Seni bir köşemde yazdım mı işin biter…!

1

Ben gazetecilik mezunu değilim. Fakat 10 yıl gibi bir süredir köşe yazıyorum. Alaylıyım tabiri caizse. Ve bu konuda mütevazılık değil, hakkını vererek bu işin mektebini okumuş insanlara saygı duyuyorum.

Edebiyatçı da değilim. Belki de birçok yazımda fazlaca yazım ve imla hatalarım var. Kabul ederim, inkâr etmem. Her geçen gün bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Şunu da çok iyi müşahede ediyorum ki bu şehirde “duayen gazeteci” olarak anılmanın yolu da ne bu işin mektebinden gelmek, ne de çok doğru cümleler kuruyor olabilmek. Bu farklı bir konu buna bu yazıda girmeyeceğim.

Ben siyasetin içinden geliyorum, eski bir gazetecinin bana dediği gibi sokaklardan geliyorum demeyeceğim. Zira hala sokaklardayım. Kendimce saha çalışmalarını bilirim. Siyaseti, teşkilatçılığı ve AK Parti kültürünü bildiğimi zannediyorum.

Herkesin bildiği konularda ahkam kesmesi gerektiğini düşündüğüm için, mevzu gazetecilik olduğunda on senelik emeğime rağmen çok da fazla konuşmam!

Ama ne hikmetse gazeteci arkadaşlarımız her mesele hakkında konuşabiliyor ve her meseleye de vakıf olduklarını düşünüyorlar. Konu ne olursa olsun görüşlerini dile getirmekten çekinmiyorlar.

Kimisi tramvay güzergâhını değiştirecek kadar da etkili olabiliyor maalesef!

Kimi bir yazısıyla kişiyi koltuğundan ediyor, kimi bir paylaşımıyla insanların uykusunu kaçırıyor. Valla şaşırmakla beraber takdir ve tebrik ediyorum.

Son olarak kısmen de olsa teşriki mesaimiz olan bir gazeteci arkadaşımız, AK Partili gençlerin yürüyüş yolunda üye yapma çalışmalarını eleştirmiş ve şunları yazmış:

“Partinin Gençlik Kolları, önceki gün Fevziye Camii’nin karşısında yürüyüş yolunda üye kazanmak için stant açmış. İnsanlara kendilerini tanıtmış.
Ama bu etkinlik tarz konusunda partiye pek de uymamış.
Neden mi?
Çünkü gençler yoldan geçen kişilere özelikle kadınlara ukala ve lakayt bir tavırla ‘şişt, hey pişt’ partilerine üye yapmak için seslenmiş. ‘Hayır’ cevabını verenlere yine aynı üslupla cevap vermiş.
İnanın bu durum AK Partiye yakışmadı.”

Gazeteci kardeşimizin ifadeleri gayet ciddi bir iddiayı içeriyor ve bu ciddi iddiayı içeren yazı maalesef  “mış, miş” diliyle yazılmış. Yani bizzat kendisinin şahit olduğu bir hadise değil!

Peki, sen bu istihbaratı alınca hiç olayın muhataplarını arama zahmetinde bulundun mu? Elbette ki hayır. İki satır yazıyla ne kadar büyük bir kitleyi töhmet altında bıraktığının farkında mısın? Hayır.

Sen hiç siyasi saha çalışmalarını birebir gözlemledin mi? İnsanın nefsini ne kadar zorlayan hadiseler yaşanır da bunların ekseriyetine sabredilir bilir misin?

“ÖZELLİKLE KADINLARA” derken bunu yazmandaki amacın ne? Neyi ifade etmeye çalışıyorsun, bizim ülkemizde bir hanımefendiye şişt, pişt denildiğinde meselenin nerelere kadar gidebileceğini bilmiyor musun?

Ben üşenmedim açtım telefonu AK Parti İl ve İlçe Gençlik Kolları Başkanı arkadaşlarla görüştüm. Üye çalışmasını bizzat İl Gençlik Kolları yapmış ve İstiklal Marşımızın kabul günü olması münasebetiyle esnafımıza İstiklal Marşı dağıtmışlar…

Biz AK Partili gençler, sütten çıkma ak kaşıklardır demiyoruz. Sadece iyi niyet ve objektif yaklaşım bekliyoruz. Yıkıcı değil, imar edici muhalefet ve ikazlara tüm siyasilerin ihtiyacı var. Elindeki gücü nefsinin doğrultusunda kullanan gazeteciler ise kendisinden daha büyük ve daha nefsani kuvvetlerin hışmına uğramaktan kurtulamazlar!

En küçük bir hadisede dahi fırtınaların koparıldığı şu günlerde, özellikle kamuoyu önünde olanların fazlasıyla dikkatli olmaları gerektiğini, beylik koltuğunda olanların sabrı ve hoşgörüyü ellerinden bırakmamaları gerektiğini hatırlatır; basınıyla, siyasetçisiyle, sivil toplumuyla kenetlenmiş bir Türkiye özlemimi yinelerim.

Bize kalemle yazmayı öğreten Rabbimize şükürler olsun.

1 Yorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin