Yüzde 89 anlaşmışlar

AK Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’e ben de o fotoğrafı sordum.
Yani…
Veral İnşaat’ın sahibi Ömer Veral ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’yi makamında ziyaret edişlerini.
Öncelikle şu ilişkileri hatırlatmak lazım.
İlyas Şeker halen Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkan Vekili. Mehmet Özhaseki de bakan.
Mehmet Özhaseki’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olduğu dönemde, İlyas Şeker de yardımcısıydı.
Yani ikilinin bir süredir yakın ilişkileri var.
Sayın Şeker ilk olarak bu ziyarete nasıl katıldığını anlattı, “Sayın Bakan beni aradı, ‘Bizim Kayserililer, İzmit’te bir kentsel dönüşüm yapıyor. Sen de gel. Onları birlikte dinleyelim’ dedi. Benim o görüşmeye dahil olmam bu şekilde oldu” dedi.
İlyas Şeker ilkesel olarak kentsel dönüşüm projelerini önemsiyor.
Bu sebeple de, “Kocaeli ya da Türkiye’de kim yaparsa yapsın kentsel dönüşüm projelerine destek olmak, olası bir İstanbul depreminden önce binaları güçlendirmek lazım. Ben kentsel dönüşümün destekçisiyim” diyor.
Aynı zamanda da ekliyor: “Benim o ziyarete katılmam, o şirkete referans olmam ve her yapılana kefil olduğum anlamını taşımaz.”
İlyas Şeker görüşmeye dair de şu notları verdi:

  • “Firma yaklaşık iki sene önce başlamış çalışmaya. Ve bayağı kamulaştırma yapmışlar, vatandaşla görüşmüşler, anlaşmışlar. Mahallelerin birinde (Veli Ahmet olabilir) ‘Kamulaştırma için vatandaşların yüzde 89’u ile anlaşma sağladık. 5 kişi kaldı’ dediler. Bu oran çok yüksek. Sayın Bakan da ben de tebrik ettim kendilerini.
  • Son noktada konu Büyükşehir’e intikal edince, özellikle ulaşım yönüyle bazı olumsuzluklar olmuş. Ulaşım şu anda çok yoğun değil. Ama binalar artınca yoğunlaşacak. Büyükşehir Belediyesi ulaşımla ilgili de çözüm istiyor. Sonuç olarak Büyükşehir’le diyaloglarını artıracaklar. Bu konudan benim bir ay kadar önce haberim oldu.”

Şayet yüzde 89 oranında bir anlaşma varsa…
İş sadece Büyükşehir’in onayına, daha doğrusu “riskli alan” ilan edilmesiyle ilgili olumlu görüş bildirmesine kalmış demektir.


Hasan Ayaz’a 3 soru

AK Parti İzmit ilçenin il delegeleri listesindeki bazı isimlerin mükerrer yazılmasıyla ilgili olarak yeni ilçe başkanı Hasan Ayaz aradı, “Yedek il delegesi listesinin pratikte bir önemi ve işlevi yok. Ama yine de hata olmuş” dedi.
Hasan Ayaz hazır arayınca, ona bir iki soru daha sordum.
Partide cevabı en çok merak edilen sorulardan.
Dedim ki:

Gerçekten de partide sekreter olarak çalışan bir kadını yönetime mi aldınız?
O arkadaşımızın adı Ecenur Sevilen. Kendisi eski Akmeşe Belediye Başkanı Hilmi Sevilen’in kızı. Doğrudur, partide sekreter olarak çalışıyordu. Ancak ondan önce ilçe gençlik kollarımızda görev yaptı. Oradan sekreterliğe geçti. Yani teşkilatların içinden gelen bir arkadaşımız.
Aslında, Akmeşe bölgesinden bir muhtarımızı düşünüyordum. “Muhtarlar alınmayacak” denilince Ecenur kardeşimizde karar kıldım. Hem kadın, hem Akmeşe’den, hem genç. Ecenur 23 yaşında. Ve genel merkez benden 18-25 yaş arasında birini yönetime almamı da istemişti. Bu da önemli bir konu. Ecenur sekreteryadan ayrılacak.
Listenizde mahalle başkanları neden yok?
Aslında listeler şekillenmeden önce Santral’ın doğusunda Cemil Kanpara, batısında Sami Çınar’ı görevlendirdim. “Arkadaşlarımıza tek tek isim sorun. ‘Başkanımız bizi böyle böyle vazifelendirdi. Hangi mahalle başkanının yönetimde olmasını istiyorsunuz?’ deyin” dedim. Ondan sonra bizim önümüze iki bölgeden aşağı yukarı 30 tane isim geldi. Ve açık farkla öne çıkan isimler olmadı.
Mahalle temsilcilerimizin büyük çoğunluğu belediyede çalışıyor. Belediyelerde çalışanları çıkardığımız zaman kalan liste içindeki en güçlü bir iki kişiyi aradım. Onlar da “Beni mazur görün” dedi.
Bekirpaşa bu listede zayıf mı kaldı?
Aslında bu listenin çoğunluğu Bekirpaşa’dan. Saraybahçe yok aslında. Saraybahçe’den Ceyhun Yalçın var, Baturhan Üretürk var, ben varım. Başka yok yanlış hatırlamıyorsam. Diğerleri hep Bekirpaşa bölgesinden.
Mesela Yenişehir Mahallesinden Sami Ataman var. Eski meclis üyesi Nazmi Ataman’ın oğlu. Babasının bu davaya emeği büyüktür. Kendi de 32 yaşında. Tavşantepe’den Kireçocakları Spor Kulubü Başkanı Yasin Akkuş var. Bölgedeki pek çok dinamik onun ismini verdi. Ayrıca Cavit Akarsu’nun köyünden. Bekirdere’den Cemil Karaca ile yedeklerden Hasan Demir. 28 Mahallesinden Rıfat Akbaş. Mehmet Ali Paşa’dan Havzullah Yaydemir’i verdiler.
Ben bu isimlerin tamamını tek başıma yazmadım. İstişarelerle yazdım. Düşündüğüm kimi isimleri yazamadım, kimileri son anda girdi listeye. Bunlar siyasette olan şeyler. Bir de, diğer ilçe başkanlarımız listelerini il başkanımızla yaptı. Ben ise, kongreme Başbakanımız gelecek diye bölge koordinatörümüzle yapmak zorunda kaldım. En iyi liste olmayabilir. Ama en makul listelerden biridir.
Aradan neredeyse 10 gün geçti.
Ben bu liste meselesine noktayı koymak istiyorum.


“Biz Suriye’ye gitmediğimizde Suriye bize geliyor”

Türkiye’nin son dönemdeki Suriye politikasını anlatan en iyi cümle bence bu.
Suriye karıştığında biz gitmedik, 3 milyon insan bize geldi.
Tamam, misafir ettik, ağırladık, yedirdik içirdik ama…
Düzenimiz bozuldu.
Toplum sağlığımız bozuldu.
Ekonomimiz bozuldu.
Erdoğan’ın Suriye politikası yanlıştı, doğruydu, şöyleydi, böyleydi, konuşalım.
Ama biz Suriye’ye girmezsek…
İnanın en az 3 milyon Suriyeli daha gelirdi.


Takıntı değil gerçek!

Bu köşeden yer yer Güngör Arslan ile ilgili yazılar yazıyor, eleştiriler yapıyorum.
Olayları anlayamayanlar, “takıntı” olarak yorumlayanlar var.
Halbuki alakası yok.
Mesela;
X firma ile görüşüyoruz.
Sıradan, normal, herkes gibi ilan talebinde bulunuyoruz.
3-4 ayda herhangi sonuç çıkmıyor.
Konuyla ilgili bir arkadaşa bu mevzuyu aktarınca, “O, ondan it gibi korkar. Sana reklam meklam veremez” yanıtını alıyorum.
Siz benim yerimde olsanız ne düşünürsünüz?
Mesela;
Mağdurlar arıyor.
Hakkında yalan yazdıkları ya da cevap hakkı tanımadıkları kapımızı aşındırıyor.
“Sen yaz, yazar mısın” diye baskı yapıyorlar.
Ben de onların söylediklerini sizlere aktarıyorum.
Siz benim yerimde olsanız ne yaparsınız?
Mesela;
Bu mesleğe olan güveni sarsıyor.
Gazetecilerle tanışanların aklına ilk olarak o geliyor.
Kimileri sadece onun kötü imajı nedeniyle korkuyor bizden.
“Aman bulaşmayayım” diyor, ilişki kurmaktan kaçıyor.
Bizler bu imajı değiştirmek, üzerimize sıçrayan bu pisliği temizlemek için kimi zaman çok çabalıyoruz.
Ama kolay olmuyor.
Siz benim yerimde olsanız ne yapardınız?
***
Bunlar takıntı değil arkadaşlar, hayatın gerçekleri.
Bizim hayatımızı da zorlaştıran, bize bu meslekte nefes alma imkanı tanımayan konular.
İşte bu nedenlerden dolayı ben, onun bir gazeteci olmadığını, bir tetikçi, bir şantajcı, kötülük yayan bir virüs olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
Ve daha çoook anlatacağım…

 

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin