRMEYİN!
Ama bu ahlaksızlığa zemin hazırlayan o yöneticilere buradan seslenmek istiyorum;
Yapmayın, etmeyin!
Çoluğunuzu çocuğunuzu gayrı meşru yollardan kazanacağınız paralarla büyütmeyin!
O paraları onların boğazından geçirmeyin!
Emeği ile size iş yapan dürüst esnafa zulmetmeyin!
Zor günde, zorbalık yaparak abad olacağınızı zannetmeyin!
Eden, bulur…


İzmit Belediyesinde firmalar illaki değişir

Edebiyatı geçelim, hakikati söyleyelim;
Adamların bir tane belediyesi var bu kentte.
Doğal olarak bütün CHP’li firmalar İzmit’e hücum edecektir.
Matbaası, ajansı, derneği, müteahhidi, araç kiralamacısı, elektrikçisi, esnafı, bakkalı v.s.
Yeni başkan Fatma Kaplan Hürriyet de doğal olarak satın alma listelerinin yani firmaların elden geçirilmesini isteyecektir.
Bazı AK Partililere söylüyorum:
Garipsememek lazım.
Nevzat Doğan döneminde, İzmit Belediyesinden CHP, İyi Parti, Saadetli Partisine (v.b.) yakın isimler ve firmalar iş almadı değil.
Benim de tanıdıklarım var.
Ama ağırlık malum.
Belediye başkanlığı AK Partili iki isim arasında değişse bile firmalar kısmen değişmeyecek miydi?
CHP döneminde neden değişmesin?
Belki doğru değil.
Ama Türkiye’de bugüne kadar hep böyle oldu.
Bundan sonra da böyle olacak.
Garibine gidenlere söylüyorum;
Normal olanı garipsememek lazım!


Neden dindar gençlik hülyası çöktü/çöküyor?

Bu soruları izah edecek birçok sebep var elbette.
Ancak Türkiye Gazetesinden arkadaşımız Fatih Selek konuyla ilgili çok ilgi gören 6 maddeli bir yazı yazdı geçenlerde.
Ve o maddeleri şöyle sıraladı:
1.
İçinde bulunduğumuz dijital çağın gerekleri.
Sosyal medyanın bütün kalıpları, inançları eritip insanları tek tipleştirmesi ve yeni ucube kimlikler ortaya çıkarması.
2.
FETÖ gibi sefil, rezil bir oluşumun toplumun mukaddes bildiği bütün değerleri tarumar etmesi ve dindarlara güveni ortadan kaldırması.
3.
Bir asırdır kafasındaki ideal düzeni deneme imkânı bulamayan bir toplumun ‘dindar iktidar’ı tecrübe etmesi; adaletsizlik, çürümüşlük, kayırmacılık, kibir, tamah gibi dinin yasak ettiği ‘hastalık’ların kendi bünyesinde da zuhur ettiğini görüp sukutuhayale uğraması.
Din ve dine dair her şeyin içinin boşaltılması.
Dindarların temsiliyetinin yara alması.
4.
Dindarların para ile arasına mesafe koyamaması…
Maddiyatın dindarları dönüştürmesi…
Bu yüzden kalıpların yıkılması…
5.
Dinin magazin aracı hâline getirilmesi.
İlahiyatçıların temiz İslami inanışı sabote edecek, zihinleri bulandıracak eylem ve sözlerde bulunması.
6.
Bir kısım medyanın, iktidarı hedef almak adına kötü örnekleri, sinsice muhafazakârların geneline mal edip, dindarlara ‘tacizci, tecavüzcü, istismarcı’ yaftasını vurması.
Ve buna yeteri kadar itiraz edilmediği için iftiranın yapışması.
Yani, bu vebal herkesin…’’

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin