Yapılması çok daha önemli

1

Bir Artvinli olarak Artvin Tanıtım Günlerini derinlikli olarak ele alabilirim. Ancak Artvinliler bugüne kadar bu ilde birlik olamadı. Bütün Artvinlileri bir çatı altında toplayacak bir oluşum kurulamadı. Potansiyel varken kurulamadı.
Artvin Tanıtım Günleri bir anlamda bu işe vesile oldu ve Kocaeli Artvinliler Birliği kuruldu. Başına da “abi” sıfatını taşıyan İZGAZ’ın eski genel müdürü İmad Erdoğan getirildi. Ufak tefek sıkıntı ve çatlak sesler çıksa da, ortaya bir eser çıktı.

26 BİN DOĞUMLU
Bu sebeple ben Artvin Tanıtım Günlerine, “Çok iyi, süper, muhteşem, aslan, kaplan bir organizasyon muydu?” diye bakmıyorum, bakamıyorum. Çünkü Artvinliler’in böyle bir organizasyon için birlik olmaları, bir araya getirilebilmeleri bile başlı başına bir olaydır, ciddi bir mesafedir. İnşallah ilerleyen yıllarda çok daha iyi örnekler ortaya konulacaktır.
Bu arada ilimizdeki Artvin doğumluların sayısı TÜİK verilerine göre 26 bin. Ancak 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı (93 Harbi) döneminde ilimize yerleşenlerle birlikte bu sayının 200 binler civarında olduğu tahmin ediliyor. Dolayısıyla potansiyeli büyük olan bir kent Artvin.

 

25 BİNLİK ARTVİN BELEDİYESİ
Artvin aslında Türkiye’nin en küçük vilayetlerinden biri. Toplam nüfusu 170 bin. Ve bu nüfus 17 yıldır değişmiyor. Artvin Belediyesi de son derece küçük bir belediye. Merkezdeki 25 bin nüfusa hizmet ediyor. Kocaeli’nin en küçük ilçesi Dilovası’nın 45 bin nüfusu bulunduğunu ve potansiyelini düşünürseniz, Artvin Belediyesinin standını değerlendirmeye, Trabzon ve Erzurum Büyükşehir Belediyeleri ile karşılaştırmaya benim gibi utanırsınız. Varlığı yeter, stant açması bile önemli, başkanın gelmesi dahi hoştur.

 

ARTVİN DEMEK, ÇOK RENKLİLİK DEMEK
Artvin deyince Trabzon gibi, Ordu gibi tek ses, tek renk bir yer anlamayın! Artvin’de Lazlar, Gürcüler ve dil bilmeyenler (Ahıskalılar, bölgenin manavları) var. Sahilin kültürü ayrı, iç kesimlerin ayrı. Sahilde çay var, iç kesimlerde yok. Sahilde tulum ve akordiyon var, iç kesimlerde davul zurna daha çok. İlaveten yemyeşil bir doğa, harika yaylalar ve enfes manzaralar. Artvin Türkiye’nin en küçük vilayetlerinden biri ama işte bu kadar da çok renkli.

 

3 BİN PARÇADAN ŞAVŞAT EVİ
Derince Yenikent’te oturan Yücel Altun’un yaklaşık 3 bin parça kullanarak 3 ayda yaptığı el emeği göz nuru mini Artvin Şavşat Evi’ni görmelisiniz. Tamamen ahşaptan yapılan, birbirine geçme, hiçbir çivi ve vidanın kullanılmadığı bu evin gerçeğinde, alt kat ahır, arka tarafı kışlık, üst tarafı yazlık olarak kullanılıyor. Mini Şavşat evi geniş balkonu, köşkü, tuvaleti, kömzeki, bacası ile enfes bir şey. Çam ağacından yapılan bu evin fiyatı 1500 lira. Bu evin ön kesitinden yapılan duvar tipi ise 300 lira. Ama ondan sadece bir tane var. Ona göre!

 

ÇAM SAKIZI İLE ALAKASI YOK!
Artvin Borçka’dan bu sabah gelen Murat Satı sadece çam sakızı satıyor. Sakızlar daha çok Ardanuç ve Yusufeli yöresindeki ağaçlardan toplanmış. Biliyorsunuz bu sakızın adı ÇAM SAKIZI ama çam ağacı ile alakası yoktur. Bizim yörede köknar, literatürde ladin denilen ağaçtan kesilir, toplanır. Çiğnendikçe rengi açık mor ve lila renklerine döner. Çiğnendikçe yumuşacık olur. Ama bu sakızı resimde görünen halinden yumuşacık hale getirmek için, ağızda takma ve dolgu diş olmamasına dikkat etmek gerekir! Bu arada Murat Sarı, www.balsakız.com adresinden de satış yapıyormuş. İlgililere duyurulur.

 

ATMACALAR RİZE’DEN AMA…
Artvin Tanıtım Günlerine iki atmaca Teoman Koçer’i gözüm bir yerlerden ısırdı. Meğer Rize Tanıtım Günlerine de gelmiş. Peki Koçer’in Artvin Tanıtım Günlerinde ne işi var? Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü telefon etmiş, o da gelmiş. Kafanız karışmasın; Atmaca, Rize Ardeşen ve Fındıklı ile komşu ilçeleri olan Artvin Arhavi ve Hopa’da da var. Hatta Murgul ve Ardanuç’ta da. Anladığım kadarıyla atmaca fikri son anda tanıtım günlerine dahil edilmiş. Teoman bey kafes, sarmaşık, kara yemiş, atmaca tutma ağları gibi aksesuarları getirecek vakit dahi bulamamış. Resim çektirmek isteyenler için iyi bir fırsat.

 

HOPA MÜZESİ DEHŞET!
Orta Hopa’dan Sinan Dişli’nin DOKA’nın katkılarıyla restore ettiğirdiği baba evinde dehşet bir Hopa Müzesi var. O müzede yaklaşık 2 bin ürün sergileyen Dişli, müze dışındaki eserlerden 200 kadarını Kocaeli’ye getirmiş. Mutlaka görmeli, vaktiniz varsa her şeyi tek tek incelemelisiniz. Güğümler, tencereler, tabaklar, tüfekler, ütüler, tarım aletleri, ev aletleri… Mesela 1900’lü yılların başına ait kocaman bir körük var ki, çok orijinal. 1800’lü yıllarda kadınların saç kıvırma maşası olarak kullandığı bir alet var ki, çok ilginç. Hararetle tavsiye ederim.

 

SOÇ VE NEGO
Şavşat Belediyesinin standında maket Şavşat evlerinin yanı sıra masaların üzerinde ilginç bir aksesuar var. Artvinli olmayanlar bilmez. Bunlara bizim oralarda “soç” deniyor. İğne yapraklı bir çeşit çam ağacının kökü. Vernik sürüldüğü zaman müthiş bir aksesuar haline dönüşüyor. Sizce de öyle değil mi?
Aynı stantta yer alan bir diğer ilginç şey “Nego” adı verilen dağ/yayla çiçeği. Bizim oralarda dağlarda, yaylalarda bolca bulunur bundan. Müthiş kokar. Kokusu hiç gitmez. Kurusa bile mis gibi kokutur bulunduğu yeri. Dikkat edin, kokusu azalmasın diye poşete koymuşlar. Ben bu fuarda en çok bundan bulmak ve koklamak isterdim. Önümüzdeki yıl alacağım olsun!

 

“BEBEK” İSTEYEN
Belki de bizim evde pek görmediğim için aklımda böyle bir şey yok. Ama Artvin Tanıtım Günlerinde bolca “bebek” görmek mümkün. Artvin Belediyesi standında tanesi 50-100 lira arasında değişen fiyatlarda satılan bez bebekler var. Belediyenin engelsiz yaşam merkezinde, engelli vatandaşlar ve ev hanımları tarafından yapılıyormuş. Arhavi Belediyesi standında da taş bebekler. Dere taşlarından akrilik boya kullanılarak yapılan bu bebeklerin fiyatları ise 35-40 lira arasında değişiyor. Yöresel, el emeği ve fiyatı uygun.

 

BAKIR’A BENZİYOR MU?
Murgul Belediyesi standında Murgul’dan çıkarılan bakır madenini, madenden çıkarılan ilk hali ile görmeniz mümkün. Biraz altına benzeyen bu taşlar işlendikten sonra bildiğimiz bakır haline dönüşüyor. Belediye standında çeşitli bakır ürünleri de mevcut. Fiyatları, kullanılan bakırın ağırlığına göre değişiyor. Küçük tepsiler 150 lira ama şu en enfes Artvin Murgul tablosu 1000 liradan satılıyor.

 

DUMAN’I SEVECEKTİM, İZİN VERMEDİLER!!!
Soldaki baba Duman, sağdaki oğlu Poyraz. Baba 5, oğlu 2 yaşında. Baba 700, oğlu 400 kilo. Artvin’in Ardanuç ilçesinin Ovacık köyünden (eski adı Sahre) Artvin Tanıtım Günlerine geliyorlar. Baba Duman, Kafkasör Boğa Güreşleri Festivalinde Büyük Orta sıkletinde yarışıyor. Yani Baş ve Başaltı’dan sonraki sıklette. Boğaların sahibi Emrah Yılmaz’la tanıştım. “Bu farklı bir hobi, farklı bir sevgi” diyor. “Biz evde çocuğumuza nasıl bakıyorsak, onlara da aynı öyle bakıyoruz” diyor. “Yol çok uzundu. Bu nedenle sakin boğaları seçtik. Dinlendire dinlendire getirdik” diyor. Sohbetin ardından aralarına girdim, resim çektirdim. Bir de yakından sevmek istedim. Duman hafiften boynuzunu salladı. Sahibi Emrah Bey de “Size alışık olmadığı için huylanır” dedi. Halbuki daha samimi(!) pozlar vermek istiyordum. İnşallah seneye…

 

MÜTHİŞ, DEHŞET, OLAĞANÜSTÜ
Sahnenin diğer tarafında, Ardanuçlu Murat Damla’ya, “Artvin’de yapılan ne var?” diye sordum. İlk olarak yayık tereyağını gösterdi. Hemen bir çarpa ekmeğin üzerine peynir gibi koyup ikram etti. Yağ sevmeyen, tereyağın kokusundan rahatsız olan, içi kalkan, midesi bulanan ben, bu yağdan hiç ama hiç rahatsızlık duymadım. Bilakis gerçek bir tereyağının nasıl olması gerektiğini anladım. Fabrikasyon tereyağının kilosu 30, yayıkların 40 lira. Hararetle tadına bakmanızı ve söylediklerimin gerçekte doğru olup olmadığını bizzat test etmenizi arzu ve tavsiye ederim. Tekrar ediyorum: Fevkaladenin fevkinde.

 

ARTVİN’DE ZEYTİN OLUR MU?
Diye sordum zeytin satan bir stanttaki satıcıya. “Olmaz mı?” diye yanıt verdi. Yusufeli’nin köylerinde bolca bulunduğunu söyledi. “Katkısız orijinal zeytin abi!” dedi. “Çekirdiğine bak abi!” dedi. “Vereyim mi abi!” dedi. “Boya kostik yok abi!” dedi. Bu kadar “abi” deyince haliyle tadına baktım. Delicious. Yani doğal olduğu her halinden belli. Sadece tuzla bu hale gelen Yusufeli zeytininin kilosu 25 lira.

 

ARDANUÇ CAĞ KEBABI
Artvin Tanıtım Günlerinde örneklerini her yerde gördüğümüz stantlar ve ürünler de vardı. Mesela o büyük ekmekler satan arkadaş her tanıtım günlerinde var. Kümeciler var. Bıçakçılar var. Bazı bal ve peynir satanlar da var. Hatta birine, “Bu stantta Artvin’e ait, Artvin’de yapılan ya da Artvin’den gelen bir şey var mı?” diye sordum. Alenen “yok” yanıtını da aldım.
Küçük bir ayrıntı. Cağ kebabı sadece Erzurum’un değil aynı zamanda Artvin’in meşhur döneridir. Ardanuç merkezdeki meşhur cağ kebapçıya uğramışlığım vardır. Ama fuarda zamanım yoktu, uğrayamadım. Umuyorum ki kalitesi Ardanuç’taki kadar iyidir.
Bunların yanı sıra sizlere tanıtamadığım daha onlarca şey. Vakit olursa inşallah yarın da birkaç tanesini yazarım.

1 Yorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin