İbrahim başkan tam olarak ne dedi?

1

Bu kentte dün akşamdan bu yana İsrail vahşetinden sonra en çok konuşulan mevzu…
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun 24 Haziran Hareketi tanıtım toplantısında adaylığı ile ilgili yaptığı açıklamalar.
İsterseniz önce gazetelerin attığı başlıklara bakalım:
* Karaosmanoğlu: Bir dönem daha başkanım
* Cumhurbaşkanımız “devam et” dedi
* Başkan devam edecek
* Reise sordum, devam et dedi
* Reis devam dedi
* Görevime devam etmek istiyorum (Biz de bu başlığı kullanmışız.)

***

Elbette bu mesele yerel siyasi dengeler açısından son derece önemli.
İbrahim başkanın bireysel duruşu daha da önemli.
İyi de İbrahim Başkan görevine devam edecek mi, etmeyecek mi?
Cumhurbaşkanı gerçekten de “devam et” dedi mi, demedi mi?
Bunu ortaya koymanın, daha doğrusu konuyu doğru algılayabilmenin ilk şartı, konuşmanın tamamını pür dikkat bir kez daha dinlemek.
Ben de onu yaptım ve o konuşmanın ilgili kısmının bir kez daha dinledim.
İşte 24 Haziran Hareketi Tanıtım Programı başlıklı toplantıda İbrahim başkanın yaptığı o konuşmanın kelime kelime dökümü:

***

…En son bir ay önce beni Ankara’dan aradılar.
Cumhurbaşkanım demiş, bu üç dönemi biten belediye başkanlarını arayın bakalım, ne yapmak istiyorlar?
Bana sordu genel başkan yardımcısı, reis böyle böyle soruyor…
Emri başım üstüne.
Ben görevime devam etmeyi istiyorum.
Burada.
Ama reis HAYIR derse bırakacağız, başka çaresi yok.
“Tamam” dediler sizi bir iki gün sonra ararız…
Korkuyorduk.
Yani hemen sizinle de vedalaşacaktık, başka çare yok.
Ama yerel siyaset çok çok önemli.
Biz burada güzel bir ekip kurduk.
Huzur içinde, teşkilatlarımızla, diğer partilerle, bütün partilerin il başkanlarıyla her ay bir araya geliyoruz, milletvekillerimizle, bakanımızla, ayrımız gayrımız yok arkadaşlar. Hepimizin davası, gayesi hizmet…

***

Benim anladığım şey şu:
Üç dönemi dolan Büyükşehir Belediye Başkanlarına milletvekilliğinin teklif edildiği günlerde, İbrahim başkanı da aramışlar. Ama o vekil olmak istememiş.
Sizce böylesi bir konuşmadan başka hangi sonuç çıkar?
Bence;
“Milletvekili olmak istemiyorum” sonucu çıkar.
Başka da bir sonuç çıkmaz.


Filistin Davası, Gebze’den başlar

Elbette üzgünüz, isyan ediyoruz.
İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği toplu katliama büyük öfke duyuyoruz.
Yürüyüşler, eylemler, mitingler yapıyoruz.
Ancak…
İsterseniz olaylara biraz daha geniş bir pencereden bakalım.
Amerika ve İsrail güçlü.
Bizim ise güçlenmemiz, daha hızlı büyümemiz, daha çok mesafe kat etmemiz lazım.
Bunun için eğitim sistemimizi, ticaretimizi, zihnimizi değiştirmemiz lazım.
Tüm kurumlarımızın adil bir kalkınmayı merkeze alması lazım.
Belediyelerimizin daha düzgün yönetilmesi lazım.
Doğru değil mi?

***

Dün basit bir örnek verdim.
Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Hünkar Çayırı Yağlı Güreşlerinden ayrılırken yanına gelen bir vatandaşla konuşmaya çalışıyor.
Ama Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, belediye ile ilgili sıkıntısını dile getiren vatandaşı üstelik Başbakan Yardımcısının yanında bozmaya çalışıyor.
Ne protokol biliyor, ne de vatandaşın koluna giriyor.
İşin daha da acı tarafı, siyasi açıdan oldukça önemli olan bu hadiseyi koca Gebze’de bir Allah’ın kulu dahi yazmıyor.
(Bu arada Adnan Köşker’i haddini bilmediği için fırçalayan Fikri Bey’den Allah razı olsun)
“Filistin Davası, Gebze’den başlar” diyorum.
Çünkü Gebze Belediyesi adam gibi hizmet etmediği sürece, bizim Anadolu’dan yükselebilmemiz mümkün değil.
Adnan Köşker doğru oturacak, doğru konuşacak, doğru iş yapacak.
Ama bunlar bizim Köşker’in umurunda değil.
Hakkındaki iddiaların haddi hesabı yok.
Muhalefetin değil iktidar partisinin koridorlarında yankılanan iddialardan bahsediyorum ben.
Bu kentte Erdoğan, AK Parti ve AK Partililerin tamamı kıyasıya eleştiriliyor.
Ama o belediye başkanları bir kez dahi eleştirilmiyor.
Kimse yazmıyor, yazamıyor.
Çünkü o belediye başkanları, belediyeleri ümmetin malı değil babalarının şirketi gibi yönetiyor.
Çünkü yazacak olanların kendilerini yazmamasını sağlıyor.
Bunun adına da “süper, muhteşem, yıldızlı belediyecilik” deniyor.

***

Kendini düşünen, cebini düşünen, menfaatlerini düşünen belediye başkanlarının…
AK Parti davasına, Filistin davasına, Kocaeli ve Türkiye’ye faydalı olması mümkün mü?
Adil olması, insan yetiştirmesi, Türkiye’nin yükünü omuzlaması mümkün mü?
O yüzden AK Parti’nin yerel seçimlerde şapkasını önüne alıp düşünmesi lazım.
Belediye parasını har vurup harman savuran belediye başkanlarından kurtulması lazım.
İş adamlarını, onu, bunu, şunu haraca bağlayan belediye başkanlarından kurtulması lazım.
Basını susturmaya çalışan belediye başkanlarından kurtulması lazım.
Yoksa yerel seçimler eskisi kadar kolay geçmez!
Demedi demeyin!


Hasan Ayaz’ı övmeme gerek yok

Çünkü inanılmaz çalışıyor.
İlçe başkanı olduğu 1 Ekim 2017 tarihinden bu yana durmadı. İzmit’in tüm mahallelerine gitti. Köylerinin büyük kısmına gitti. İnsanlarla oturdu, sohbet etti, sarıldı, anlattı, dinledi. Partide küskün bırakmadı. CHP’den transferler yaptı. Özetle sahada basmadık yer bırakmadı Hasan Ayaz. Bir ilçe başkanının yapabileceği her şeyi yaptı. Yalan mı?
Çünkü kendi cebinden harcıyor.
Kamunun parasına musallat olmuyor. Müteahhitlere çökmüyor. Yanlış işlerin içine girmiyor. Partisi için para harcamaktan çekinmiyor. Gördüğüm kadarıyla israf da yapmıyor. İktidarda olan bir ilçe başkanı olarak bu konularda son derece hassas davranıyor. Yalan mı?
Çünkü kırıcı davranmıyor.
Teyzelerle, amcalarla, çocuklarla, kadınlarla, Romanlarla, teşkilat büyükleriyle iletişimde sorun yaşamıyor. Onlara sarılıyor, kucaklaşıyor, muhabbet ediyor. Siyasetin gönül kazanmak olduğunu iyi biliyor. Kendisini eleştirenlerle bile yüzleşmekten çekinmiyor. Zaten hafif kilolu. Biraz da sempatik. Yalan mı?
Çünkü ekibiyle birlikte hareket ediyor.
Dar ekibiyle demiyorum. Bir iki kişiyle demiyorum. Yönetim kurulunun tamamını çalıştırıyor. Hepsini oyuna dâhil ediyor. Hiçbirini ötelemiyor, dışarıda bırakmıyor. Haliyle heyecan, motivasyon ve başarı daha da artıyor. Yalan mı? İsterseniz, tanıdıklarınız varsa özelden sorun!
Çünkü parti disiplininin dışına çıkmıyor.
Bu da çok önemli. Bu konuda da sıkıntı yaşadığını ya da çıkardığını duymadım. Parti büyüklerine yanlış yaptığını duymadım. Parti düzeninin bozduğuna şahit olmadım. Zaten yapamaz. Zaten babası da son derece uyumlu bir insandı.

***

Daha önce de söyledim.
Hasan Ayaz benim liseden sınıf arkadaşım.
Ama bu durum benim gerçekleri yazmama mani değil.
Mesela yapmadığını “yaptı” diye yazmadım bugüne kadar.
Ya da bir hatasına “yapmadı” deme yanlışına düşmedim.
Çünkü benim “iyi” dememle iyi olmaz Hasan Ayaz.
“Kötü” dememle kötü olmayacağı gibi.
Mesela;
“Hasan Ayaz hiç çalışmıyor” desem, bir tarafınızla gülmez misiniz bana?
“Hasan Ayaz belediyenin parasını kullanıyor” desem, kimi inandırabilirim?
“Hasan Ayaz ilçe yönetimini devre dışı bıraktı” diye yazsam, “yalancı” demez misiniz?
O yüzden…
Benim Hasan Ayaz’ı övmeme gerek yok.
Hasan Ayaz ne yaparsa kendine (ve partisine) yapar.
Er ya da geç ektiğini biçer, ettiğinin karşılığını görür.
İyi yaparsa iyilik, kötü yaparsa kötülük bulur.
Bu sabah düzenlediği basın toplantısına katıldıktan sonra…
İçimden böyle bir değerlendirme yazısı yazmak geçti.
Tekrar ediyorum;
Ben Hasan Ayaz’ı hiç övmedim.
Sadece yaptıklarını yazdım.
Yalansa çekinmeyin, söyleyin!

1 Yorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin