Cari açığı azaltmak için ne yapılabilir?

0

İlk olarak şu an uygulanmakta olan sermaye birikim modelinin değiştirilip, finans sektörüne değil, gerçek yatırım ve üretime dönük bir sermaye birikim modelinin seçilmesi gerekmektedir.
Böyle bir modelin detaylarını bu yazıda tartışmamız mümkün olmamakla birlikte, bunun devletin piyasalara çok daha fazla müdahale edebilmesini sağlayan bir model olacağı da açıktır.
Özellikle finans sektörünün tam serbestleştirilmesinin sonuçları, son 30 yıldır yaşanan krizlerle çok açık bir biçimde görülmüştür.
Finansal hareketler, devlet tarafından mutlaka çok daha sıkı denetlenmeli, gerektiğinde sınırlanmalı ya da yasaklanmalıdır.
Dış kaynaklardan planlı bir biçimde yararlanmak elbette gerekli ve yararlı olabilir.
Ancak sermaye giriş ve çıkışını serbest piyasa güçlerine bırakmak dünyada yaşanan istikrarsızlıkların başlıca kaynaklarından birisidir.
Örneğin, Tayland’ın 2006 yılı sonlarında sermaye hareketlerine uyguladığı bazı kısıtlamalar sermaye piyasası tarafından şiddetle cezalandırılmıştı
Tamamen serbestleştirilmiş bir ekonomide, faiz oranları ne dereceye kadar ticaret ve cari açığı azaltmak için kullanılabilir?
Teorik olarak, faiz oranlarının düşürülmesi ülkeye sermaye girişlerini azaltacağı için, ticaret açıklarının bu girişlerle kapatılması olasılığını da azaltır.
Ancak, tamamen serbestleştirilmiş bir ekonomide devletin elinde kalan tek etkili politika aracı faiz oranlarıdır.
Faiz oranları, hem döviz kurlarını (ticareti), hem yurt içi yatırım ve tasarrufu, hem finansal hareketleri, hem de enflasyonu etkileyen bir politika aracıdır.
Bu kadar çok dengeyi sadece faiz oranlarını kullanarak sağlamak olanaklı görünmemektedir. Faiz oranları bazı dengeleri sağlamak için kullanıldığında, başka dengelere olumsuz etkilerde bulunabilmektedir.
Özellikle enflasyon hedeflemesi politikası altında Merkez Bankaları hükümetten bağımsız hale getirilip, önüne sadece enflasyonu azalmak gibi bir amaç konduğunda, faiz oranlarının cari açığı azaltmak için kullanılması olanaksız bir hale gelmektedir.
Enflasyonun kontrolü çoğu zaman faiz oranlarının arttırılmasını gerektirmekte, bu da aşırı sermaye girişine neden olarak, döviz kurlarını ve ticareti olumsuz yönde etkileyebilmektedir.
Peki, Merkez Bankası piyasadan döviz satın alarak döviz kurunu düşürebilir mi?
Bu konuda ortak bir düşünce olmamasına rağmen, Arjantin’in 2001 yılında yaşadığı büyük kriz sonrasında uyguladığı politikalar bu konuda bize bazı ilginç ipuçları verebilir
Arjantin sabit döviz kuru sistemini terk ettikten sonra rekabetçi bir döviz kuru politikası uygulamış, bunu sağlamak için Merkez Bankası piyasadan döviz satın almaya başlamıştır.
Para arzını ve enflasyonu kontrol altında tutmak amacıyla da Merkez Bankası piyasaya tahvil satmaya başlamıştır.
Yükselen kurlar ihracatta (ithalatta) son derece radikal bir artışa (azalışa) neden olurken, geleneksel ihracat ürünleri üzerine konan vergiler, geleneksel olmayan ihracatı desteklemiş, bütçe açıklarının kapanmasına yardımcı olmuş ve ciddi oranlarda dış borç ödemesine olanak sağlamıştır.
Bu başarı, destekleyici bazı politikalarla tutarlı bir biçimde uygulanması koşuluyla piyasadan döviz satın alma politikasının başarıya ulaşabileceğini göstermektedir.
İyi haftalar

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin