Ülker’e geçit vermedik. Yıldız’a da engel olabiliriz

Hatırlar mısınız?
Plajyolunda…
Yani Cumhuriyet Mahallesinde…
Federal Mogul fabrikası ile Koruma Tarım fabrikası arasında…
“Tayland Evleri” olarak adlandırılan bölgeyi…
Vefa Küçük 2009 yılında Ülker grubuna satmıştı.
Bırakın Türkiye’yi, Dünyanın tanıdığı Ülker grubu buraya liman yapmak istedi.
Bu amaçla şantiyeyi dahi kurdu.
Ancak bölge halkının itirazıyla başlayan kıvılcım tüm kente yayıldı.
Sivil toplum dinamikleri, siyasi parti il başkanları, gazeteciler de destek verince…
50 dönümlük bu alanda liman yapılmasına izin verilmedi.
Kocaeli’nin ilave bir limanı daha kaldıramayacağı dile getirildi.
Gerekirse mevcut limanların büyütülmesi ama yeni bir limana izin verilmemesi fikri üzerinde uzlaşıldı.

SESSİZ SEDASIZ GÜRÜLTÜSÜZ
Şimdi o uzlaşı bozulmak üzere.
Kocaeli’ye yeni bir liman daha yapılmak isteniyor.
Mevcut liman sayısını artırmaya dönük bir çaba var.
Yeniköy’ün tertemiz sahilinin hemen yanı başında…
Bingo fabrikasının kenarına liman yapılmak isteniyor.
Bu alanda Yıldız Holding’e ait yanılmıyorsam Tutkal Fabrikası var.
Ama fabrikanın önündeki sahil kısmı boş.
İşte Yıldız ailesi bu alana liman yapmanın derdinde.
Çalışmalar da başlamış.
Ama öyle yavaş, öylesine ağırdan alıyorlar ki…
Ortada sessiz sedasız ve gürültüsüz bir görüntü var.
Burayı gündüz vakti gören kimse “yoğun bir faaliyet” olduğunu söyleyemez.
Gülaydın Soyer’in kamyonları, Recep Ekşi’nin hemen üst kısımdaki arazisinde yapılan ve nedense kimsenin ses çıkarmadığı sert malzemeyi azar azar sahile taşıyor.
Bir dozer de taşınan bu malzemeleri sahaya seriyor.

YANINDA İSE MÜTHİŞ BİR PARK
Bu alanın hemen yanında yani Yeniköy sahilinde ise Kocaeli Büyükşehir Belediyesi müthiş bir park yapıyor.
Yaklaşık 50 dönümlük bir alana yayılan park tamamlanmak üzere.
Parka yüzlerce ağaç dikildi, oyun sahaları oluşturuldu.
Sırf sahil güzelleşsin, insanlar denize girebilsin diye sahile onlarca kamyon incecik kum getirildi.
İşte böylesine bir güzelliğin yanında yükselecek o liman.
Kirli gözleriyle, Büyükşehir’in Yeniköy Sahil Parkına tepeden bakacak.
Ki gittiğinizde kendi gözlerinizle de görebilirsiniz;
Liman çalışması için sahilden çıkarılan pislik ve toprak, 4-5 metrelik koca bir tepe haline getirilmiş.

HALBUKİ LİMANI VAR
Peki Yıldız ailesinin bir limana ihtiyacı mı var?
Yok.
Çünkü elinde Körfez’deki İGSAŞ limanı var.
Yıldız Entegre’ye lazım olan ve yurt dışından gelen tüm malzemeler bu limana yanaşıyor, sonrasında kamyonlarla Suadiye’deki fabrikaya taşınıyor.
Peki Yeniköy’de ikinci bir liman olursaYıldı ne olur?
1. İkinci bir limanları olur. İzmit Körfezinde bir limanın ne kadar değerli olduğunu anlatmaya gerek var mı? Belki de Körfez’e yapılacak son liman olur, bu liman. Dolayısıyla 50 liraya mal etse dahi, bittiğinde 500 liraya satabilir. Özel sektörün mallarını taşıyıp ilaveten kar edebilir. Yani ticari açıdan son derece karlı bir iş liman işi.
2. Mevcut taşımacılık faaliyetlerinde de büyük kar eder. Şöyle ki: Yıldız ailesinin sadece kendi mallarını taşımak için kullandıkları birkaç gemi var. Sadece bu gemilerin getirdiği malları 200 TIR 24 saat esasına göre 5-10 günde ancak taşıyabiliyor Suadiye’ye. Yani kamyonlar binlerce kilometre yapıyor ve kilometre başına da para alıyorlar. İGSAŞ limanından Suadiye’ye yaklaşık 30 kilometre var. Yeniköy limanından ise 22-23 kilometre. Bir kamyonda yaklaşık 7-8 kilometrelik fark, bir yılda milyonlarca lira fark demek. Bu işin bir ömür boyu süreceğini de düşünürseniz, sadece bu işten bile çok büyük kar elde edeceğini anlayabilirsiniz. Diğer taşımacılık işleri de cabası.

YENİ BİR TANEYE GEREK YOK
Bu hesap Yıldız ailesinin hesabı.
Tabi bir de bu kentte yaşayanların hesabı var.
Ekstra liman ile ekstra trafiğe karşı olanların itirazı var.
Mevcut limanlar yeteri kadar (hatta fazlasıyla) büyütüldü.
Bundan sonra yeni bir limana gerek olduğunu kim iddia edebilir ki?
Sırf bir sanayici daha çok para kazanacak diye…
Daha çok kar elde edecek diye memleketin altını üstüne getirmeye kimin hakkı var?
Bir iki yıl önce, Suadiye’deki Yıldız Entegre fabrikasının lavabosuna girmiştim Cuma vakti abdest almak için.
Kir pas içindeki tuvaletlerde, basit kaynakla yapılmış paslı sıvı sabunlukları görünce çok üzülmüştüm.
Meğer Yıldız ailesi bu şekilde zengin oluyormuş!!!

HER YERE ŞİKAYET EDELİM
Bu devirde İzmit Körfezinde liman yapmak için sadece para yetmez.
Ankara ayağının güçlü olması lazım.
Cumhurbaşkanının adını kullanmak, bir şekilde onunla ilişki kurmak lazım.
Ki Yıldız ailesinin en büyüğü Fehmi Yıldız da muhtemelen Ankara’dan halletmiştir işini.
Bir telefonla izinleri almış, ikinci bir telefonla da teşekkürlerini sunmuştur.
Böylelikle bizim yerel yönetici ve idarecileri de eze eze harmanını yapmıştır.
Biz ses çıkarmadan yerel dinamiklerin ses çıkarması zaten mümkün değil.
Bu sebeple ben bireysel anlamda tepkimi koyuyorum.
Yıldız ailesinin yeni bir liman yapması çalışmalarına itiraz ediyorum.
Gelin hep birlikte bu çalışmaya DUR diyelim.
BİMER’e, CİMER’e, Kocaeli Büyükşehir Belediyesine, valiliklere, çevre il müdürlüklerine, her yere şikayet dilekçeleri yazalım, sesimizi duyuralım.
Çeşitli zamanlarda bölgeye gidecek ve gelişmeler hakkında sizleri bilgilendireceğim.

YENİKÖY’E GİDİN, GÖRÜN
Dediğim gibi şimdilik bölgede hummalı bir çalışma yok.
Ama yakındır.
Hafriyatını Soyerler yapar.
İnşaatını Ekşiler yapar.
Birileri de “komisyon” hesabı yapar.
En nihayetinde pastayı Yıldızlar yer.
Vatandaşa da Yeniköy Sahil Parkından limanın gürültünü dinlemek düşer.
Böyle olmasını istemiyorsanız…
Önce bölgeye gidin, yapılan ve yapılmak istenen çalışmayı yerinde görün, Yeniköy sahilinin ne kadar güzel ve temiz olduğuna bizzat şahit olun.
Sonrasında zaten sessiz kalamayacaksınız!


Sefa Sirmen susmalı artık

Bırakıp kaçtığı Titanic Rezidans ve Otel projesiyle yüzlerce kişiyi mağdur etti.
İnsanların ceplerindeki paraları aldı, birikimlerini kullandı, hayallerini çaldı.
Ama hiçbir şey olmamış gibi, rahat rahat konuşabiliyor.
Hala daha kent siyasetine, Kocaelispor’a, oraya buraya akıl veriyor, tavsiyelerde bulunuyor.
Yaşam konforunda en ufak bir eksilme olmadan hayatını idame ettirirken…
Mağdurların yaşadığı krizleri görmezden geliyor, “ah”larını alıyor.
Şaşıyorum Sefa Bey’in bu genişliğine…

Sefa Sirmen

Demokrat Gebze’de 3 boş kasa

Murat Dağdeviren, bir dönem “FETÖ medyası” denilince Gebze’de ve Kocaeli’de akla gelen ilk gazetecilerden biriydi.
FETÖ bağlantıları sebebiyle kapatılan GESİAD’a ve dernek üyesi iş adamlarına çok yakındı.
Gerek medya alanında gerekse ticari anlamda hızlı yükselmiş, bu yükseliş doğal olarak herkesin dikkatini çekmişti.
15 Temmuz sürecinin ardından birkaç kez gözaltına alınan ancak bir şekilde serbest bırakılan Dağdeviren bildiğiniz gibi en sonunda tutuklandı ve cezaevine gönderildi.
Önceki gün yapılan son duruşmada da, “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Bu arada Demokrat Gebze Gazetesini kapatan devlet, gazetede bulunan (yanlış hatırlamıyorsam) 54 kalem malzemeye de el koydu.
Hatta geçen hafta satışa sundu ancak çoğu kullanılmış olan o malzemelere kimse talipli olmadı.
Demokrat Gebze Gazetesi ile ilgili iki gün önce yeni bir şey daha öğrendim.
Geçen hafta TMSF yetkilileri, emniyet görevlileri eşliğinde el konulan tüm gazetelere tekrar gidiyor.
Ve sadece Demokrat Gebze Gazetesinde daha önce kayıt altına alınmamış 3 kasaya rastlıyor.
Bu kasalar normal, görünür kasalar değil.
Zaten ilk heyet o yüzden görememiş.
İşin bir başka tuhaf tarafı ise…
Kasalar bulunmuş ama içlerinde hiçbir şey bulunamamış.
Yani hepsi boşmuş.
Devletin el koyduğu bu gazeteler 24 saat koruma altında.
Kimsenin bu binalara kapalıyken girme ve o kasaları açma ihtimali olamaz.
Aklınıza öyle bir şey gelmesin.
Ancak o kasaların daha önce hangi bilgi, belge evrak ya da kıymetli eşyaya ev sahipliği yapmış olabileceğini merak ediyor insan.

Murat Dağdeviren

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin