Ben namaz kıldırma memuru değilim

En Kocaeli’de, Bayram röportajlarının dördüncü gününde, Kocaeli’nin en hareketli, en üretken, en popüler imamlarından biri olan Kadir Çelikiz Hoca var.
Uzun bir süredir yakından takip ettiğim Kadir Hoca’yla ilgili merak ettiğim ve sizin merak edeceğinizi tahmin ettiğim her şeyi tek tek, tane tane, açık açık sordum.
İtiraf etmeliyim ki, güzel cevaplar aldım.
İşte bir solukta okuyacağınızı tahmin ettiğim Kadir Çelikiz Hoca ile yaptığımız o güzel, keyifli ve dinamik söyleşinin tamamı:

Bir hafta 10 gün kadar önce Ankara Valisi Ercan Topaca, Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı ve Bilecik Valisi Tahir Büyükakın’ı makamlarında ziyaret ettin. Geçen gün de Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy’u. Amacın ne?
Ben aynı zamanda Gölkent Kuran Kursu Dernek Başkanıyım. Sayın valimizle tanıştık, kendisine dosya sunduk. “Sayın valim Kursan Kursu inşaatında şunları şunları yaptık. Giden valimiz bize destek sözü verdi. Ama gittikten sonra iş askıda kaldı. Çatıyı yapacaktı bir firma, yapmadı. 100 bin TL borca girdik. Devlette devamlılık esastır. Desteğinizi bekliyoruz” dedik.

SENİ ÖVÜYOR, BİZİ GÖMÜYOR!
Kadir Çelikiz çok mu geziyor?
Ne için gezdiği önemli değil mi? Evet geziyor. Ama şunu da iddia ediyorum ki; Din hizmeti anlamında camisindeki görevini aksatmadan geziyor.
Yine iddia ediyorum ki, din hizmetini şu vilayette en üst şekilde yapmaya çalışanlardan bir tanesiyim. Burada bunu dediğim zaman öteki taraftaki abimizi eleştirmiş olmuyorum. Bazıları bu durumdan şikayet ediyor, “Seni övüyor ama öteki tarafı gömüyor” diyorlar. Ama ben kimsenin beni övmesini, öteki tarafı gömmesini istemiyorum ki.
Kardeşim ben namaz kıldırma memuru değilim. İstersen camimizi birlikte gezelim. Benim camim bir külliye modunda. Bu hale getirmek kolay olmuyor ki?

TEK YEĞENİ BEN DEĞİLİM
“İbrahim başkanın yeğenisin, o yüzden böyle oluyor” diyorlar.
Benim kardeşim de Kazandere köyünde imam. İbrahim başkanın imam olan başka yeğenleri, akrabaları da var. Ama kardeşim bile “Abi bir Pimapen yapılacak. Halletsene şunu” diyor. Dolayısıyla bu meseleyi sadece akrabalık bağına indirgeyemezsiniz.
İbrahim başkan bugün bizim yanlış bir şey yaptığımızı bilse, bizim önümüzü açar mı? Destek olur mu?
Gezerek aslında bu tür ilişkileri büyütmeye mi çalışıyorsun?
Adam imam portföyünün değişmesinden rahatsız. Başka bir şeyden değil. O yüzden “Ben namaz kıldırma memuru değilim” diyorum.

SOSYAL MEDYADA BÜYÜK BİR KİTLE VAR
Bir imama göre sosyal medyayı çok kullanmıyor musun?
Günümüz çağında, gazetecilik bile sosyal medyanın bir tık gerisinde kaldı. Sosyal medya şu anda en hızlı ulaşım aracı. Bende din adamıyım. Sosyal medyada da büyük bir kitle var. Herkesim var. Sadece namaz kılan cemaat yok. Camideki cemaate zaten kürsüden ulaşıyorum ben. Ulaşmadığımız büyük kitleye ise oradan ulaşıyorum. Hiç tanımadığım insanlardan geri dönüşler oluyor. Bir tane örnek vereyim. İzmir’de 25 yaşındaki bir genç, internete Karşıyaka Camii yazınca benim cami çıkıyor, İzmir Karşıyaka’daki cami çıkacağı yerde. Bana, “Hocam namaz kılmayı bilmiyorum, abdest almayı bilmiyorum” gibi şeyler yazıyor bana sosyal medya üzerinden. “Sen ciddi misin?” dedim. Ve ciddi olduğunu anlayınca, müftülüğe giderek gerekli kitap ve materyalleri kendisine kargo ile yolladım. Şu anda yine kendisiyle iletişim halindeyiz.
Velhasıl sosyal medya bugün için müthiş bir iletişim aracı. Ama benim bu iletişim aracını kullanmamdan, insanların güzel yorumlar yapmasından rahatsız oluyorlar. Bunu da anlamak mümkün değil.

 

 

Kamu parası olmayacak

CEMİYETLERDEN….
Peki hocam sen bu sosyal medyayı aktif kullanarak ne yapmaya çalışıyorsun? Amacın ne?
Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyorum. İlla ki başka bir amacımın olması mı gerekiyor? İllaki altında maddi bir şeyler mi aramak lazım?
Maddiyat derken, iyi bir yaşantın olduğunu görüyorum. Ayıp olmazsa değirmenin suyunu sormak isterim.
Ben devlet memuruyum. Eşim de devlet memuru. Kuran Kursu hocası. Allah’a şükür yetiyor da artıyor. Yani maddiyatla alakalı bir sıkıntımız yok elhamdülillah.
İyi giyiniyorsun ama…
Elhamdülillah imkanımız var. Ama bazen dostlarımız, arkadaşlarımız da hediye edebiliyor. Benim çalışmamdan, koşturmamdan, güzel giyinmemden hoşnut olan arkadaşlar da katkı sağlayabiliyor. Bunun ötesinde herhangi bir şey yok.
Hediyeleşme kıstasın nedir hocam?
Benden herhangi bir beklenti içinde olmayacak. Kamu parası olmayacak. Bir de içim ısınacak.
Hocaların cemiyetlerden para alma hadisesi var ki beni çok rahatsız ediyor bu durum. Kadir Çelikiz bu konularda ne yapıyor? Nasıl davranıyor?
Asla. Gittiğim cemiyetlerden, cenaze sahiplerinden asla böyle bir beklenti içinde olmam. Şayet kendi görev yaptığım yerlerde cemaatimiz bu yönde ısrarcı olursa (sadece ısrarcı olana) cami ve kurs bünyesindeki hizmet giderleri için aracı olabilirim. Ama asla paraya da elimi sürmem.

MENFAATSİZ SOHBET
Dünya Kur’an okuma birincilerinden, Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camii’nin imam hatibi Ali Tel’le çok sık görüyoruz sizi. Herhangi bir yakınlığınız var mı?
Ali Tel medarı iftiharımız. Kendisiyle güzel bir dostluğumuz var. Kafamız uyuşuyor. Bu bölgedeki programlara geldiğinde ya da gelecek olduğunda arar, gelir, otururuz. İnsanlar bazen karşılıksız, menfaatsiz sohbet muhabbet yapmayı ister ya, Ali Tel öyle bir isim. Bugün maalesef böyle bir toplum haline geldik. İnsanlar birbirlerine selam verdiğinde bile duraksıyor, “Bu adam bu selamı niye verdi? Ne isteyecek?” diye düşünüyor.
Senin için pek çok kişi “Aile imamımız” diyor. Neden böyle söylüyorlar?
Kendilerine yakın gördükleri için herhalde. Doğrusu istersen keyif alıyorum bundan. Hocaları itici değil sevimli anlatıyor. Ayrıca her şeyini paylaşıyorlar benimle. Bazen öyle mahrem bilgilerini paylaşıyorlar ki o bilgiler bizimle mezara kadar gidiyor. Dediğim gibi, bizim işimiz namaz kıldırmak değil sadece.

 

 

“Git işini yap” diyorlar

DEVLET BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR
Tepki almıyor musun hiç?
Almaz mıyım? “Git işini yap” diyorlar mesela. Ben de onlara soruyorum; Nedir benim işim? “Namazını kıldır” diyorlar. Yani bunu söyleyen zihniyetin kafasına göre hoca sadece camide namazını kıldıracak, etliye sütlüye karışmayacak, hiçbir sorumluluk almayacak. Halbuki hoca dediğin kanaat önderi değil mi? Lider değil mi? Lider olan, toplumun önüne geçen insanlar öyle mi olmalı?
Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım, Devlet Bahçeli gibi isimlerle yan yana resimlerin var. Bunlar tesadüf mü? Yoksa siyasal bir yorum çıkarmamız gerekiyor mu?
Siyasi bir yorum yok. Çünkü ben siyasetçi değilim. Ama siyaset yapanlar çıkarmaya çalışıyor. Devlet Bahçeli’yi ziyaret ediş sebebim 15 Temmuz ve sonrasında gösterdiği duruş. “İsminiz gibi devlet adamlığı nasıl yapılırmış gösterdiniz” dedim. Siyasal bir düşünce ile ziyaret etmedim. Sadece teşekkür ve minnet etmek için gittim.

VAGON OLMAYI SEVMİYORUM
Diyorlar ki: “Kadir Hoca artistliğin, şovun peşinde…”
Öyle olsam, İlim Yayma Cemiyeti, KİHMED gibi pek çok dernekten yönetime girmem konusunda davet geliyor. Hiç tereddüt etmeden her yere girer, her platformda kendimi gösteririm. Ama herkese şunu söylüyorum:
Beni mazur görün, sırf ismim orada olsun diye faydam olamadıktan sonra bir yeri işgal etmemin anlamı yok. Ben şu an Gölkent Kur’an Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanıyım. Bu sene sonuna kadar halen devam eden inşaatı İzmit Müftülüğüne teslim edeyim, ondan sonra bir yerlerde olmam gerekirse, faydam olacaksa olurum…
Ama ben vagon olmayı sevmiyorum. Lokomotif olmak, üretmek, fayda sağlamak, bizzat çaba göstermek istiyorum. Benim yapımda yok.
En aktif kullandığın sosyal medya hesabı hangisi?
Facebook.
Paylaşımlarının sonuna “Dua” yazıyorsun. “Dua edin” anlamına mı geliyor?
Evet. “Dualarda buluşalım” manasında kullanıyorum.

YÜZDE 80’İ
Farklı çevrelerden ne tür tepkiler alıyorsun?
Aslında olumlu ya da olumsuz eleştirenlere bakmıyorum. Ben işime bakıyorum. İş yapmaya bakıyorum. Bu mecrayı Allah rızası için kullanmaya çalışıyorum.
Dikkat edin yaptığım paylaşımların yüzde 80’i cami hizmetleri, sosyal projeler, kurum ziyaretleriyle ilgili. Bunların şov babında olup olmadığını Allah biliyor zaten. Kula nasıl anlatacaksın ki? Öyle bir niyetimiz yok.
Ama insanlardaki şu algıyı da kırmak lazım: Hocalar yatıyor. Hiçbir şey yapmıyor. Zaten bir namaz kılıyorsunuz. Bir de para ile kıldırıyorsunuz. Namaz zaten boynunuzun borcu. Elhamdülillah bunu bizim için kimse söyleyemiyor. Çünkü ben diğer vazifelerimi de yapmaya çalışıyorum. Yaptığım güzel işleri de paylaşıyorum. Rahatsız olan, tepki gösteren gösterebilir. Benim onlara yapacak bir şeyim yok.

MUM DEĞİL MAYTAP
Geçenlerde yaz Kur’an kursunun son gününde öğrencilere pasta kestin, mum üfledin!!!
Mum üflemedim. Maytaptı o. Bunu bana sosyal medya üzerinden özelden söyleyenler de oldu. “Hocam çok güzel düşünmüşsünüz de keşke mum olmasaydı” dedi biri. Ben de ona, “Fotoğrafa iyi bak. Mum olmadığını göreceksin” cevabını verdim. Maytabı koymamın amacı, ilgiyi, cazibeyi artırmak. Dikkat edin, yaz kurslarının son günlerinde öğrenci sayıları çok düşer. Ama bizim kursun son gününde müthiş bir kalabalık vardı. Sınıf ilk günkü gibi doluydu.
Bütün derslere giriyor musun?
Evet. Ben de giriyorum, müezzin kardeşim de giriyor. Ayrıca alt kısımda sübyan okulumuz ve Diyanet’in görevlendirdiği hoca arkadaşlarımız var.
Diyanet camiasından ve müftülerden tepki alıyor musun?
Tepki babında değil. Bizden ve yaptıklarımızdan haberdar olmak istiyorlar. Ben bunu da tabii karşılıyorum. Zaten biz de sınırlarımızı biliyoruz. Mesela yanımda bir müftü varsa, asla onun önüne geçmem. Benim terbiyem zaten buna izin vermez.

 

 

Siyaset gönlümden geçmiyor

BÖYLE BİR HEDEFİM YOK!
Herhangi bir siyasi hedefin var mı?
Çok soruyorlar bu soruyu. Çok aktif olduğum için sözü hemen siyasete getiriyorlar. Onlara şöyle söylüyorum:
Bugün geldiğim noktaya baktığımda; Evet, ben faydalı oldum, olmaya çalışıyorum. Buradaki heyecanım bittiğinde, yeni heyecan ve hizmetler için arayışım olur. Geleceğe dair bir plan ve hedef doğrultusunda çalışmıyorum. Böyle bir hedefim kesinlikle de yok. Ben İslama ve Müslümanlara hizmet etmeye talibim. Önemli olan o ilahi çizgiyi kaçırmamak.
Vekil adayı ol, belediye başkan adayı ol, diyen oluyor mu?
Elbette. Ama dedim ya, ben işin siyaset ve ticaret tarafında değilim. Amacım Allah rızası için helal ve meşru bir şekilde hizmet etmek. Allah şahit, gönlümden hiçbiri geçmiyor. Sadece buradaki heyecanımı, üretkenliğimi, mutluluğumu daha da büyütebilir miyim, diye düşünüyorum.

HER ŞEYİ SÖYLEYEMİYORUZ
Sosyal medya üzerinden mesaj veriyor musun?
Veriyorum.
Neden?
Memuruz. Hocayız. Her şeyi her yerde söyleyemiyoruz. Ama bazen bir fotoğraf karesi ve bir cümle birçok şeyi anlatabiliyor. İnsanız, kendimizi de ifade etmek istiyoruz. Bazen söylemle bazen eylemle. Şayet bunları meşruiyet sınırları içinde gerçekleştiriyorsak sorun yoktur diye düşünüyorum.
Özeleştiri yapıyor musun peki?
Yapmaya çalışıyorum. İnsanları çok mu rahatsız ediyorum, diye düşünüyorum. Bazen eşimle, bazen kardeşlerimle, babamla konuşuyorum. Bazen de bunalıyorum; Onlar ne istiyor? Namazını kıldır, duanı yaptır, evine kapan. Bundan sonra onu yapacağım diyorum. Ama onu da yapamıyorum.

BENİ DE ŞİKÂYET ETTİLER
Seni resmi kurumlara şikâyet eden oldu mu hiç?
BİMER ve CİMER’e edildim. Camide çocuklara çocuk alanı yaptım diye. Hem de komşularımız tarafından. Sonrasında şikayet eden kişiyi buldum, tanıdım, görüştüm ve kazandım. Şimdi o da camiye gelmeye başladı.
Yeri gelmişken cami içlerindeki çocuk oyun grubu ile alakalı birkaç şey söylemek isterim: “Çocukları cami içindeki çocuk oyun grubunun bulunduğu yere bıraktık. Ne hali varsa görsünler” anlayışı yanlış. Çocuk oyun grubu önemli. Ama ailelerinin onlarla ilgilenmesi de önemli. Kontrolsüz güç güç değildir. Bu nedenle cami içinde bir çocuğu gördüğünüzde başını okşayın, kendi çocuğunuz olmasa bile, “Oğlum-kızım namazını düzgün kıl. Dışarıda sana bir dondurma alacağım, çikolata vereceğim” deyin. Bu iş bu kadar basit.

GERÇEK DOSTLARIM…
Herkese kendini beğendiremezsin. Beğenmeyenler de çıkacaktır. Ama bizim gerçek dostumuz eksiğimizi, kusurumuzu gelip burada bizimle paylaşandır. Veya çağırıp paylaşandır. Sıkıntı ahir zaman sıkıntısı. Başka bir şey değil. Şu anda benim tek bir derdim var: Gölkent Kur’an Kursundan arşı alaya Kuran seslerinin yükselmesi. Yoksa ben yaptığım iş ve programları, Kadir Çelikiz adına yapmıyorum. Başiskele Müftülüğü, Barbaros Camii ya da Gölkent Kur’an Kursu adına yapıyorum. Allaha şükürler olsun.

BİR İMAM, ÜÇ BAŞKAN
Caminin altındaki Sıbyan Okulu çok güzel olmuş.
Allah razı olsun. Burası Diyanet İşleri Başkanlığımıza bağlı Hatice Seyrek Kur’an Kursu. 4-6 yaş arası çocuklara hitap ediyor. 60 öğrencimiz, 5 hocamız, 2 de yardımcı personelimiz var. Bu yıl ikinci kez öğrenci kabul ediyoruz. 4 farklı sınıfımızdaki malzemelerimiz son derece kaliteli. Ayrıca 60 sandalye kapasiteli bir gösteri salonumuz ve hepsinin ortasında da top havuzumuz mevcut.
Son olarak Kadir Çelikiz kimdir?
1983 Yuvacık doğumluyum. Hafızlık ve Kuran Kursu hayatıma 11-12 yaşlarında Maşukiye’de başladım, 20 yaşına kadar devam ettim. İstanbul İsmailağa’da Arapça eğitimi aldım. 20 yaşında vekil imam olarak çalışmaya başladım. Toplam 14 yıldır Diyanet’teyim. Son 10 yılı Karşıya Barbaros Camiinde geçti. Evliyim 2 çocuğum var. Başiskele Din Görevlileri Derneği, Barbaros İlkokulu Aile Birliği ile Gölkent Kuran Kursu Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanıyım.

 

1 Yorum

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin