İki yorucu günün ardından

0

Cuma günü sevgili kardeşim Furkan Çalışkan’ın yapacağı yemin töreni için ailece Çorum İl Jandarma Alay Komutanlığına gittik.
Ailece, sevincine ortak olduk.
Hasret giderdik.
Yeminlerini, yürüyüşlerini, askerlerimizi alkışladık.

Sonrasında da kısa bir Çorum turunun ardından müsaade isteyip, Kastamonu Taşköprü’nün yolunu tuttuk.
Orada da bir başka güzel insan, Taşköprü Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Tuğcu kardeşimin misafiri olduk.
Taşköprü, sarımsağı ile ünlü Kastamonu’nun en büyük ikinci ilçesi.
Köyleriyle birlikte nüfusu 38 bin.
Tarihi Taşköprü, Sarımsak heykeli, yeni açılan kent müzesi, kısa bir şehir turunun ardından Kastamonu merkeze geçtik.

Şa’ban-ı Veli Hazretlerinin türbesinin de bulunduğu Eski Kastamonu bölgesini, Nasrullah Camii ve çevresini gezdik.
En sonunda da Ankara yolu üzerinde bulunan Kastamonu Şerife Bacı Öğretmenevi Doğa Kültür Köyünde Kastamonu’nun meşhur etli ekmeğiyle finali yapıp dönüş yoluna geçtik.
Doğa Kültür Köyü müthiş bir yer. Bölgeden geçenlere hararetle tavsiye ediyorum. Enfes bir manzarası, müthiş bir havası, harikulade bir mönüsü var. Çok beğeneceğinize kalıbımı basarım.

Aslında bilgisayarımı da yanımda götürdüm.
Yazı yazmaya da niyetliydim.
Ancak Cuma günü 01.30’da yola çıkınca ve ağırlıklı olarak direksiyon koltuğunda oturunca bedenen ve zihnen yorgun düşüyor insan.
İyi de oldu.
Çocuklarla iki gün birlikte olduk, iş yerinden, stresten, gündemden azıcık da olsa uzaklaştık.
İki gün boyunca yazı yazmamamın, daha doğrusu yazamamamın hikayesi budur.


Çorum’un Kandıra yolu !

Cuma günü Çorum ile başlayıp…
Cumartesi Kastamonu ile tamamladığımız mini gezi programımıza ilişkin beş küçük tespitim var;
1.
ÜZÜLDÜM
Yollar müthiş. Ama Osmancık-Çorum arası değil. Arazi müsait olmasına rağmen duble yol yapılmamış. Duble yol yapılmayan nadir ve ana güzergâhlardan biri. Çorum’u, İstanbul’dan gelen D-100’e bağlayan bol virajlı ana güzergâh. 2015 yılında ihale edilmiş. Ama hala bitmemiş. Çorumlular adına üzüldüm. Bu yol bana yıllardır tamamlayamadığımız İzmit-Kandıra yolunu hatırlattı.
2.
BOŞALIYOR
Çorum programında şunu gördüm. Anadolu boşalıyor. Nüfusu 10 bin, 5 bin hatta 3 bin olan ilçeler var. Bizim sadece Doğu ve Güneydoğu değil, İç Anadolu ile de ilgilenmemiz lazım. Hem de fazlasıyla. İç Anadolu’daki istihdam olanaklarını da artırmamız lazım.
3.
DODURGA
Diriliş Ertuğrul dizisinde de duyduğumuz oğuz boylarından Dodurga, Çorum’un 6 bin nüfuslu bir ilçesiymiş aynı zamanda. Çorum ve Kastamonu’da da bolca Kayı Köyü varmış. Yeni duydum, yeni gördüm.
4.
KAMERA
Yollar güzel, geniş ama her yerde kameralar var. Yerleşim yerlerinde de azami hız sınırı olarak 50 yazıyor. Elbette hızımızı bu kadar düşürmedik. Trafik cezalarının önemli bir kısmı da artık plakaya postalandığına göre, bu programın toplam trafik cezası bedelini bir iki hafta içinde öğreniriz herhalde. Allah kaza bela vermesin de…
5.
LEBLEBİ
Elbette Çorum’dan leblebi aldık. Ama leblebisiyle ünlü Çorum’da nohut yetişmediğini ve üretilmediğini duymak, hem dikkat çekici hem de üzücü bir bilgiydi benim için.


“Şerefsiz”

Kandil gecesi…
Ailece Çorum’dan Kastamonu’ya geçiyoruz.
Bizim Yaka’nın sahibi Hayrullah Demiray aradı, açar açmaz “şerefsiz” dedi.
Haliyle kan beynime sıçradı.
“Bir de bizde ekmek yedin!!!”
Ve telefonunu kapattı.
Arıyorum arıyorum açmıyor.
Buna okkalı bir mesaj yazdım tabi.
Siz benim yerimde olsanız ne yapardınız?
1.
Ekmek yedik de, köle mi olduk? Emek vererek yedik. Boş beleş yemedik. Aldığımız paranın hakkını verdik… Güngör ahlaksızı da böyle yapardı. Yanında çalışanlarla uyuşamadığı zaman, maaşını, aldığı hediyeleri gözlerine gözlerine sokmaya çalışır, ekmek yedin muhabbeti yapardı. Aynı rezilliğe bir kez daha şahit oldum. Öfkem kabardı. Şeytan diyor ki, 6 ay boyunca verdiği paraları topla da, meşhur DİYET filmindeki gibi, “Al ulan ekmeğini” diyerek şöyle yüzüne fırlatıver…
2.
Sonrasında “Mesele ne olabilir? ‘Hayrullah Demiray tutuklandı’ haberine mi tepki gösteriyor acaba?” diye düşündüm. İyi ama tutuklanma hadisesi yalan mı? Herkesin yaptığı rutin bir adliye haberi. İçine ekleme yok, yorum yok. Rutin oğlu rutin bir haber… Ayrıca ben ticaret yapmıyorum arkadaşlar, gazetecilik yapıyorum (Ya da yapmaya çalışıyorum.) Adliye haberlerini normal bir şekilde yaparım, yapacağım. Herkes için geçerli, sıradan bir kural bu. Bundan sonra da yapacağım.
3.
Yine de yaptığımız haberi beğenmedin, haber yapmamızı istemedin. Özelde eleştir, sitem et, bağır, çağır, bir ton laf söyle gerekirse, yine anlarım. Ama küfür edilmesini anlamam, anlamayacağım da. O zaman da lafı sahibine iade ettim. Bir kez daha aynen iade ediyorum. Herkes onun gibi değil. Bazı insanlar şerefleri için yaşarlar.
4.
“Şaka yapmıştır!” mı diyorsunuz? Böyle şakanın da, samimiyetin de içine tüküreyim.
5.
Allah şahit böyle yazıları yazmayı hiç ama hiç sevmiyorum. Ama hak edene de yazmaktan hiç rahatsızlık duymuyorum. Öfkeliyim. Öfkem henüz dinmiş değil…


İlçe başkanı değişince,
kıyamet kopmuyormuş!

CHP’de geçen hafta yoğun geçti.
Rutin açıklama, etkinlik ve programların yanı sıra…
  * 3 Aralık’taki kongrede 136 oy alan, rakibini ikiye katlayan Körfez İlçe Başkanı Mehmet Kaçar’ın ilçe başkanlığı düştü…
  * İzmit İlçe Örgütü de, milletvekilleri ve il başkanının olmadığı bir zaman diliminde “Birlikte Başaracağız” etkinliği düzenledi…
Dikkat ettiniz mi, bilmiyorum.
Ana muhalefet partisinin, nüfusu 170 bine dayanan bir ilçesinde bir ilçe başkanı düşüyor.
Bir ay sonrası için yeniden kongre yapılacağı ifade ediliyor.
Ama CHP’de hiçbir sıkıntı olmuyor, yaşanmıyor.
Şunu demek istiyorum.
Daha doğrusu Küçükkaya’yı aşırı sevenler (!) diyorlar ki;
  * Körfez’de sıkıntı olmadıysa, İzmit’te de olmaz…
  * İmzacılar yola çıksaydı, Körfez’deki gibi her şey birkaç gün içinde yaşanıp biterdi…
  * Yoksa İzmit’i çoktan kaybetmiş olacağız…
Sevgili Mehmet yine kızacak!
Ama parti içindeki bir bölümün görüşü de bu!
Çok geç olmadan, bu değişikliğin yapılmasının parti açısından şart olduğunu düşünüyor ve söylüyorlar.
Bu arada;
CHP İzmit eski İlçe Başkanı Selman Yıldırım’ın, İzmit İlçe’nin düzenlediği toplantıya katılmasını farklı açılardan okumaya çalışıyorum:
1. Acaba Küçükkaya, Yıldırım’ı bizzat aradı da, Yıldırım bu nazik davete kayıtsız kalamadı mı? ZANNETMİYORUM.
  2. Acaba Yıldırım o toplantıya “katılmadı” demesinler diye gitmek zorunda mı kaldı? GALİBA.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin