Çocuk istismarını politikleştirmeden çözmeliyiz

0

Kocaeli’nin saygın gazetecilerinden Mevlüt Soysal, ilk roman türü kitabı Tek Tanığım Gökyüzü’nü 2013 yılında çıkarmıştı.
Cinsel istismara uğrayan bir çocuğun, ailesinin, istismarcının, istismarcının yakınlarının psikolojisini analiz edip, istismarın paramparça ettiği hayatları irdeleyen Mevlüt Soysal’la ne yazık ki yeniden ülkemiz gündemine giren ‘Çocuk istismarı’ konusunu konuştuk.
Çocuk istismarının birçok sebebi olabileceğini anlatan Mevlüt Soysal’ın değindiği en önemli konu ise çocuk istismarının ülkemizde tamamen siyasal bir hale gelmiş olması oldu.
Tek Tanığım Gökyüzü, Dünün Birinde ve Temmuz & Bir Gazetecinin Üç Buçuk Haftası kitaplarının yazarı Mevlüt Soysal, bir cinsel istismar vakası yaşandığında hükümetin kendini savunmak zorunda kalmaması gerektiğine değinerek, bu işi politikadan uzak tutarak bir eylem planı çerçevesinde çözülmesi gerektiğini ifade ediyor.
Çeşitli platformlar tarafından da tavsiye edilen Tek Tanığım Gökyüzü kitabının üçüncü baskısını yakında çıkararak Mevlüt Soysal, ‘Çocuk istismarı’ konusundan yaptığımız o söyleşi…

HEP GÜNDEM AYNIYDI
Çocuk istismarına iten, çocuklukların da yaşadıkları şeyler midir? Bu suçu işlemeye insanları ne itiyor?
Türkiye’de aslından benim kafamda, yazılarımda, kitapta vurguladığım temel nokta buydu aslında ama benim sıkıntım bu meselenin temeline inmememiz. Çocuk istismarını anlattığım kitabım Tek Tanığım Gökyüzü 2013 yılında çıktı. Bu zamanda da Türkiye’de gündemdi çocuk istismarı, onda sonra ikinci baskı yaptı kitap yine Türkiye’de bu konu gündemdi, şimdi üçüncü baskı olacak yine Türkiye’de gündem çocuk istismarı.

SOSYAL MEDYANIN ETKİSİ
Peki neden çocuk istismarı bizim değişmeyen gündemimiz?
Türkiye’de çocuk istismarın gündem de olmasının sebebi ’Yeni dünya düzeni’. Teknoloji, sosyal medya, internet sitelerinin, televizyonların veya bu nokta da hassasiyet gösteren kurumların artık bazı konulara ulaşmakta daha kolay olması. Bu coğrafya da hep olan fakat gizlenmesi daha kolay olan bir vaka. Bundan sonra sosyal medya ile beraber bu konuda hassas kurumların, hükümetin, bakanlıkların, belediyelerin, sivil toplum kuruluşlarının, hassasiyet göstermesi nedeniyle insanlara ulaşmak daha kolay, insanlar sesini artık daha kolay duyurabiliyor. Çok artmadı hep vardı. Bugün sokakta bir hayvan üzerinden araba geçtiğinde de bunu çok rahat bir şekilde insanlara duyurabiliyorsun. Bir insan hemen fotoğrafını çekip sosyal medya da lanet okuyabiliyor. Bu cinayetler artmıyor hep böyleydi sadece bu dönemde ulaşmak daha kolay.

EYLEM PLANIMIZ OLMALI
Tekrar soruyorum. İstismarın temel sebebi nedir? Neden bir insan bir çocuğu istismar eder?
Bu aslında benin yanıtını vermekte benim güçlük çektiğim bir şey. Hükümetin son paketi cezaları artırmaya yönelik. Ben bu kitabı yazmadan önce Hrant Dink’in vefatının ardından eşi Rakel Dink’in kurduğu bir cümle var ‘Bir çocuktan nasıl katil yaratıyoruz.’ İşte bu sorular artırılabilir. Bu çocuklar nasıl terörist, nasıl istismarcı yaratılıyor. Şimdi Türkiye’de biz hata olarak hep sonuçla ilgileniyoruz yani sonuç olduktan sonra daha fazla ceza verelim ve olay azalsın. Bu bir çözüm değil. Hükümet bunu böyle yönetiyor. Bu bir yanlış biz Türkiye olarak bu tür akaların önüne geçecek eylem planı ortaya koymamız lazım. Tertemiz bir çocuk büyüyor sonra belki çevresinin etkisiyle istismarcıya dönüşüyor. Türkiye’de bu konuyu çözmesi gereken kişiler eğitimciler, akademisyenler, psikologlar, sosyologlar.

HER ŞEYİ POLİTİKAYA BAĞLIYORUZ
Peki bizim ne yapmamız lazım bunu önleyebilmek için? Belli ki bu iş sadece eğitimle çözülmez. Eğer eğitimle çözülseydi çocuk istismar eden öğretmen haberleri görmezdik…
Türkiye’de bu sorunun çözümüne şunu demek de kolay, eğitim verilirse geçer. Bu konular Türkiye’de bilim adamlarının çözmesi gereken şeyler. Hükümet ve muhalefet tarafından bir politik malzeme olarak görülmemesi gerekiyor. Hükümet bu sorunu kendi başına çözmesi gerekmiyor bu hükümetin sorunu değildir ve yaptığı şeylerde şunu için yaptım demesi gerekmiyor. Bir sorunda muhalefetin şunun için yaptın demesi de yanlıştır.

HÜKÜMET KENDİNİ KORUMA PSİKOLOJİSİNE GİRİYOR
Bu durumda hükümet kendini koruma psikolojisine giriyor, muhalefet de bu yönden yükleniyor. Biz Türkiye’ depremi dahi politikleştiriyoruz. Çocuk istismarını da politikleştiriyoruz. Şimdi Türkiye’de bu hakların, politikaların uzaklaştırılması ve iyileştirmeye yönelik etmenlerin masaya oturtulması gerekiyor. Türkiye’de bununla ilgili hepimiz başka bir şey söyleyebiliriz, önemli olan ortaklıkla halledebilmektir. Ben sanattan kültürden yoksun bireylerin yaşanılan boşlukların neden olduğunu ifade edebilirim. Kimi manevi açıdan ifade eder kimisi başka bir nedene bağlar. Türkiye’de bu durumlara izin vermeyecek bir eğitimin oluşması gerek. Bu işi yapacak kişiler bu konuda kafa yoracak uzman kişiler. Ama Türkiye’de son zamanlarda bakıyorum biz tamamen sonuca odaklanıyoruz. Benim ifadem sonuca odaklanmayıp olayın çıkış nedenlerinin araştırılması ve bunun önüne geçilmesidir. Bir de şu yanlış gibi geliyor bana cezayı arttırmak.

ANA BAŞLIĞI KAÇIRIRIZ
Cezaya gelmişken Kimyasal Hadımı da sorayım. Bazı bilim insanları bunu geçici bir çözüm olduğunu söylüyor, ilacı kestikten sonra insanın biyolojisinin yeniden eski haline döneceğini iddia ediyor?
Dün televizyonda TGRT Haber’de izledim galiba. Bir terörist ailelere, evlere hatta başka terör örgütleriyle okullara girmiş bir terör örgütü mensubu zorunlu olarak onu bu olaylara itildiğini söylüyor mektup yazıyor ve üzgün olduğunu belirtiyor. Tamam şimdi teröristler asılsın ben teröristlerin asılmasına karşı değilim. Ama sadece bu teröriste odaklanırsak ana başlığı kaçırırız. İnsanlar var kendini patlatıyor kendini öldüren insan o esnada beyni sağlıklı düşünür mü? Düşünmez. Ben istismar olayında adamın sağlıklı düşünüp ben istismar gerçekleştirirsem şu kadar ceza alacağım demez. Küçük olaylar da cazalar caydırıcılık için uygulanmalı mutlaka. Ama büyük uygulamalarda temel çözüm bu değil. Zaten bu vakayı gerçekleştirenler sağlıklı düşünemedikleri için hatta bir cinnet anında gerçekleştiriyorlar.

HEM ÇOCUKLARA EĞİTİM HEM DE…
Bu güzel bir örnek oldu. İdam cezası gelse bile sonuçta terörist kendini patlatıyor ölüyor yani. Bir etkisi yok ölüyor, aynı hesap.
Zaten Türkiye’de cinayetlerin yüzde yetmişi sekseni cinnet anında gerçekleştiriliyor.
Türkiye’de iki taraflı olarak İzmit’te çocuk hakları okulu var. Kendi çerçevesinde belediye çocuklara senin bazı hakların var nedir bunlar; bedeninin sana ait olan yerleri var, bedenini korumalısın gibilerinden. Bu konularda uzman değilim ama belli bir istismara uğrama potansiyeli açısından önemli bir çalışma. Çünkü çocukların da bilmesi gerekiyor. Bir yandan eğitim verilmeli çocuklara bir yandan istismarcıların yetişmemesi için eğitim gerekiyor. Yani Türkiye’de birilerinin buna kafa yorması gerekiyor. Ben şu yanıtı veremem ben mühendis gazeteciyim şunu yaparsak şunlar olmaz diyemem. Bunu bilen birileri var.

BİZ BİLMİYORUZ AMA…
Bu feodal yaşam ile de alakalı bir şey, dahası istismarın gelenek olduğu toplumlar var. Biz bilmiyoruz istismar hep oluyor. İstismara uğrayan kadını ve çocuğu suçlayan toplumlar var. Bu istismarcılar hala güçlü ayakta sanki suçsuz gibi. Türkiye de bunlar gibilerini nasıl çözeceksin. Hadım bunları geçirmez.
Türkiye’de feodalden yapılan kopuk bireyselleşme, kültür, anlamında çağdaş dünyaya adapte edilmesiyle bunları Tartışacak Türkiye’nin bir eğitim hakkına ihtiyacı var. Politikadan uzak bakarak meseleyi ele alacak bir sisteme ihtiyaç var.

BU İŞİ NORMALLEŞTİRİR
Şu anda da var. Bir çocuk istismarı yaşanınca tecavüzcü devlet yakıştırması…
Kitapta aslında bunla alakalı. Türkiye gibi siyasetin çok konuşulduğu yerlerde şu bile olabiliyor, sizin partiye yakın bir kurumda bir taciz olayı oldu hemen istifa edin gibi. Haksız bireyleri normalleştirmekten başka bir şeye yaramaz. Bu tür şeyler Türkiye’de siyasete elet edilmemeli. Bugünün dünyasında sadece teknolojik devrimden daha çok haber edinmemiz lazım. Sinema filmi mi çıkmış izlemeliyiz, yeni gelişmemi var takip etmeliyiz. Mesela Gökyüzü Kitabı’nda sadece istismarcıyı oluşturan çevresel şartlar inceleniyor. Nasıl bir çevre oluşturuyor? İstismarcı, terörist veya adi suçları işleyen kişilerin yetişmesinde bir çevre sigortası var. Demek ki okullar bunun önüne geçmiyor. Okula gidiyorlar ama yine de içlerinde bir iğrençlik bir sapkınlık oluyor. Bunun önüne geçmiyor. Demek ki eğitim diyoruz aile ortamı diyoruz bunun önüne geçmiyor. Bunun önüne geçecek şey herkes içim farklıdır.
Bu konu sağlıklı bir şekilde masaya yatırılmalıdır. Sivil Toplumun bunla ilgili farkındalığı hep yüksekte tutmalıdır.

DAVETKAR OLARAK GÖSTERİLMEMELİ
İnterneti de sebepler arasında sayabilir miyiz? Dediğin gibi bir kişi düşün eğitimsiz, cahil ve sürekli ona pompalanan bir çıplaklık var. Ve bu adam da savunmasız bulduğu varlığa tecavüz edebilir…
Türkiye’de yaygın basının her gün okunan gazeteler örneğim şöyle bir haber var. Ünlü mankenden davetkar kıyafet. Bunu yapan Türkiye’nin en çok izlene televizyon kanalının internet sitesi. Mesela kadın denize giriyor başlık ‘yürek hoplattı’. Türkiye’de dizilerin, televizyonların, gazetelerin, sitelerin insanların bilinç altına kadınların bedeniyle ilgilenerek kendi özel alanlarına bile girerek insanlara bunu normalleştiriyorlar. Tetikliyorlar demiyorum. Havuza giren bir kadının bedeni davetkar olamaz.

ŞAKALARIMIZDA BİLE İSTİSMAR VAR
Bizim Türk halkımızdaki şakalarda bile cinsel istismar var. Bunlar incelenip toplumda yeni normaller oluşturmalıdır. Dizilerde, haberlerde, okullarda yeni normaller oluşturulmalıdır. Bunların bilimsel bir değerlendirmeye ihtiyaçları var. Bunu yapacak olanlar kendi ideolojilerinden koparak yapmalıdırlar. İdeolojiler insanı körleştirir. Teknolojide dünyada insanlar neler yapıyor. Bunlar incelenmeli. Meseleyi araştırmadan yola çıkıp temeline inilmeli diye düşünüyorum.

BİR ÇOK HAYAT PARAMPARÇA
Son olarak… Tek Tanrının Gökyüzü kitabının çıkış noktası tam olarak nedir? Mevlüt Soysal bu kitabı neden yazdı?
Şimdi Türkiye’de istatistik adı altında bir sorun var, nedir bu? Biz her şeyi istatistik adı altında değerlendiriyoruz. Diyoruz ki bir yılda yüz şehidimiz oldu. Mesela yüz şehidimiz değil de bir şehidimiz olsaydı biz onu çok önemserdik, heykelini yapardık, şehit olma tarihinde anmalar düzenlerdik. Ama şehit sayısı çoğalınca işi normalleştiriyoruz. Tek tek incelemiyoruz yaşamlarını. Şimdi istismar olayında da meseleye hep sayı olarak bakıyoruz. Ama şöyle bir gerçek var. Birçok kişinin hayatını paramparça etti. İstismara uğrayanı, ailesini, istismarcının ailesini çocuklarını. Yani bir mesele bir istismar birçok kişinin hayatını altüst ediyor. Ben öncelikle bun değinmeye çalıştım. Mesele sadece istismar değil durum daha da vahim. Bir sürü hayat paramparça oluyor. Bu noktaya dikkat çekmek istedim kitapta. Bir hayatın parçalanmasının istatistiki değerlendirilmemesi boyutunu ele almak istedim.

TÜRKİYE GENELİNDE…
Ben bunu incelemeye çalıştım. Önemli yerlere ulaşan birçok kadın platformunun önerdiği kitaplar haline geldi. Bu açıdan bu kitap önemli. Herkesin incelemesini tavsiye ediyorum. Tabi ki amatör bir adamın yazdığı, dışarıdan hukuki ve psikolojik katkı aldığı bir kitap. Bu açıdan önemli buluyorum. Bu kitap iki baskı yapıldı. Önümüzdeki günlerde üçüncü baskı dil olarak bazı amatörlüklerin giderildiği, daha güçlü bir dille baskısını yapacak. Benim üç dört tane kitabım var ama bu kitap sosyal sorumluluk açısından önemli bilgi eksikliğini kapattığını düşünüyorum. Bu açıdan en çok önemsediğim çalışmalardan birisi bu kitap. Bu kitapla ilgili çalışmalarım Türkiye genelinde devam edecek.

Şahsıma Tek Tanığım Gökyüzü’nün ilk baskısından elinde kalan son kitabı bana hediye eden Mevlüt Soysal’a ayrıca teşekkür ederim…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin