15 Mart’ta üç koldan başlıyordu. Başlamadı

0

5 Mart’ta “Başlıyor” diye yazdım.
Çünkü müteahhit firmanın yöneticisi böyle söylemişti.
Ama ne otogar köprülü kavşağı, ne Kandıra Cezaevi arkasından geçen yol, ne de Çubuklu Bala bölgesinde herhangi bir çalışma yok.
Üstelik 15 Mart’ı bir ay kadar da geçtik.
Kamulaştırmaları bitmeyen yerler sıkıntılı olabilir.
Ama kamulaştırma sorunu olmayan yerler de var.
Mesela otogar köprülü kavşağının bitmemesinin ne gerekçesi olabilir ki?
Halbuki müteahhidin kendisi, “Ödenek sıkıntısı yok” da demişti.
Ancak bir sıkıntı olduğu gerçek.
Bu yıl doğru dürüst kar yağmamasına rağmen ocak-şubat-mart ayında “kış mevsimi”ni gerekçe göstererek çalışmayan müteahhidin bir sıkıntısı olduğunu en başından bu yana tahmin etmeliydik.
Eeee, ne olacak bu işin sonu?
Ne zaman başlayacak Kandıra yolunda çalışmalar?

Kandıra duble yol çalışmalarının geleceği karanlık…

Harika bir Karamürsel standı ama…

Kocaeli’de tarım fuarı ne alaka?
Diyerek dün gittiğim Doğu Marmara Tarım Fuarı ile Doğu Marmara Sera, Bahçe ve Süs Bitkileri Fuarında, beni önce otoparkın doluluğu etkiledi.
Sonrasında da içerideki manzara.
Her ne kadar açılışta protokole kesilen karpuzlar İran Karpuzu olsa da, ilimizde böylesine bir fuar açılmasından ziyadesiyle memnun oldum.
Bursa’daki tarım fuarına geçen yıl sadece ilimizden 3 bin kişi gitmiş.
Çiftçiler, tarımla uğraşanlar fuarları, yenilikleri, ilişki kurmayı da seviyor.

ARTILAR, EKSİLER
İstanbul’da fuar düzenlemek karlı olabilir. Ama ilimizde tutması, zemin bulması için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi devreye giriyor ve ciddi fedakarlıklar yapıyor, destekler veriyor. En azından yer kirası almıyor, bunu kamu ve kent adına kullanıyor.
TÜYAP’ın organizasyonunda, Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle gerçekleştirilen fuara yaklaşık 160 şirket katılmış. Kamu kurumları, kooperatifler ve birlikler de var. Büyükşehir, Kocaeli ve civar kentlerden tarım ürünleri alışverişinde bulunduğu firmaları da çağırmış ki, önemli bir avantaj.
Öğrendiğime göre, tarım ve hayvancılık sektöründeki firmaların çoğu gelmiş. Kanatlı hayvanlarla ilgili kısım zayıf kalmış. Seracılar zayıf kalmış. Koruma Tarım ve Gübretaş dışında ilaç ve gübre sektörü zayıf kalmış. Sakarya’daki süs bitkisi üreticileri gelmemiş. Hatta protesto etmiş.

BUFFA ÇOK KENARDA
Öncelikle her fuarda gördüğüm taze kaşarcıları ve kuruyemişçileri bu fuarda da görmek beni rahatsız etmeye başladı. Normal fuar organizasyonlarında bu işler böyle midir?
Sonrasında fuardaki Kocaelili stantları ve ürünlerini aramaya başladım.
Bir köşede, Kandıra’da Buffa markasıyla üretim yapan Niyazi Yelkencioğlu ve oğlunu gördüm. Manda sütüyle yapılmış ürünlerini hem anlatıyor hem de satıyor. Her zaman söylüyorum, Niyazi Bey’i baştacı edelim, örnek gösterelim, bu kadar kenarda değil daha ön planda tutalım.
Mesela Kandıra-Kerpe yoluna bir tane Buffa satış büfesi koyduramadık. Ne Niyazi beyin bu büfeye ihtiyacı var, ne de bu işin altında ticari bir maksat var. Kandıra kazanır, Kandıra’nın adı duyulur, reklamı olur. Fena mı olur? Ama nerdeeee?

GÖLCÜK BALI 100 LİRA
Başiskele Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin standı müthiş. Ürünlerinin tamamı Başiskele’de yetişiyormuş. Doğantepe’de, Büyükşehir’den kiraladıkları 100 dönümlük yerde üretim yapıyorlarmış. İlk gün gelen tüm baskılara rağmen satış yapmadı, standını bozmadılar.
Kocaeli Arıcılar Birliğinde Türkiye’yi gezen arılarımızın balları satılıyor. “Kocaeli balı yok mu?” diye sordum birlik üyesi Karamürselli Bekir Akkanat’a. Gölcük Hamidiye’den kestane balı varmış. Fiyatı 100 lira.

GÖRÜN AMA İSTEMEYİN!
Bu fuardaki en güzel, en etkileyici, en beğendiğim stantlardan biri Karamürsel Belediyesine ait. Elma, armut, kivi, üzüm suyu, zeytinyağı. Hele zeytini. Karamürsel Belediyesinde görevli Deniz Aru, “Bu zeytin, Dünyada sadece Karamürsel’de yetişen bir zeytin çeşididir. Adı Samanlı zeytinidir. Özelliği kabuğunun ince, etinin kalın, çekirdeğinin ufak olmasıdır. Akçat, Fulacık, Kızderbent, Yalakdere, Hayriye, Çamdibi gibi Karamürsel’in yüksek köylerinde yetişir. Bu zeytini sopayla vurarak, dallarını silkeleyerek toplamazlar. Dalından koparıp Karamürsel sepetinin içine koyarlar” diye anlatıyor.
Önümdeki tabaktan azıcık ekmek koparıp önce zeytinyağına bandım, sonra da zeytininin tadına baktım. Bana, Sekapark’taki Marmara Balık’ın sahibi Karamürselli Özgür Akçı’nın enfes zeytinleri hatırlattı. Gerçekten de müthişti.
Ama ne tuhaftır ki satmıyorlar. Yanımdaki abla soruyor, “Arkanızda onlarca kutu ve şişe var” diyor. Ama belediye görevlisi, “Maalesef satmıyoruz. Buradaki her şey tanıtım amaçlı. Ama Karamürsel’den alabilirsiniz. Karamürsel’i de gezmiş olursunuz” cevabını yapıştırıyor gülerek.

PALAZOĞLU DA OLAYDI…
Tarım makineleri ile traktörlerin bulunduğu salonlarda Kocaelili üretici yok. Mesela Kandıra yolu üzerindeki Palazoğlu’nu dahi göremedim. Üzüldüm. Ama kocaman kocaman firmalar gelmiş, ürünlerini sergiliyorlar ki çok müthiş, güzel, güçlü bir manzaraydı.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin standında köylere yapılan tüm yardımların mini bir maketi var ki, görmenizi tavsiye ederim.
Ez cümle;
Gördüğüm manzara, “Kocaeli’de tarım fuarı yapılır” ifadesinin ispatıdır.
Önümüzdeki yıl daha da büyük bir fuara dönüşeceğinden eminim.


Kum çakıl belediyeciliği değil

Önce dün gece SDKM’de gerçekleştirilen “Kocaeli Türküleri” adlı geceye dair birkaç not;
  * İlk iki parçayı, ev kadınlarından oluşan amatör koronun söylemesi çok samimi oldu.
  * Orhan Hakalmaz sahneye ateşler içinde çıktığını söyledi. Ona rağmen yüzünden gülücükleri eksik etmedi. Hasta olduğu için PLAY BACK yaptı. Ona rağmen güzeldi.
  * Şükriye Tutkun sesinin ve kişiliğinin ne kadar kaliteli olduğuna dün gece bir kez daha şahit olduk. Kadın diliyle değil yüreğiyle söylüyor. Bu arada Kocaeli doğumluymuş!!!
  * Onur Şan’ı ilk kez karşımda gördüm ve canlı dinledim. Çok zor bir parçayı, çok iyi söyledi. Kıyafetini değil ama sesini çok beğendim.
  * SDKM seyircilerle değil, programa katıldığı için heyecanlananlarla doluydu. Merdivenlerde bile boş yer kalmadı. Ben de son anda plastik bir sandalye buldum.
  * Ses, sahne, ışık, sunum her şey çok güzeldi. Valla şunu mutlaka eleştirmeliyim diyecek bir şey bulamadım.

Konseri, vali beyin korumalarıyla birlikte izledik. Buna da şükür….

FAVORİ TÜRKÜLERİM
– Ulaşlı’nın İçinde (yaşa)
– Şinanay
– Karadeniz Gümbür Gümbür
– Elenko.
– Gümbürdesin Evimizin Kuyusu.

ENFES, ŞAHANE, HARİKA
Kocaeli’nin yerel yemeklerinden sonra saklı kalan yerel müzikleri de gün yüzüne çıktı.
Kim çıkardı?
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi.
Daha önce de söylemiştim:
Belediyelerin araştırma yapması, yaptırması, pek görülen bir durum değildir.
Bir araştırmacı gelir belediyeye, “Bunu basalım, bu programı yapalım” der.
Ama burada böyle olmamış.
Büyükşehir öncü olmuş, Kocaeli Yerel Kültür Dernekleri Platformu büyük destek vermiş, Kocaeli Üniversitesi de katkı koymuş ve ortaya böyle şahane bir şey çıkmış.
Evvela yitik değerleri gün yüzüne çıkaran bu arkadaşlara şükran borcumuz var.
İkinci olarak;
Kocaeli’nin yöresel türküleri o kadar basit, sade ve düz metinler ki…
O kadar büyük emekle eser haline dönüştürülmüşler ki…
Düzenlemeler o kadar iyi ve modern tarzda yapılmış ki…
Ben dün geceki her şeyi çok beğendim.
Belediyeciliğin “Kum, çakıl, demir, inşaat” ile sınırlı olmaması gerektiğine bir kez daha inandım.

Unutulmaya yüz tutmuş Kocaeli türküleri ünlü sanatçıların sesiyle yeniden hayat buluyor…Kocaeli türküleri albümünün tanıtım programındayız.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi paylaştı: 11 Nisan 2018 Çarşamba

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin