Sanat Et

1

Doğruyu, yalnızca doğruyu söyleyeceğime yemin ederek başlamak istiyorum.
Dün akşam saatlerinde bir kıvılcım gibi yayılan “Sanat Et’te 160 kilo at eti yakalandı” haberinden sonra, ne yalan söyleyeyim “Bir yanlışlığa vesile olabilme ihtimalinden dolayı” vicdanen rahatsızlık duydum.
Gecenin 10’unda, detaylı ve doyurucu bilgi edinebilmek için sağa sola, oraya buraya onlarca telefon ettim.
Belediyeleri, kamu kurumlarını, bölge sakinlerini, esnafları aradım.
Bu arada haberlerin ışık hızıyla yayılması üzerine, Sanat Et’in sahibi Nevzat Sanat’ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayı okudum.
Allah şahit ki tatmin olmadım.
Sayın Sanat’ın söz konusu iddiaları çok güçlü ve şiddetli bir şekilde reddetmediğini gördüm, kelimelerini seçerek kullandığını düşündüm.
Bir süre sonra Nevzat Bey telefonla aradı, sitem etti.
“O zaman detaylı bir açıklama yapın. Ben sizin Facebook hesabınızdaki açıklamanızdan doğrusu net bir şey anlamadım” dedim.
“Nevzat Sanat: Rutin bir denetim. Kim demiş at eti çıktı diye?” başlıklı haberin yazılma hikayesi de budur.
Nevzat Bey o açıklamasında özetle, “Tarım müdürlüğü yetkilileri rutin bir denetim yaptı. Sadece bir kangal sucuk aldı. Henüz analiz sonuçları açıklanmadı. Yapılan haberler ve yayınlar maksatlı” dedi.
Sesi durgundu, yorgundu.
Açıkçası gece vakti şunları düşündüm:
“Biz gerçekten kul hakkına mı giriyoruz? Bir insanın ocağına incir ağacı mı dikiyoruz_ Yoksa Nevzat Sanat gerçekten hatalı mı, yanlış mı?”
Bu düşünce beni sabaha kadar uyutmadı, desem yeridir.
Sabah çocukları okula bırakır bırakmaz, Tarım İl Müdürlüğünde aldım soluğu.
Ama resmi makamlar kapı duvar.
Konuya dair hiçbir özel bilgi vermedi, sadece prosedürleri anlatıp durdular.
Öğleye kadar sahadaydım, araştırma yaptım, insanlara sordum, “nasıl bilirsiniz?” dedim ve tüm duyduklarımı not ettim.
İçlerinde eksiklik olabilir.
Ama öğrenebildiklerimi, duyduklarımı ve kanaatlerimi birkaç madde altında toparlamak istiyorum:

“SADECE 1 ADET” DEĞİL
   * Söz konusu hadise İzmit-Maşukiye yolu Sarımeşe Sapağı yakınındaki Nevzat Et isimli büyük tabelası olan et lokantasında değil, 50 metre kadar ilerisinde, By Bakkal adlı süper marketin yanında, yeni üst geçidin dibindeki “Sanat Et KASAP” adlı iş yerinde yaşanıyor. Burası Nevzat Sanat’ın açtığı ilk iş yeri.
   * Nevzat Sanat’ın “rutin” ifadesi doğru. Tarım ilçe müdürlükleri bu tür denetimleri rutin olarak yapıyorlar. Ürünlerden birer adet alıp tahlile gönderiyorlar. Ancak burada tuhaf olan şey tarım ilçe müdürlüğü yetkililerinin koli koli malzemeye el koyması.
   * Nevzat Bey bana yaptığı açıklamada “Sadece 1 adet kangal aldılar” demişti. O da doğru. İlk denetimin yapıldığı Perşembe günü ekipler gelmiş, 1 adet kangal alıp gitmiş. Ancak ertesi gün üç dört araçla birlikte gelip kasap dükkânındaki bütün sucukları alıp gitmişler. Çeşitli gazetelerde 160 kilo yazıyor. Doğrusu 160 küsur adet kangal sucuk. Bu da yaklaşık 50-60-70 kilo eder sanırım. Yani Nevzat bey ilk günkü denetimi söylüyor, ikinci günkü denetimi söylemiyor. Belki de dün gecenin stresinden dolayı böyle davranmış olabilir.
   * Nevzat Bey’in de dediği gibi, şu an itibariyle kesin ve net bir durum söz konusu değil. Ürünler detaylı tahlile gönderilmiş. Fazla sucuklar tedbir olarak yediemine (yani muhafazaya alınmış, bir soğuk hava deposuna konulmuş.) Tahlil sonuçları şimdilik belli değil. Çıksa da, iş yeri sahibinin itiraz etme, başka ve daha büyük bir laboratuvarda analiz yaptırma hakkı varmış. “At eti çıkmışsa neden kapatmıyorlar kardeşim” sorusunun yanıtı işte bu.

DEDİKODULAR
   * Şayet ürünlerde sıkıntı varsa “Kaçarı yok. Kesinlikle ceza alır” diyorlar. “Hatta firma hakkında suç duyurusunda bile bulunulur” diyorlar. Ama anladığım kadarıyla tahlil raporunu bakanlık açıklamazsa, bizim yerelde öğrenme imkânımız olmayacak. Çünkü il ve ilçe tarım müdürlükleri açıklama yetkilerinin olmadığını söylüyorlar.
   * Kartepe’de bu olaya şaşıran var, şaşırmayan var. Şaşırmayanların kurduğu temel cümle şu: “Etin kilosu belli. O kadar ucuza sucuk başka nasıl satılabilir ki?” Şaşıranlar, “Nevzat abiyi tanırız. Halis muhlis bir insandır” şeklinde cümleler kuruyor.
   * Bu zamanlarda dedikodular alır başını gider biliyorsunuz. “Bir hafta önce bir çocuk yediği bir şeyden zehirlenmiş. Annesi dava edeceğini söylemiş” diyeni duydum. “Sanat Et’in 5 ton ürününe de el konulmuş” diyenleri bile duydum. (Ama tartışmalar et değil sucuk üzerinde) Hatta dün akşam Sanat Et lokantasının önüne yarış atı aracı gelmiş, aracın içindekiler Sanat Et’te çorba içmiş. Bu haberlerden sonra böyle bir manzara ile karşılaşanlar, “Ne oluyor?” demiş. Özetle, bu zamanlarda asıllı/asılsız dedikodular normal. Temkinli olmak lazım.
   * Bu kentin şantajcısı yıllar önce Miniköşk’e benzer bir yakıştırma yapmaya çalıştı. Ama hatırlarsanız tutmadı. Çünkü sektördeki herkes, Mini Köşk’ün sahibine inanıyor, güvenilir buluyordu, “At eti, eşek eti, çürük et asla kullanmaz” diyorlardı. Ama burada, Sanat Et’in dışındaki etkenlerden kaynaklanan bir sıkıntı söz konusu anladığım kadarıyla.
   * Nevzat Bey son olarak başka bir gazeteye yaptığı açıklamada, “Yakın bir zamanda müşterisi olduğumuz Sakarya’da faaliyet gösteren Tusem Et isimli sucuk üretim merkezinden firmamıza 730 gram at eti satıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu firma hakkında maddi ve manevi tazminat davası açacağız” demiş. Ama ilk açıklamasında “Bizimle herhangi bir ilgisi yok” demişti. Hatta sonrasında bana yaptığı ve bizim de sitemizden yayınlanan açıklamasında, “At eti lafını kim çıkardı?” diye itiraz etmişti. Yani ben Nevzat Bey’in hangi lafına inanacağımı şaşırdım. Bunu, yaşanan olayın neden olduğu psikolojik gel-gitlere bağlıyorum.
   * Son olarak Nevzat Sanat, Özdilek’te kasaplık yaparak gelmiş bu noktaya. Şimdiki iş yerlerine bakıp, “Çok hızlı yükselmişti” diyenler de var. Ama bu dönemlerde kıskançlıktan konuşanlar çok olur.

KİMDEN KAYNAKLANIYOR?
SONUÇ1:
Bu konu, eskiden malum şantajcının yaptığı gibi durduk yerde bir firmaya atılan iftira veya çamur değil! Rutin dışında yapılan bir denetimin haberleştirilmesi. Sanat et Kasap’tan koli koli sucuk taşındığını herkes görmüş. O kolileri taşıyanlara sorun. Dolayısıyla haberi yapan gazetelerdeki bilgilerin eksik ya da farklı olması başka bir şey. Ama böyle bir mesele var. Ve bu mesele her yerde haber olur. A firması, B firması fark etmez.
SONUÇ2:
Sanat Et’te satılan sucuklarda muhtemelen bir sıkıntı var. Ki bunu Nevzat Sanat da dile getiriyor. Ancak sıkıntının kimden kaynaklandığını, gerçek sorumlunun kim olduğunu ve sorunun büyüklüğünü, tahlil sonuçları ve verilen cezalar gösterecek. Ama kentin bu sıkıntıyı ve büyüklüğünü öğrenmesi de zaman alacak gibi görünüyor.
SONUÇ3:
Etin, sucuğun, kıymanın ve tavuğun ucuzuna kaçmayın. Hiçbir zaman. Ucuz etin yahnisi olmaz. Nokta.


Artvinliler bir günde 100 bin kişiyi ağırlamış!

Artvin Tanıtım Günlerine dün bir kez de ailece uğradık.
Yine keyif aldık, yine anıları tazeledik, yine onlarca fotoğraf çektik.
Annemin evindeki kiliminin tıpkısının aynısını, Ardanuç standında da gördüm!
Murgul standındaki görevli bizim kıza hatıra olsun diye “bakır taş” verdi!
Hopa Müzesi yine bir harikaydı.
Semerkand Vakfı, Artvin Tanıtım Günlerinde de ücretsiz çay servisi yapmış.
Boğalar bir gün önceden memlekete doğru yola koyulmuş.
Köy meydanlarında bayramlarda kullanılan dönme dolaba binmek isterdim. Ama başında görevlisi olmadığı için binemedim.
Elbette gitmişken bir şeyler de aldık.
Dernek yetkililerinin söylediğine göre, sadece havanın güneşli olduğu pazar günü, fuarı 100 binin üzerinde insan ziyaret etmiş.
Bugüne kadar gerçekleştirilen tanıtım günlerinin 1 günlük rekoru kırılmış.
Ben bu fuarda memleket havası aldım, keyif aldım, mutlu oldum.
Umarım ki, Artvinli olmayıp ziyaret edenler de keyif almış, mutlu olmuşlardır.
Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunmakla birlikte…
Kocaeli Artvinliler Derneği ve Kocaeli Artvinliler Birliği ikileminin bir an evvel ve sağlıklı bir şekilde ortadan kaldırılmasını canı gönülden arzu ediyor…
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Sağ olun, var olun…

1 Yorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin