Kaymakam neden izinde? Valilik neden açıklama yapmıyor?

0

Peşinen söyleyeyim;
1. Vadi Besicilik’te şarbon iddiası ortaya çıkar çıkmaz, tüm iddiaları, Cezmi Çiçek’in söylediği her şeyi, bir dönem Trakya’da tarım il müdürlüğü yapan yakın akrabama da soruyorum. Benim konuyla ilgili görüşlerimde, onun verdiği bilgiler ve yaptığı yorumların payı büyüktür.
2. Ben bu bayramda kurbanımı Vadi Besicilik’te kestim, orada ikram edilen kavurmadan yedim. Hem de iki tabak yedim. O etlerden benim ailem, çocuklarım da yiyor. Hiçbir şey ama hiçbir şey benim ailemin sağlığından, canından daha önemli olamaz. Dolayısıyla benim bu konudaki duruşum asla ve asla Vadi Besicilik’i haklı çıkarmak üzerine kurulamaz. Çünkü ben öncelikle ailemi düşünüyorum. O yüzden doğruyu, yalnızca doğruyu arıyorum.
Dün Vadi Besicilik’in sahibi Cezmi Çiçek ile bir kez daha konuştuk.
Konuyu bir kez daha ele aldık.
Ben ona çeşitli sorular sordum.
O bana çeşitli bilgiler verdi.
Verdiği bilgileri yine eski tarım il müdürü olan akrabam ile paylaştım.
Özetlemek istiyorum:

Cezmi Çiçek’in soruları
  * Bizde ithal hayvan yok. Tarım İl Müdürlüğü kayıtlarına bakabilirsiniz.
  * Bizim ahırımıza en son Mart 2018’de hayvan girişi oldu. Yani Kurbana son 6 ay kala. Sonrasında hayvan girişi olmadı.
  * Bizim hayvanlarımız merada otlamıyor. Merada otlayan hayvana şarbon bulaşma riski çok daha yüksek.
  * Yemlerimizin büyük kısmını da ofisten alıyoruz. Yani şunu demek istiyorum, benim işletmeme şarbon bulaşma ihtimali sıfır.
  * Kurbanda kesilen bir hayvanda şarbon olsa, o hayvanın boğazını kesen bıçakla yüzlerce hayvanın daha boğazı kesildi. Onlara da mikrop bulaşırdı, bulaşması lazımdı. Ama öyle bir şey olmamış. Ölen, hasta olan, başka şikâyetçi olan insan yok!
  * Dahası bir çiftlikte bir hayvanda şarbon çıkmaz. Çıkarsa hemen diğer hayvanlara da yayılır, yayılmalıydı. Şarbon çok bulaşıcı bir hastalıktır. Ama diğer hayvanlarda herhangi bir hastalık çıkmadı!
  * Bir hisse sahibinin yaptırdığı tahlilde, kurban etinde şarbon çıktığı söyleniyor. Peki diğer hisse sahiplerinin kurban etleri tahlil edildi mi? Neden hepsi imha edildi? Neden onlardan numune alınmadı?
  * Hisse sahipleri eve vardıklarında bu etten hiç yemedi mi? Komşularına dağıtmadı mı? Yiyenler nasıl bir rahatsızlık yaşadı? Hastanelere gitti mi?
  * Söz konusu hisse sahibi eti kıyma çekimi için kasaba götürmüş. Şayet benim etim şarbonluysa, kıyma makinesinden diğer etlere ve kıymalara da bulaşmaz mı? Tarım il müdürlüğü o kasapla ilgili herhangi bir işlem yaptı mı?
  * Şarbon elbette ciddi bir konu. Gerekli tedbirler alınabilir. Ama resmi kurumlar hisse sahiplerinden numune alıp bizzat tahlil yaptırmıyor. Şarbonlu etin Vadi Besicilik’ten mi, kasaptan mı çıktığını ya da başka bir yere ait olup olmadığını kesinleştirmeye neden çalışmıyor?

  * Kurban kesimi 21 Ağustos’ta, şarbonlu olduğu ve çok kötü koktuğu iddia edilen etlerin tarım il müdürlüğüne teslimi ise 4 Eylül’de gerçekleşmiş. Çok kötü kokan bir eti siz 13 gün boyunca dolabınızda nasıl tutabilirsiniz?
  * Pendik Veteriner Enstitüsünün raporuyla tedbir alınabilir, “şarbon tehlikesi, iddiası” denilebilir. Ancak direkt bizi işaret ederek “şarbon var” diyor, firmamız töhmet altında bırakılıyor. En başından beri söyledim: Ben bu suçlamaları reddediyorum. Çünkü ben işimi yıllardır en düzgün şekilde yapmaya çalışıyorum.
  * Biz bu kurbanda 1200 hayvan kestik. Her hayvanda ortalama 6-7 hisse var. Bu da yaklaşık 8 bin hisse yapar. Kurban etlerinin dağıtıldığını düşünürseniz, bizim etlerimiz en az 20-30 bin ailenin evine girmiştir. En az 100 bin kişinin sağlığını direkt olarak ilgilendiriyor bu konu. Başka bir şikâyet duydunuz mu? Bulaşıcı hastalıklar böyle mi olur?

Benim sorularım
  * Gölcük Kaymakamı tam da bu olaylar yaşanırken nasıl oluyor da izne çıkıyor? Kuşkuları artırmasına neden izin veriliyor?
  * Kocaeli Valisi Sayın Hüseyin Aksoy yaklaşık 100 bin insanın sağlığını ilgilendiren bu olayla ilgili neden hala en ufak bir açıklama yapıp noktayı koymuyor? Neden çekiniyor?
  * Madem firma suçlu, hatalı ve kusurlu! O halde neden cezasını kesmiyorsunuz?


Vaaav…

  * Gebze Teknik Üniversitesinin eski rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, Aselsan Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü oldu.
  * Gebze Teknik Üniversitesi eski Rektör Danışmanı Doç. Hakan Karakaş, Aselsan Genel Müdür Yardımcısı oldu.
  * Gebze Teknik Üniversitesi eski Rektör Yardımcısı Prof. Babür Özçelik kısa bir süre önce Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne getirildi.
  * Yakında bir tayin daha varmış. Ama onu şu an için öğrenme imkânım olmadı.
Anlayacağınız, Gebze Teknik Üniversitesi kadroları paylaşılamıyor


“Ben haddimi bilirim!”

Gölcük’ün muhtemel başkan adaylarını sıralarken, KYK Gölcük İlçe Müdürü İsmail Çalgan’ı da yazmış, “Adını son bir haftadır çok sık duyuyorum. Aldığım mesajların haddi hesabı yok” ifadelerini kullanmıştım.
Bugün İsmail Çalgan aradı, “Yaşananlardan haberim yoktu” dedi.
Şaşırdım.
Hem de çok şaşırdım.
Çalgan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çok sevdiğim, kıymet verdiğim arkadaşlarım, bizim dışımızda organize olmuşlar, farklı farklı maillerle ve telefonlarla size ulaşmışlar. Belki iyi niyetle yapmışlar. Ama bize sorsalardı. Benim tasvip etmediğim ve aklımın ucundan zerre geçmeyecek bir mesele bu.
Biz bir kurumdayız. Göreve devam ediyoruz. Ki orada ismi anılan isimler ve büyüklerle farklı platformlarla iş birliği içindeyim. Sevdiğim ve gönül verdiğim insanlar.
Biz Gölcüklüyüz. Gölcük’te bizim abilerimiz, bu işe ehil olan büyüklerimiz var. Benim zaten belediyecilikle ilgili bilgim, birikimim yok. O yüzden böyle şeyler bize düşmez. Ben haddimi de bilirim. Siz de hakkınızı helal edin.”
Gölcük’teki muhtemel belediye başkan aday adayları listesinden İsmail Çalgan’ı çıkaralım arkadaşlar…


Hüseyin Ayaz’ın fırçası,
Nevzat Doğan’ın arabası

Yerel seçimler yaklaşıyor.
Yeniden aday gösterilmek ve koltuğa oturmak isteyen belediye başkanları doğal olarak stres içinde.
Her gün değişik, farklı bir adım atıyorlar.
Mesela İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan yeni ve yerli makam aracı gelene kadar en ucuz arabayı makam aracı olarak kullanmaya başlamış.
Ki bu hareketin vatandaş nezdinde karşılığı asla pozitif olamaz.
Önemli olan en ucuzunu kullanmak değil, aşırıya kaçmamak.
Başiskele Belediye Başkanı Hüseyin Ayaz ise…
Geçen hafta İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bizzat gitmiş. (Emlak ve İstimlak da olabilir)
Yönetici ve çalışanları baştan aşağıya fırçalamış.
Biraz yüksek bir ses tonuyla “Bundan sonra burada dosya beklemeyecek. Herkesin işi anında görülecek” demiş.
İyi de bugüne kadar bekletiliyor muydu?
Bekletiliyorsa neden bekletiliyordu?
Bu mesajı AK Parti’nin yeni başkan adayını belirleyeceği tarihe iki ay kala yapmak yerine…
Göreve geldiğiniz ilk aylarda yapmak çok daha güzel ve samimi olmaz mıydı?
Yanılıyor muyum?

2014 yılı AK Parti ilçe kongresinden bir kare…….

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin