Ömer Polat’ın koltuğu

0

“Ömer Polat Büyükşehir Belediyesinden ayrıldı” diye bir haber yaptık geçen gün.
Rutin, onunla ilgili yazılabilecek son derece sade bir haber.
Haber içinde geçen bir cümleye takılmış, “Öyle bir şey yok” diye mesaj gönderiyor.
O cümle şu;
“Tahir Büyükkakın’ın Polat’a ‘Ben koltuğa oturana kadar ayrılmış olun’ dediği iddia ediliyor…”
Onu yazdık çünkü bazı delillerimiz vardı;
* Yukarıdaki cümleyi pek çok kişi aktardı.
* Eskiden KBB başkanının yanından ayrılmazdı. Ama Büyükakın’ın yanında neredeyse hiç görülmedi.
* Tahir Büyükakın’ın basın ziyaretlerinde de hiç görülmedi.
* Üstelik Mart ayının başında emeklilik dilekçesi vermiş, mart sonunda resmen emekli olmuş. Bunu da kendi açıkladı.
Sizce bütün deliller örtüşmüyor mu?
Siz olsanız bu kadar ballı bir işi isteyerek bırakır mısınız?
Tüm bu delillere rağmen Çağdaş Kocaeli’den Nurettin Kolaylı’ya konuşmuş, “Benim için yazılan her şey düzmece” demiş, birkaç açıklama daha yapmış.
Asıl mesele o küçük cümlenin söylenip söylenmediği değil…
Asıl mesele…

BÜROKRATLAR YIPRANIRKEN
Geçen 15 yıl boyunca Büyükşehir bürokratları hakkında onlarca, yüzlerce, binlerce kez haber yapıldı, yazı yazıldı bu kentte.
Kimilerinde aleni iftiralar atıldı, hakaretler edildi.
Ama Ömer Polat tabiri caizse kılını kıpırdatmadı.
Ciddi adımlar atmadı.
Bilakis kendini savunmak, açıklama yapmak isteyenleri de sindirdi, onlara yüksek perdeden tepki gösterdi.
Her şeyin kendi kontrolünde olmasını istemesini bir açıdan anlayabiliyorum.
Ancak böylesi zamanlarda gereğini yapmamasını o zamanlar hiç anlamamıştım.
Özellikle meşhur şantajcı, iftiralar atıp bürokratları kamuoyu önünde yıpratıyor ama Polat ciddi anlamda tavır koymuyor, Büyükşehir’i harekete geçirmiyordu.
Ancak…
Aynı rezil, kendisi hakkında yazınca, kimi zaman onların ofisine gidiyor, kimi zaman mesaj yolluyor, ama mutlaka anında bir şeyler yapıyordu.
Bizim yukarıdaki haberimize yanıt vermeye çalıştığı gibi.

KİMİ ZAMAN SAVUNDUM
Geçen zaman zarfında, haklı ya da suçsuz olduğuna emin olduğum kimi konularda (Mesela Öner Polat ve By Lock davasında) kendisini savundum.
Gazeteci arkadaşlarımın “Onun gibi bir adamı savunmak sana mı düştü? Bırak eleştirilirse eleştirilsin” tepkilerine rağmen.
Peki, o zaman arayıp teşekkür etti mi?
Elbette hayır.
Ömer Polat ile ilgili çok şey yazabilirim.
Yazılacak malzemesi de bol.
Ama bu konuya genellikle girmek istemiyorum.
Yukarıdaki açıklaması olmasa yine girmeyecektim.
Çünkü yeterince eleştiriliyor.
Hem de çok ağır eleştiriliyor.
Üstelik benim kaldırabileceğim şekilde değil.
İnanın, insanların beni öyle eleştirmelerindense, ben bu dünyada yaşamamış olmayı bile dilerdim…
Ama kabaca birkaç madde altında değerlendirebilirim;
* Çok yüksek maaş aldı.
* Her konuya müdahil oldu.
* Buna rağmen hiçbir yere imza atmadı.
* Hiçbir zaman suçlu/hatalı olmadı.
* Aile şirketi ile Büyükşehir’e iş yaptı.
* Bolca nüfuz ticareti yaptı.

SUÇ ONDA DEĞİL
Zaten asıl mesele Ömer Polat’ın o koltukta oturup oturmaması değil, Ömer Polat tarzının Kocaeli Büyükşehir Belediyesi gibi bir devasa kurumda 15 yıl boyunca hâkim olabilmesi.
Bence üzücü ve yanlış olan bu.
Ve bu konuda en büyük suç onda değil.
Bana göre onu orada tutan İbrahim Karaosmanoğlu’nda.
Hoca bir zaman onu gönderecekti.
Ama yapmadı ya da yapamadı.
Yanlışında ısrar etti.

KİM KAZANDI?
Yeni dönemde onun oturduğu koltuğa birinin oturacağını sanmıyorum.
Ama tam olarak da bilmiyorum.
Aşağıda, Basın Yayın dairesinde pırlanta gibi arkadaşlar var.
Para, pul, ihale, nüfuz ticareti ile işleri yok.
Çizgilerinde bugüne kadar hiçbir sapma da olmadı.
Altından layıkıyla kalkarlar diye düşünüyorum.
Tabi ki bu benim düşüncem.
Tabii ki takdir hakkı Tahir Büyükakın’ın.
İsterseniz geriye dönüp bir bakalım;
15 yıl boyunca kim kazandı?
Kent mi, Ömer Polat mı?
Ömer Polat’ın yeni dönemde o koltukta olmayacak olması Büyükşehir ve Kocaeli bir kayıp mı?
Büyükşehir bürokratları, çalışanları, kent kamuoyu bu duruma ne kadar seviniyor ya da üzülüyor?
İnsanların büyük çoğunluğu neler söylüyor?
Sadece onun değil hepimizin için geçerli olan sorular bunlar.
Daha soracak çok soru var da…
Bu kadarla yetinelim.


Sizin derdiniz ne?

Adam şantajlarıyla meşhur.
FETÖ’den yargılanması halen devam ediyor.
Yıllarca milletin özel bilgilerini topladı, klasör yapıp, önüne gelenden para kopardı.
Çalışanlarının evini bastı, kapısını tekmeledi, araba lastiklerini patlattı, darp etti, ettirdi.
Pornografik fotoğraflardan tık almaya çalıştı.
Milletten tokatladıklarıyla lüks arabalar satın aldı.
Hakkında 500’ün üzerinde dava açıldı, şikâyet yapıldı.
Yani, özetle…
Ne tür pislik ararsanız yaptı!
Siz böyle bir adama hangi akla hizmet ilan veriyorsunuz?
Hangi akla hizmet böyle bir şantajcı ile çalışıyorsunuz?
Ey Kokpit Koleji…
Ey Yağız Kebap…
Sizin derdiniz ne?
Siz manyak mısınız?
Size kim aracı oluyor bu pislikle ilişki kurmak için?
Yoksa size de mi şantaj yaptı?
Yoksa sizin de kirli işleriniz mi var?
Yoksa size de mi klasör gösterdi?
Yoksa size de mi “Bana şöyle bir ihbar geldi” diye başlayan cümleler kurup şantaja başladı?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin